1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Mustafa'nın sözleri, hıçkırıklarla kesintiye uğradı. Arkadaşları Ahmet ve Veysel de gözyaşlarına iştirak etti. Bin gurbetin acısı, milyon hasretin yangını Elena'nın Müslüman olması karşısında o kadar küçük kalıyordu ki...

 Mustafa devam etti: "Beraber Kelime-i Şehadeti tekrarladıktan sonra Elena Teyze iyiden iyiye artan bir heyecanla, 'Müslüman olmak bu kadar kolay mı? Yani ben şimdi Müslüman oldum mu?' diye sordu. Ben de her seferinde 'Evet!' diyordum. Sonra Elena Teyze buralara gelişimizin hikmetini yumak yumak çözen sözleri kulaklarıma doldu: 'Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Rüyamın gerçek olmasına vesile oldun. On yıl önce şu anda yaşadıklarımızı ve Müslüman olduğumu rüyamda görmüştüm.' Yine bir gözyaşı nöbetine tutuldu üç arkadaş. Mustafa konuşmasını sürdürdü: "Kim bilir, dünyanın birçok yerinde nice Elena, rüyalarını gerçekleştirecek, kendilerine İslâm'ı anlatacak insanları bekliyordur. Elena Teyzenin sevincine diyecek yoktu: 'Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum evlâdım. Çok sağ ol! Çok sağ ol!' dedi ve ayağa kalktı. Ben de onunla beraber ayağa kalktım. Poşetleri almak istediğimde Elena Teyze müsaade etmedi: 'Sen okuluna geç kalma evlâdım. Ben kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Kuş gibiyim.' dedi. Gerçekten yüzüne bir canlılık gelmişti. Poşetlerini eline aldıktan sonra, 'Beni unutma evlâdım. Beni ziyarete gel. Ben şu ışıkların karşısındaki apartmanda kalıyorum.' dedi. Bir iki adım attıktan sonra, yine bana dönerek 'Beni unutma tamam mı evlâdım, ziyaretime gel.' dedi ve ayrıldık."

 Üçü de kahvaltıyı unutmuştu. Elena Teyzenin hidayetiyle Allah (cc) öyle bir ziyafet vermişti ki onlara, bu semavî sofrada gıdalandıktan sonra kahvaltıya iltifat eden mi olurdu? Ertesi gün onu ziyarete karar vererek, sofradan kalktılar. Üçünün de içi kıpır kıpırdı. Beraber Elena Teyzenin evine giderlerken âdeta uçuyorlardı. Tarif edilen eve geldiklerinde Mustafa titrek ellerle zile dokundu. Biraz sonra sarışın, mavi gözlü bir Rus delikanlısı tarafından kapı açıldı. Gözleri kızarmış bu delikanlıya, Mustafa: "Elena Teyze evde mi acaba?" diye sordu. Adının Oleg olduğunu söyleyen delikanlının bakışları öne düştü, dudakları titredi: "Ninem dün ..." dedi, devamını getiremedi. Nemli gözleri anlattı Elena Teyzenin akıbetini anlatıyordu.

 Oleg devam etti: "İki gün önce okuldan dönerken, ninemle parkta karşılaştık. Elindeki yükleri alıp evin yolunu tuttuk. Karşıdan karşıya geçerken, nineme araba çarptı. Yaralı olarak hastaneye kaldırdık, dün de öldü." Mustafa o günü yeniden düşündü. Elena Teyzenin: "Okuyacak başka yer bulamadın mı evlâdım?" sorusuna verdiği cevap, dudaklarından döküldü: "Sudba..! (kader)"

 Oleg, kim olduklarını sorduğunda, Mustafa kendisini ve arkadaşlarını tanıttı. Bunun üzerine Oleg'in gözleri parladı. "Demek Mustafa sizsiniz. Babaannemi hastaneye kaldırdığımızda, sürekli isminizi tekrarlıyor ve hiç duymadığım ve anlamadığım şeyler sayıklıyordu. Söylediği o garip kelimelerden sonra, her seferinde yüzünde bir tebessüm beliriyordu. Dün gece, son defa o kelimeleri mırıldanarak hayata gözlerini yumdu."

 Üçü de donup kalmıştı. Oleg, içeri gidip biraz sonra elinde bir kâğıtla geri geldi. Kâğıdı Mustafa'ya uzatarak, "İşte babaannemin ölmeden önce tekrar ettiği kelimeler.." dedi. Mustafa kâğıdı alıp arkadaşlarına gösterdi. Kâğıtta Kiril alfabesiyle şahadet cümlesinin, "Eşhedü... illallah, Muhammeden... abduhu..." kelimeleri vardı..

Bu yazı toplam 202 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar