Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

REÇETE

A+A-

Yazımın başlığına bakıp da   tıp anlamında bir reçete yazacağımı sanmayın. Ben Tıp doktoru değilim ama,  Ticaret Lisesinde ekonomi okuduk. Okulu övünmek gibi olmasın o dönemde en iyiler arasında bitirdim. Beni yetiştirenlere hürmet ve ellerinden öpüyor, rahmete erişenlere de hayır duası ediyorum.

Yine Üniversite tahsilimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İktisat fakültesini kendi dönemimde birincilikle bitirdim. Bir konu hariç girdiğim bütün sınavları başarı ile tamamladım. İyi bir yöneticilik yaptığımı sanıyorum.

Yine gururla söylemem gerekirse ekonomiyi iyi bildiğimi sanıyorum. Kendimi de her zaman yenilerim. İşimle ve hayatımla ilgili haftada bir kitap okumaya çalışırım.

Bunları geçelim;

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Bu döneminde geçeceğini umut ediyor ve Yüce Mevla’dan diliyorum.

Türk Milleti tarih boyunca her düşmanları ile mücadele etmiştir. Etmeye de devam edecektir. Güçlü olduğu dönemlerde Türk Milli önünde düşmanlar diz çökmüşler, gücümüzü kaybetmeye başladığımızda ve bunu gördüklerinde hepsi küheylan kesilmişlerdir.

Geçtiğimiz gün  Selçuk Üniversitesi rektörü Prof. Dr.  Mustafa Şahin ile bir konu hakkında görüşüp sohbet ediyorduk.Konu dönüp dolaşıp ülke sorunlarına geldi.  Rektör Şahin’in konuşması beni motive etti :

“Dursun Bey,  bu millet, bu devlet bugünkünden çok daha kötü ve zr günleri atlatmıştır. Bunu da aşacağız. Yeter ki, birlik ve beraberlikten ayrılmayalım, aramıza şeytanları sokmayalım.”

Bu dileğe katılmamak mümkün mü ?

Bu günkü zor şartlardan çıkış yolunu yine biz bulacağız.

Şimdi başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere büyük çaba sarf ediyor. Devlet tasarruf yapsın, israf önlensin diye genelgeler yayınlanıyor.

Buna ne ölçüde uyuluyor bilmiyorum ama, zaman bunları gösterecektir.

Piyasaların asabının bozulduğu bir dönemde, Türkiye'de GSMH'nin 2018'in ikinci çeyreğinde % 5,2 büyüdüğü haberi çok kimseyi şaşırttı.  Artan döviz fiyatları, yükselen enflasyon, anlı şanlı firmalardan gelen “borç yapılandırma ve konkordato talepleri yüzünden “ekonomide kriz mi var?” sorusu bir süredir gündemde. Bir süre daha da gündemde kalmaya devam edecek gibi duruyor.

Ancak yine belirtiyim biz bu süreci aşacağız.

Yalnız bu iş yalnızca vatandaşla olmaz. Top yekun bir savaş, top yekin bir tasarruf yapmalıyız.

Belki gördünüz.

Trafikte Polis, jandarma, zabıta iş birliği ile denetim yapacak. Kurallara uymayan, kemer takmayan, tehlikeli araç kullananlara ceza uygulaması yapılacak. Yapılmasına yapılsın ama,  bir kemer takmadı diye de aşırı cezalara gidilmesin. Devletin sıkıntısını vatandaş sırtlanmasın.

Peki ne yapsın?

Şimdi sıkı durun. Bu fikri bana bir dostum söyledi.

Top yekün dedik ya,

Hani Atatürk’ün Sakarya Meydan Savaşında söylediği gibi,

Hattı savunma yok, Sathı savunma. Yani sathı tasarruf.

Bu en başta başlayacak, tabana kadar yayılacak.

TBMM’de  600 milletvekili var.

Bunların birer maaşını devlete bağışlamasını,

16 bakan var. Bunların çoğunun paraya, pula ihtiyacı yok.

Ayrıca her bakanlığın 2-3 yardımcısı var. Danışmanları var.

Yüzlerce genel müdür, daire başkanları, Bölge Müdürleri var.

