1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. REFAH VE KALKINMA
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

REFAH VE KALKINMA

A+A-

Türkiye’nin derdi çok.

Kış ayları yavaş yavaş başlıyor. Ancak henüz Konya ovasında yağış yok. Geçtiğimiz Cuma günü bazı camilerde yağmur duası yapıldı.

İnsanlar bir taraftan geçim, diğer taraftan kışlık ihtiyaçlar ve ısınma derdinde.Çünkü gündüz ile gece arasındaki ısı farkı  insanları ve özellikle de yaşlı ve çocukları olumsuz etkiliyor.

Aynı şekilde Devlet, hükümet de bir çok sorunla boğuşmaktadır.

İçte ve dışta yaşanan olaylar basit olaylar değil elbette ama, asıl sıkıntılı durum, Kuzey Irak, Suriye sınırı, içeride PKK ve diğer terör örgütleri ile Hain FETO.

TBMM yeni  çalışmada yeni döneme girdi. 2019 seçimleri öncesi 16 Nisan’da yapılan referanduma  uyum yasaları hazırlanıyor. CHP ve HDP bildiğiniz gibi…

Yeni dönemde yatırımlar ve seçime gidilen yolda biraz daha hız kazanacak. Bazı belediye başkanları ve il başkanları istifa etti veya ettirildi. Bazıları ise bildiğiniz gibi direniyor. Erdoğan ise kararlı :
“Gereği yapılır!”

Konya AK Parti il yönetimi başkan bekliyor. Her kafadan bir ses, herkeste bir tahmin ve herkes gönlünden geçenin başkan olacağını söylüyor.

Toplum hemen her şeyi istemektedir. Toplum refah istemektedir. Ekonomi de belirsizlik, enflasyonda ve işsizlikte yükselme var. Kalkınmanın yolu da yatırımdan, refah düzeyinden geçmektedir. Balalım yıl sonu büyümemiz ne olacak ?

Büyüme önemlidir ve fakat büyümenin ne kadar halka yansıdığı da önemlidir. Büyümenin ne kadar halka yansıdığını ve halkın refahını kalkınma verileri gösterir. Bir çok hizmet ve mamule zam geldi. Yıl sonunda ise bu zam yağmuru çok daha yüksek seviyede. Bildiğim kadarıyla bütçe açığını kapatmak için sadece  Trafik cezalarından 40 milyon gelir bekleniyor.

Ekonomik kalkınma, büyümeyi de içine alan daha geniş bir kavramdır. Büyüme ile elde edilen gelir artışı, toplum refahı için kullanılırsa, büyüme halka yansımış ve ülke kalkınmış olur.Ancak yeni vergiler tabi ki, zamlar insanların canını sıkacak görünüyor. Özellikle MTV artışı yüzde 40’dan yüzde 25’e indirilse de  fahiş bulunmaktadır. Akaryakıt zamları insanları bezdirmiş durumdadır.

Ekonomik büyüme yanında, ortalama yaşam beklenti süresi, kişi başına düşen doktor sayısı, çocuk ölüm oranı, kişi başına düşen gazete okuma oranı, Eğitim düzenimizde ve sınavlardaki değişiklikler ,öğretmen sayısı gibi ölçütlerle çevre şartlarının iyileşmesi de kalkınmanın birer göstergesidir. Ayrıca kalkınma olması için teknolojik gelişmenin de sağlanmış olması gerekir.

Demokrasi de kalkınmayı ve toplumsal refahı destekleyen önemli bir unsurdur. Demokrasi, Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokratik özgürlükler, kalkınmanın temel şifreleridir.

Gelir artışı değişmeyen, asgari ücretlinin durumu çok vahimdir. Yaşam  kalitesi düşük, katılımcı demokrasiye sahip olmayan bir toplum gelişmesini tamamlamış bir toplum değildir. Bakalım yeni dönemde seçim yasalarında ne gibi değişiklikle bu katılım sağlanacaktır ?

Başka bir açıdan bakarsak, Türkiye bu sene ikinci çeyrek 5.1 oranında büyüdüğü açıklandı  ve fakat kamuda çalışan işçi ve memura, büyümeden refah payı alamadı. Ayrıca işçi ve memurun sosyal güvenliği veya çalışma şartları, çocuklarının eğitim imkânlarında da ilave bir artış olmadı. Yani büyüme topluma yansımadı. Bunu adil şekle getirmek lazım.

Öte yandan bir ülke cari açık veriyor ve borçla büyüyorsa, bugünkü büyüme yarınki küçülme demektir. Zira cari açık ve dış borçlanma sonsuza kadar devam edemez. Bir gün bunları geri ödemek gerekir. Bu şartlarda kalkınma gecikir veya olmaz. Arjantin bir zamanların gelişmiş ülkesiydi. Bugün gelişmekte olan bir ülkedir.

Yine biz eğer cari açığı finanse etmek için değil de, yatırım yapmak için dış borç alsaydık, hem daha çok kalkınırdık hem de bu yatırımlar kendi borcunu öderdi.

Demek ki kalkınma politikası aynı zamanda, küresel süreçte ülkenin ekonomik çıkarlarını koruyacak, ülke mallarının uluslararası piyasada rekabet gücünü artıracak, ekonomik anlamda bir ülkenin açık veya gizli olarak kaynak kaybını önleyecek bir politika olmalıdır. Yani Ulusal Kalkınma Politikası olmalıdır.

Söz gelimi, Çin'de piyasa ekonomisi anlayışı ile ABD'de piyasa ekonomisi anlayışı birbirinin tersidir. Buna rağmen her iki ülke de kendi ülkesinin çıkarını maksimize edecek ulusal kalkınma politikaları uygulamaktadır. Çin merkezi kararlar ve kur politikası ile rekabet gücünü artırıp, dış işlemlerde cari fazla vermektedir. ABD ise kapitalizmin temsilcisidir. Türkiye’de D8 ler zirvesi yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli para ile alış veriş önerdi. Tutar mı bilmiyorum ama, ABD ve CİA ajanları buna müsaade edeler mi , bekleyip göreceğiz.

Eğer biraz ekonomiyi bilebiliyorsak kişisel düşüncem, bizim küresel süreçte iktisat teorilerine boğulmak yerine, ülke çıkarlarımızı maksimize edecek bir kalkınma politikası içinde cari açıktan kurtulmamız lazımdır. Bunun yollarını aramak gerekir.

 

 

Bu yazı toplam 415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.