1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. REFERANDUM VE TARAFTARLARI
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

REFERANDUM VE TARAFTARLARI

A+A-

Her devlette olduğu gibi Irak vatandaşları da tek bir ırktan oluşmamaktadır. Gerçi Irak deyince akla onların Arap oldukları ve orada Arapça konuşulduğu gelirse de bu genel geçer bir ifade ve değerlendirmedir. Irak’ın içine bakıldığında da Araplardan başka ırklardan Irak vatandaşlarının bulunduğu görülür.

Nitekim Irak’ın kuzeyi böyledir. Orada sadece Araplar değil, başka ırktan olan vatandaşların yoğunlukta olduğu görülür. Yani bu bölgede Kürtler, Türkler, Türkmenler… vs. gibi Arap olmayan vatandaşların çokluğu dikkat çekmektedir.  

Hatta din ve mezhep yönünden de bir yeknesaklık yoktur. Müslüman ve Müslüman olmayanların yanında Müslümanların da farklı mezhepten olanları mevcuttur. Bu sebeple de zamanla bunlarla geniş bölgelerde yerleşik bulunan Müslümanların idaresi altında yer alan bu grupların anlaşmazlıklarının ortaya çıkmış olduğu da bir gerçektir.

Diğer taraftan Irak yer altı zenginliklerine de sahip bulunan bir devlettir. Yani orada zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunmaktadır. Bu sebeple de devamlı olarak devletin başı ağrımakta veya ağrıtılmaktadır.

İnanç yönünden bakıldığında çoğunluğun alevi Müslüman oldukları görülür. Ancak nedense çoğu zaman yöneticiler Sünni olagelmiştir. Bu da dışarıdan yapılan müdahaleler neticesidir. Yani dış müdahalelerle çoğu zaman idari mekanizmanın başına Sünni Müslümanlar getirilmiştir. Bu sebeple de iç kavgaları ve iç huzursuzlukları devamlı olmuş ve kendilerini toparlayıp iç huzura erememiş bulunmaktadırlar.

Bu yetmezmiş gibi, aynı zamanda bir de kuzey bölgelerinde yaşayan ırkların müstakilleşme sevdaları iç huzursuzluğu artıran sebep olmuştur. Tabii bu da dış güçlerin ayrı bir oyunudur. Böylece hem iç huzursuzluktan faydalanarak onların sahip bulundukları kaynaklardan faydalanma, hem de Türkiye gibi her zaman başlarını ağrıtacak bir devletin huzurunu kaçırmayı hedeflemişlerdir.

Zira böyle olmasından fayda umanlar, İslâm Dinini istemeyen ve bu dine mensup olan kimselere geçmişten günümüze karşı olan ve bir arada yaşamalarına ellerinden geldiğince engel olmaya çalışan diğer dinlere mensup devletler olmuştur.

Yani özetle söyleyecek olursak bunlar, Hıristiyan ve Yahudi olan devletlerdir. Onlar bugüne kadar, başta Türkiye olmak üzere, hiçbir Müslüman devletin huzur bulmasını ve gelişmesini asla istemediler ve istemezler.

Günümüzde gelişen Müslüman devletlerle Müslüman olmayan devletler arasında görünen huzursuzluklara bakarsak bunları apaçık görmemiz mümkündür.

Müstakil olup olmama konusunu halkının reyine sunmak isteyen Barzani’nin yapmak istediği de bu referandum da oyunun bir parçasıdır. Dikkat edilirse Birleşmiş Milletler başta olmak üzere kendilerine silâh temin eden devletler, referandumdan vazgeçmelerini tavsiye eder görünürken, gizliden de verdikleri silâhlarla bunu teşvik ettikleri görülmektedir.

Nitekim İsrail, referandumu desteklediğini açıkça bildirmiş ve bu gizliliği ifşa etmiştir. Çünkü onun da istediği bu bölgede asla dinmesini istemedikleri bir huzursuzluk ortamının devam etmesidir.

Benim kanaatime göre İsrail’in emeli, arz-ı mevuda ulaşabilmektir. Daha önceki yazılarımızda üzerinde durduğumuz bu nokta onlar açısından çok önemlidir. Yani İsrail, Nil ile Fırat nehirlerinin arasını kendilerine vaat edilen topraklar olarak görüyor ve buna inanıyor. Öteden beri de buraya ulaşabilme hayali ile yaşıyor.   

 

Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.