1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Fatih Sultan Mehmed imamlığa geçtikten sonra namaza başlamak için tekbir getirir ama hemen sonra durmuş ve sağına soluna selam vererek namazını bozar. Sonra tekrar tekbir getirmiş ve tekrar durur sağa sola selam vererek namazını bozar. Üçüncüsünde de tekbir getirdikten sonra  ellerini bağlar ve ilk cuma namazını kıldırmaya başlar. Cemaatten bazıları: "Padişah büyük kibre girdi o kibrinden dolayı namazı başlatamadı" diye düşünmüşler. Namaz kılındıktan sonra Fatih Sultan Mehmed'e namazı nenden üç kere bozduğunu sormuşlar o da:
 - İstedim ki namaz sırasında bana ve bütün cemaate Kabe görünsün, yani biz Kabe'nin önünde namaz kılalım. Bu niyetle birinci tekbiri getirdim fakat Kabe görünmedi. İkincisinde de tekbir getirdim Kabe görünmedi. Fakat üçüncüsünde tekbir getirdim ve Kabe gözümün önünde belirdi, demiş. Bunun sebebini de Akşemseddin Hazretleri'ne sormuşlar o da bu hadiseyi şöyle anlatmış. Demiş ki:
 - Padişahımız üç defa tekbir getirdi. Birinci tekbirde baktım ki, Ayasofya'nın yönü kıbleye bakmıyor. İçimden "İnşallah bir yanlış yapmayız" dedim. İkinci kez tekbir getirdi, tekrar namazı bozdu, namazı bozduğu için sevindim. Üçüncü tekbirde yine içimden: "İnşallah namazını bozar" dedim. Fakat o an bana manevi alemde cemaatin en arka safı gösterildi. En arka safta, bir kişilik yerin eksik olduğunu gördüm. Bir an baktım ki Hızır Aleyhisselam, o bir kişilik yere doğru saf tutmak için gelirken terler direğe parmağını soktu ve Ayasofya'nın yönünü kıbleye doğru çevirdi. Ondan sonrada bir kişilik yerin eksik olduğu o safa geçti ve namaza durdu. Böylece padişah üçüncü kez tekbir getirdikten sonra Kabe'yi tam karşısında gördü, bir daha selam vermedi ve böylece İstanbul'un fethetinden sonraki ilk cuma namazını kıldırdı..(alıntı).

                                                 KUL HAKKI.                                       Siz hiç böyle ağladınız mı?
Bir gece yarısı, köşesinde namaz kılıyordu ki, birden ağlamaya başladı. Ama ne ağlamak. Gözünden akan yaşlar seccadeyi ıslatıyordu. Peki neydi bu ağlamanın sebebi?
Muhammed bin Münkedir hazretleri “rahmetullahi aleyh”, tabiinden bir hadis alimi ve evliyadır.
Her gece ibadet eder, Rabbine boyun bükmekten zevk alırdı.
Bir gece yarısı, köşesinde namaz kılıyordu ki, birden ağlamaya başladı.
Ama ne ağlamak. Gözünden akan yaşlar seccadeyi ıslatıyordu.

Evdekiler uyanıp, koştular yanına:  – Hayrola, niçin ağlıyorsun?
Cevap yok.
Sevdiği bir arkadaşı vardı. Gece vakti ona koşup durumu söylediler.
O geldiğinde, ağlamaktan bitab düşmüştü. Arkadaşı yanına sokulup, usulca sordu:
– Hasta mısın kardeşim?  – Hayır değilim.
– Bir yerin mi ağrıyor?  – Hayır.  – Öyleyse niye ağlıyorsun?
Mübarek, gözyaşlarını silerken zorlukla konuştu:
– Gece, bir ayet-i kerime okudum da, ayetin dehşetinden tutamadım kendimi.
Arkadaşı merak etti:
– Hangi ayet bu?  Okudu o ayeti.
Bu ayette mealen; “O gün günahkârlar, hiç ummadıkları bir anda Cehennemin o şiddetli azabını göreceklerdir” buyruluyordu
Yaşlı gözlerle döndü arkadaşına:
– O gün, Allah’ın yardımı olmazsa bizi kim kurtarır o azaptan? Söyler misin, kim kurtarır?
Haram ateştir.
Bu Mübarek zat, kumaş ticareti yapıyordu.
Bir gün, dükkanı çırağına bırakıp, kendisi bir işe gitmişti.
Döndüğünde, çırağın, ucuz bir kumaşı pahalıya sattığını öğrenip çok üzüldü.
Derhal o kimseyi bulup rica etti:
– Ya bu satıştan vazgeç, ya paranın üstünü al, ya da gel, pahalı kumaştan vereyim.  Adam şaşırmıştı:
– Mühim değil arkadaş. – Hayır çok mühim.

– Neden?  – Haram, ateştir. Boğazımızdan haram girmesin içeri.
Adam merakla sordu:
– Az bir fiyat farkı için bu hassasiyet niye?
– Kardeşim, hesap var ahirette. Bu dünyada “kul hakkı”ndan kurtulmak kolaydır. Ama ahirette çaresi bulunmaz.
Ve ilave etti:
– Orada altın gümüş geçmiyor ki. Az bir kul hakkı için nice sevaplar verilip, günahlar yükleniliyor. Değer mi?(alıntı)
 

Bu yazı toplam 218 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar