Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

REFERANDUM

A+A-

 

         Bu günlerde halk ağzında ve haber kanallarında dolaşan ve sıkça duyulan bir kelime olarak karşımıza çıkan referandum, halkın reyine başvurmak ve halk oylaması anlamlarına gelmektedir.

         Bir memlekette genellikle, her hangi bir konuda idarecilerin bir konuda kendi aralarında anlaşıp uygulamaya geçilemediği zaman halkın görüşüne başvurmak demokrasinin gereklerinden kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan da sıkça olmasa da gerektiği zaman başvurmak, halkın görüşünü almak uygun bir davranıştır.

         Fakat bugünlerde haberlerde özellikle karşılaştığımız referandum sadece bir memleketin iç meselesi olan bir konuda değil, en azından yakın komşu ve komşu devletleri de ilgilendirmektedir.

         Bilindiği gibi, Irak’ın kuzeyinde ve bizim güney sınırlarımızın da yakınında Irak Devletine bağlı ve ayrı bir idari sistemi bulunmayan Kürt ırkından olan Irak vatandaşları yer almaktadır.

         Referandum lafı bunlardan çıkmış bulunmaktadır. Burada bulunan ve Kürtlerin başı olarak görünen Mesut Barzani Irak’tan ayrılarak ayrı bir devlet hâlinde bir oluşum için referandum kapısını açmış bulunuyor. Bu düşünceyi Avrupa ve Amerika ise destekler görünüyor. Hatta bilfiil silâh vermek suretiyle işin içine bile fiilen girmiş bulunuyor.

Bizim de Güney doğu Anadolu bölgesinde ağırlıklı olmak üzere, fakat diğer bölgelerde de Kürt vatandaşlarımız bulunmaktadır.

Bu iki ayrı devlette yer alan vatandaşların tek bir menşei olmasa da ırk aynı olunca bu iki devletten birisini rahatsız etmek isteyen diğer devletler zaman zaman bunları harekete geçirmeye çalışmışlardır. Bazı zaman da belli sınırlarda kalsa da bu konuda muvaffak da olmuşlardır.

Şöyle de diyebiliriz: Bu konuda bizim ve Irak’ın başı epeyce ağrıtılmış ve gerçekten de ağrımıştır. Hatta hâlâ da ağrımaya devam etmektedir. Hele 15 Temmuz hareketliliğinden sonra sadece Irak sınırları içinde kalanlar değil, Suriye’de Türkiye’de bulunanlar da harekete geçirilmeye çalışılmıştır.

Suriye kendi başına bir problem olmakla birlikte ayrıca ve yeni problemler de getirmiş görünüyor.

Aslında bu problemler yerleşik halkın kendi içinden kaynaklanmamaktadır. Onları kullanan devletlerin karıştırmak istedikleri bir bölgede bulunmaları karışıklığın nedeni olarak görülmelidir.

Benim görebildiğim kadar, Suriye’de çıkarılan kargaşa ve sonrasında oradan neredeyse nüfusun üçte birinin dış göçe zorlanması ve bunun gerçekleşmesi tamamen geleceğe yönelik bir faaliyetin başlangıcıdır.

Öteden beri bilinen şey, bu topraklarda İsrail’in gözünün olduğudur. Çünkü onların dinlerinin kendilerine vaad ettiği Nil Nehri ile Fırat nehri arasında kalan topraklar buralardır.

Bu toprakların Yahudilere peşkeş çekilmesi, aynı zamanda Batı Hıristiyan Devletlerinin öteden beri rüyasıdır. Çünkü bu durum gerçekleşirse iki hayal birden gerçekleşmiş olacaktır.

Yahudiler kendilerine vaad edilen topraklara kavuşmanın yanında asırlar öncesinden başlayan ve Haçlı Seferleri olarak bilinen Seferlerin yapılmasına sebep olan Hıristiyanların da kendi arzularına kavuşma şansı doğmuş olacaktır.

İşte bu sebeplerdendir ki, Orta Doğu bugüne kadar pek rahat yüzü görmemiştir. Bundan böyle de pek görecek gibi görünmüyor.

Bu topraklarda bulunan petrol kaynaklarının herkesin dikkatini çekmesi ve ele geçirmek arzusu ayrı bir sebep olarak akıllardan hiç çıkmamıştır. Bugüne kadar bu konuda pek çok çaba sarf edilmiş ve çok kan dökülmüştür.

Bundan sonra dökülmeyeceğini kimse iddia edemez.

Bu sebeple de uyurken bile gözü açık olmak her halde bize düşer.

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.