1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Referandum (Öncesi Ve Sonrası)
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Referandum (Öncesi Ve Sonrası)

A+A-

Bir memleketin yönetim biçim ve kurallarını içeren Anayasası, konusu açısından bakıldığında çok önemli bir yasadır. Zira anayasalar bir memleketin idare şekil ve biçimini, idare sistem, yöntem ve yöntemini belirler.

Diğer taraftan insanların hayat tarzları ve hayattan beklentileri de zaman içinde ve elde edilen şartlara göre değişime tabidir. Bu da bize insanların, gün geçtikçe, daha iyi şartlarda yaşamak ve dolayısıyla ona göre yönetilmek arzularını da değiştirdiğini ve geliştirdiğini göstermiştir.

Bu durum bize zamanın değişmesi ile kanunların ve bu kanunların esasını oluşturan Anayasaların da değişmesi gerektiği gerçeğini görmemizi sağlar. Buna göre zaman içinde anayasaların da değişmesini tabii karşılamak gerekir.

İlk anayasa nerede ve ne zaman yapılmış ise ve uygulandığında kendisinden herkesin ve her kesimin memnun kaldığı bir anayasa olarak tarihe geçmiş bile olsa ve bu sebeple günümüzde de uygulanmak istense bundan hiç kimsenin memnun olması beklenmemelidir. Çünkü böyle bir beklenti olamaz.

Zira insanların yaşadığı yılların getirdiği şartlar her coğrafyada ve her dönemde aynı değildir. Bu sebeple de zaman içinde başta anayasalar olmak üzere yönetimi düzenleyecek yasaların da değişmesi ve değiştirilmesi tabiidir. Ne var ki, bütün insanların düşünce ve toplumun yapısı aynı olmadığı gibi, yaşadığı hayattan memnun olma ve beklentileri de aynı olamaz.

Bunun için de yapılacak değişikliğin ittifakla kabul edilmesi gibi bir düşünce kimsede yoktur.

Bu sebeple de yapılmak istenen değişikliğin kendilerine ve yeni oluşacak nesillere uygulanacak olması sebebiyle bizzat halka sorulması ve onun görüşünün ve tasvibinin alınması uygun bir davranıştır. Bu uygulama yöneticilerin halkın iradesine saygı göstermesi anlamına gelir. Nitekim 16 Nisan’da yapılan da budur.

16 Nisan öncesini hep birlikte yaşadık. Yapılmak istenen ve Büyük Millet Meclisinde uygun görülüp kabul edilen bu değişikliğin halkın oyuna sunulması gündeme geldiğinde muhalefet edenler görüşlerini halka ifade ettiler. Doğru olduğunu kabul edip halkın desteğini isteyenler de görüşlerini söylediler.

Halk da kendi düşüncesine göre, kimsenin zorlaması olmadan görüşünü oy olarak sandığa attı. Sandıktan çıkan netice de belli oldu. Bütün bu anlattıklarım fiilen gerçekleştiği gibi, genel olarak da kabul gördü. Ancak bazı muhalif partilerin baştan beri sürmekte olan muhalefetleri devam etti. Dolayısıyla sandıktan çıkan oylar herkes tarafından kabul edilmemiş oldu. Fakat iş burada bitmedi.

Halkın çoğunluğunun kabul ettiğini bildiren oylarının yanı sıra halkın hakkını korumakla görevli yetkililerin, yöneticiler tarafından yapılan bazı eksik işlemin halk açısından bir zarara sebebiyet vermediği yönündeki kararları da tenkit edilmeye başlandı.

Yapılan bunca iş ve işlemlerin ve bu işleri yapmak ve yürütmekle görevli kimselerin davranışları ile karşı çıkanların eylem ve söylemleri, göz önüne alınarak üzerinde düşünülecek olursa yapılan hatanın muhalefet edenlerde olduğu kolaylıkla görülüp tespit edilecektir.

Ne var ki, görünen ‘üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek’tir. Bu durum ise biz de öteden beri var olan var olan, partilerin onulmaz dert ve sıkıntılarıdır. Neredeyse her seçim ve oylamadan sonra görmeye alıştığımız uygunsuz mizansen ve gösteri işlemleridir.

Farklı yaratılış ve karaktere sahip olan insanoğlundan bundan başka bir davranış beklemek de onun karakter ve yaratılışına aykırıdır.

Özellikle de insan düşüncesinden çıkan bu ve benzeri idari iş ve işlemlerin bütün insanlar tarafından olumlu karşılanmasının beklenmesi abestir.

Bu yazı toplam 323 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.