1. YAZARLAR

  2. Adem BAŞ

  3. Referandumdan sonra reform
Adem BAŞ

Adem BAŞ

Adem BAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Referandumdan sonra reform

A+A-
Türkiye, yıllardır sıcak bir gündemin içerisinde yer alıyor. Neredeyse gün içerisinde bile gündemimiz değişiyor. Ama on yıllardır değişmeyen gündem maddelerimiz/sorunlarımız var.
Bunlar neler?

İnsanları iş aş sahibi yapmak, krizlere karşı sağlam temelleri olan bir ekonomik yapı kurmak, özgürlükler, yasaklar, eğitim, sağlık, devletin nasıl ve kimler tarafından yönetileceği ve bir de kadim sorunumuz Güneydoğu meselesi… Bu listeye daha birçok şey eklenebilir.
Her meselemiz üzerine çok şey söylenebilir ve hepsi de hayati… Ancak ben bugün ekonomi ve yapısal reformlar konusunda sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

***

Malumunuz, referandum Nisan ayında yapılacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylanıp kabul edilen 18 maddelik anayasa metni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde bekliyor. Cumhurbaşkanımız bu metni onayladıktan sonra, Resmi Gazete’de yayımlanacak. Ve Resmi Gazete’de yayımladığı günden itibaren 2 ay sonra referandum yapılacak. Tabi Yüksek Seçim Kurulu, 2 aydan sonraki ilk Pazar günü için takvim belirleyecek.
Görünen o ki; referanduma kadar çok tartışmalar, çok siyasi taktikler ülkenin gündemini işgal edecek. Artık bu saatten sonra Türkiye’de ekonomi adına veya herhangi bir mesele adına birşeyler söylemek veya hükümetin bu meseleler üzerine bir düzenleme yapması imkansız gibi… Herkes bu iki ay içerisinde ‘varlık veya yokluk’ mücadelesi verecek. Vatandaş-halk hariç…

***

Referandumun sonucu ne olursa olsun, seçimden sonra artık vatandaşın halkın gündemine dönülmeli… İş, aş ve insan gibi yaşanacak bir düzeni hep birlikte kurmalıyız. Bunun için bazı adımlar atılabilir. Örneğin, hangi ekonomiden anlayan adamla konuşursanız, konuşun ‘ekonomide yapısal reformlardan’ bahsediyor. Bu reformlar için hiçbir siyasi tartışma da yok. Herkesin desteklediği ve onay verdiği düzenlemeler. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de önceki gün bu konuda önemli sözler şöyledi:
Referandum sonrasında bu konulara odaklanma fırsatımız olacak. Bunların birçoğu ikinci ve üçüncü nesil reformlar. İyi bir yol haritamız ve güçlü bir reform gündemimiz var. Bunu yapacak sağlam bir irademiz var. Türkiye'nin son dönemde şoklara karşı direncini güçlü kılan en önemli faktörlerden biri maliye politikasındaki duruşu oldu. Geçen yıl uyguladığımız yapısal reformlardan dolayı çok heyecanlı ve mutluyuz. Maliye politikasındaki sağlam duruşumuz bugün elimizi güçlü tutuyor. Başarısız darbe girişimi nedeniyle hiçbiriniz geçen yıl gerçekleştirdiğimiz reformları hatırlamıyorsunuz. Ancak ilerlemenin tek yolunun yapısal reformları hayata geçirmek olduğuna inanıyorum.

***

Başbakan Yardımcısı Şimşek, şunları da söylüyor: Türkiye büyük potansiyele sahip gelişmekte olan bir ülke. Bu coğrafyada karışıklık olabilir ancak ciddi fırsatlar barındırdığı da bir gerçek. Türkiye reform ajandasına devam ederse yüksek büyüme gidişatına sahip bir ülke olacak. Türkiye yüksek büyüme gidişatına geri dönecek. Türk ekonomisi paydaşlarının endişelenmesi gereken birşey yok.
Sayın bakanın da dediği gibi, artık referandum, seçim, laik, hayat tarzı gibi boş ve Türkiye’ye zarar veren tartışmalardan vazgeçip, gerçek gündemimize dönmemiz gerekiyor. Ayrıştığımız, ‘evet-hayır’ uğruna 40 yıllık arkadaşlıkları bitirdiğimiz, günleri bir an önce geride bırakmalıyız.
Yoksa büyük bir tehlike kapımızda… ABD’li bir yetkilinin dediği, ‘Türkiye’de bölünmenin psikolojik altyapısı oluşturuluyor’ cümlesi boş bir cümle değil. Korkmamız gerekiyor mu? Evet, korkmalıyız. Bugün referandumda, ‘Hayır’ demeyi bölücülükle eşit bir konuma getirirseniz, korkmalıyız. Türkiye’yi yüzde 50-50, yüzde 60-40, yüzde 80-20 diye ayırmaya başladık bile… İç savaşların, iç çatışmaların yaşandığı bütün ülkelere bakın… İç savaş yaşayan ve bölünen ülkelerin yolundan gidiyoruz. Üstelik yaptığımız herşey istemesek de şu anda bu amaca hizmet ediyor. Referandum gibi… Demokratik bir hak. İsteyen onaylar, isteyen reddeder… Ancak bugün reddedenleri hain, onaylayanları vatan sevdalısı gibi gösterirsek, ‘Bölünmenin psikolojik altyapısını oluşturmaya’ hizmet etmiş oluruz.
Sonuç: Karşınızdakine, sizinle aynı düşünmeyenlere, bölücü derseniz, siz de bölücü olmuş olursunuz vesselam…
Bu yazı toplam 265 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.