1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. “Reddi Miras’tan Vazgeçtik”
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

“Reddi Miras’tan Vazgeçtik”

A+A-

Geçtiğimiz yüzyılda İslam ümmeti arasına suni sınırlar çizen Batı, kendisinde ise sınırları kaldırmıştır. Bugün bir Alman veya İtalyan istediği Avrupa ülkesine gitmenin yanında herhangi bir dünya ülkesine de serbestçe gidebiliyor.

Osmanlı tebaasını birbirinden ayırmayı başarmış olan Batı, Osmanlı modelini referans alarak ittifaklar kurmuş ve geliştirmiştir. Bize “Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoktur”, “Araplar sizi arkanızdan vurdu”, Arap’lara “Osmanlı sizi sömürdü” Kürtlere “yıllarca ezildiniz” yalanları ile bizi birbirimizden ayırmaya çalışmış ve halen de buna devam etmektedir.  Bizdeki resmi devlet ideolojisi de yıllarca Ortadoğu ve İslam dünyasına uzak durduğu için bize yakın olanlar uzak olmuştur. Oysa Osmanlı vatandaşları ile Cumhuriyetten sonra dahi bağımızı koparıp medeniyet kurucu iddialarımızdan vazgeçmiş olmamız ciddi soru işaretlerine neden olmaktadır. En azından hilafet makamının güç ve nüfuzundan neden vazgeçmiş olduğumuzu hala anlamıyorum. Çünkü İngilizlerin de nihai hedefi hilafet makamını kaldırmaktı.

Düne kadar bizim olan Bağdat, Şam, Mekke, Kahire ve Kudüs ile aramıza çizilmiş sınırları kabul etmiş görünüyoruz. Bu sınırlar suni sınırlardır ve elbet bir gün bu sınırları aşıp ümmet ile bütünleşeceğiz. Fakat bunun için sloganlara değil gayret ve çabaya ihtiyacımız vardır. Düşmanlarımızdan daha fazla birlik, beraberlik ve gayret gösterdiğimizde onlara üstün geleceğimizi düşünüyorum. Bu sınırlar dayatma ile çizilmiştir ve biz kendimize geldiğimizde bu sınırları kaldırabileceğiz. Bunu ham bir hayal olarak bile görseniz, bence değerli bir hayaldir. Çünkü bu hayal ve hedeflerimiz süper güç zannedilen Siyonistleri bile tedirgin etmektedir.

Maalesef emperyalizm ve Siyonizm’e yönelik her eleştiriye yıllarca ülkemizde burun kıvrıldı. Siyonistler her fırsatta Müslümanlara zarar vermek için her türlü kötülüğü yaparlar. Çünkü onların toplumsal arkaiklerinde diğer milletlerin onlara hizmet etmek gibi bir varoluş nedenleri olduğu düşüncesi vardır. Bunun için örneğin; onlardan ithal ettiğimiz gıda ürünleri ile bizim ve çocuklarımızın sağlığımızı bozmak isteyecekleri ihtimalini bile yabana atmamalıyız. Onlar ne kadar güçlü görünseler de hala bizim güçlenip gelişmemizden çok korkuyorlar. Çünkü bir tek Türkiye onların Büyük İsrail devletine engel görünüyor.

Önümüzdeki dönemin neler getireceğini kestirmek çok güçtür. Ne kadar zayıflasa da 1920’lere kadar Osmanlının yıkılacağını, 1948’e kadar İsrail’in kurulacağını, 1991’e kadar SSCB’nin yıkılacağını söyleseler adama gülerlerdi. Bugün ülkemizin, önümüzdeki dönemde nasıl adımlar atacağı ve bu adımların nasıl sonuçlar getireceğini net bir şekilde ifade etmek güç olabilir. Fakat ben Türkiye’nin kendi dinamikleri ile hareket edip, İslam dünyası ile bütünleşmesinin, mazlumlara yardım etmesinin, Ortadoğu’daki krallıkların demokratikleşmesine yönelik atacağı samimi adımların yanında Batı ile ilişkileri koparan taraf olmayan bir çizgi izlemesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Devletimizin bütün kurumları ile bu çizgide bir politika izlediğini de düşünüyorum.

Türkiye’nin ilerleyişi devam edecektir. Fakat tarihsel süreçlerin nasıl gelişeceğini kestirmek zordur. Bu nedenle ülkemizin mücadelesi de zaman alacaktır, zorluklar olabilecektir. Her şey hemen oluvermiyor, bıçak sırtı bir seyir izliyor. Sanırım samimiyet ve imtihanın sırrı da burada gizlidir. İnkâr edip unutmaya çalıştığımız mirasımız ise geleceğimizi yönlendirmeye devam edecektir.

Devletimiz de artık reddi mirastan vazgeçip kendi tarihi ile barışıp yüzleşmeye başlamıştır. İyisi kötüsü, eğrisi doğrusu ile tarihimize sahip çıkıp kendimizle barışacağız. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 859 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.