81 Vali var,

Yüzlerce Vali yardımcısı var.

Bine yakın kaymakam var.

Var, var, var.

Vatan, Millet, Sakarya ise bunlar birer aylık maaşını devlete bağışlasa bu bağışlanan paraların da nereye gittiğini vatandaş görse, işte o zaman, kurtuluş savaşında analarımızın, bacılarımızın, karılarımızın kolunda bileziği, parmağındaki yüzüğünü nasıl devlete bağışladılarsa yine yaparlar.

Bu paraların nereye gittiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp vatandaşa açık- seçik anlatırsa bu devleti teslim almak isteyen iç ve dış düşmanları nasıl diz çökecek görürüz.

Ama her konuda da açık olacağız.

Az yiyeceği,

Az içeceğiz.

Az gezeceğiz.

Tasarrufu vatandaştan ister, kendimiz zevkü safa yaparsak, buna kimse “evet” demez.

Acil işlerimizi yapacağız.

Devlet için yapılması gereken işleri yapacağız.

Şatafata gerek yok.

Ahlat’a , Marmaris’e  saraya gerek yok.

Bakanların, Bakan yardımcıların harcamalarına, hatta valilerin, kaymakamların, bölge müdürlerinin harcamalarına  fren vurmalıyız.

Şimdi bakıyorum.

Elbette olacak.

Vali mülki amir olarak bir toplantı yapıyor. Onlarda il, bölge müdürleri toplantıya bir araçla geliyor. Hepsi lüks araçlar. Kışın şöför aracı istop ettirmiyor. Neymiş araç sıcak duracakmış, yazın istop ettirmiyor. Neymiş, klima çalışacak.Böyle tasarruf yapılmaz.

Dahası Belediye Başkanları da tasarrufa dahil edilmelidir. Belediyelerde yapılan işlerin pek çoğunun  gereksiz olduğunu bilmekteyiz.

Petrolu dışarıdan almaktayız. Özel görevli araçlar hariç, gerekirse   tek- çift  plaka uygulamasına geçmeliyiz. Bir çok semte belli saatlerde giden belediyeye ait toplu taşıma araçları boş gidip- boş geliyor. Bunun planlaması yapılmalıdır.

Ha belki aklınıza gelebilir. Eğer bunlar yapılırsa bende bir maaşımı severek devlete bağışlamayı taahhüt ediyorum.

Bakınız,

Kocaeli, Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlardan dolayı, bu yıl yedincisini düzenleyecekleri Uluslararası Darıca Yarı Maratonu’nu ileri bir tarihe ertelediklerini açıkladı. Karabacak, makam araçlarının iptal edilmesi gibi tedbirlerle belediyenin yüzde 35 tasarruf edeceğini söyledi.

Bunu neden tüm belediyeler yapmasın?

Buda başka bir örnek . Kırıkkale Yahşihan Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Osman Türkyılmaz’ın eşi Necibe Türkyılmaz makam odasında 11 arkadaşıyla pastalı, kurabiyeli, kısır partisi sosyal medyada paylaşılmıştı.

Bilmiyorum bu konuda nasıl bir işlem yapıldı. Kim ne sordu ?

Son olarak ta kendi işimize bakalım. Suriye’de ateş yanıyor. Bizimde yüreğimiz yanıyor ama,  kendimizin ihtiyacı olan kaynakları başkalarına vermeyelim. Suriye’den gelen mültecilere kucak açıyoruz ama, bunların içinde bunu hiç hak etmeyenlerin varlığını da görüyoruz. Daha dün Gaziantep’te isyan çıkarttılar. Şanlı bayrağımızı mülteci kampının kapısından  indirip, Suriye bayrağı astılar. Askerimizi  rehin aldılar. Çatışma çıkardılar. Türk Milleti olarak bunların temizlenmesini istemekteyiz.

Bilmem anlatabildim mi ?

Aklıma geliverenler bunlar. Dileyelim şu reçeteye yeni ilaveler yapılsın ve ülkemiz bir an önce bu baskıdan, bu sıkıntıdan kurtulsun.

Bu yazı toplam 279 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.