1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

"-Bak, ineğin bile yavrusu oldu. Dört senedir bu kapıdasın, bir torun veremedin kucağımıza!" dedi. Fatma ise:

 "-Allah hayırlı evlat versin, ana." dedi. Kayınvalidesi ise:

 "-Hayırlı, hayırsız!.. Bir evlâdın olsun. Bizi ele güne dil ettin ya!.." dedi öfkeyle…

 Fatma, ikindi namazından sonra dua için secdeye vardı ve:

"Rabbim dört yıldır senden hayırlı evlat istiyorum. Olmuyor Rabbim! Hep hayırlı istiyorum, ben aciz hâlimle nasıl hayırsız bir evlâtla baş edebilirim. Ben kendimi ıslah edemezken onu nasıl ıslah edeyim." diye gözyaşlarıyla yıkanan, salavatlarla taçlanan duasını bitirdi.

 Dört kez hâmile kalmış, ama hepsini kaybetmişti. Ve ısrarla "hayırlı evlat ver" diye dua etti, etti. Birkaç ay sonra rüyasında bir ses:

"-Kızım, hayırlı bir kız evlâdın olacak, adını Hediye koy." dedi. O, yine hep "hayırlısını" istedi. Nihayet Allah’ın lutf u keremiyle yavrucuğuna kavuştu. İsmini, Ayşe Hediye koydu.

Yalnız Ayşe durmadan hasta oluyor, her gece doktora götürüyorlardı. Fatma hanım, geceleri nefes alıyor mu diye sürekli onu dinliyordu. Uyku nedir bilmez oldu. Bir gece yine doktora götürdüler. Doktor:

"-Kızım, sen bu çocuğa köyün zor imkânlarında bakamazsın, bünyesi çok zayıf ve hassas, ölür! Benim de yıllardır çocuğum olmuyor onu bana ver!" dedi.

Fatma'yı bu teklif iyice bunalttı ve:

"-Asla!" dedi. Ve çocuğuyla birlikte eve döndüler. O gece, iki rekat hacet namazı kıldıktan sonra Rabbine yalvardı, dua etti:

"-Rabbim, bu evlât hayırlı olacaksa onu bana nasip edip sevindir. Bende büyüsün, bir yetimle evlendirip onu sevindireyim." diye dua etti. Seccadesini toplarken:

"-Veren de O, alan da O, bize sadece dua düşer." dedi.

Ayşe, günden güne iyi oluyordu ve gün geçtikçe büyüdü, şirin bir kız oldu. Allah, Fatma hanıma ardı ardına dört evlat daha ihsan etti. O, hep:

 

"-Hayırlı olursa nasip et, hayırsızsa ben nasıl onu ıslah ederim, ben kendimi bile ıslah edememişken!.." diye duam etmeye devam etti.

Ayşe, ilkokulu bitirince Kur'ân Kursuna verdiler. Orada çok başarılıydı. Edebiyle, ahlâkıyla, çalışkanlığıyla kendini sevdirmişti hocalarına. Hocaları hafızlığa başlatmak için ısrar ediyorlardı. Çünkü hıfzı çok kuvvetliydi. Ayşe ise "ya onun hakkını veremezsem, Rabbimin huzuruna nasıl çıkarım" diye iç hesapları yapıyordu. Ve nasiptir, bu düşünce sebebiyle hıfzına başlamadı.

 16 yaşındaydı, güzelliği ve edebi onu akranlarından ayırıyordu. Yaşı küçüktü, ama çok talibi vardı. Bir gün bir genç talip oldu, ailesi oldukça varlıklıydı. Diğer taraftan da fakir, anasız babasız bir genç talipti:

"-Öğretmenlik imtihanlarına girdim. Kazanırsam elimde tek hünerim o… Başkaca verecek hiçbir şeyim yok." dedi.

 İki taraf için de zaman istediler. Fatma Hanım, kızına:

"-Ben çok yokluk gördüm, sen görme kızım. Fakir olan çocuk, kendine başkasını bulsun. Seni böyle göz göre göre yokluğa atamam." dedi.

Karar verildi. Ertesi gün, zengin gencin ailesine haber verilecekti. Fatma Hanım, o gece rüyasında Kâbe'nin duvarlarını sıvıyordu. Fakir genç de sırtında harç taşıyıp, ona yardım ediyordu. Böylece Kâbe'yi sıvayıp bitirdiler. Uzaktan bir ses duydu:

"-Bir yetimi sevindirmek Kâbe'yi inşa etmek gibidir. Kızım verdiğin sözü unutma, yetimi sevindir. Allah onu mübarek kılsın."

Bu sesi tanımıştı. 16 yıl önce yine rüyada kendine çocuğunun olacağını müjdeleyen sesti. Uyandı ve rüyasını kızına anlattı. Ayşe ise:

"-Anneciğim sen her zaman en hayırlısını istersin, Rabbimden. Bu apaçık bir rüya!.. Rabbim gönül evlerimizi lütfüyle zengin kılsın." dedi.

Kur'ân  sadâları içinde düğün yapıldı. Her şeyin en sadesi seçilmişti evi için... Bir takısı yoktu Ayşe'nin, ama gönlü iman dolu bir hazineye sahip olduğu için Allah’a dua ediyordu.

 Unutmayalım biz insanoğlu çok aciziz. Neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemiyoruz. Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, bazen: "Hayır ister gibi ısrarla şerri istiyoruz." Onun için Rabbimizden, her zaman her şeyin en hayırlısını isteyelim.

"Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et. Zira, tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen'sin." (Bakara, 128)

Bu yazı toplam 275 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar