1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Hamileliğin üçüncü ayında, doktor,  ultrasonla bebeği inceliyordu. Birden yüzü değişti. Hatice'nin kalbinin atışı değişmiş, bakışını doktorun mimiklerine odaklamıştı.

Doktor sıkıntıyla Murat beyi de çağırdı. Hatice'yle beyi çok korkmuşlardı. Neler oluyordu. Doktor:

“-Sizi üzmek istemem, ama gerçekleri söylemem gerekiyor. Bu çocuğun beyninde bir tümör var. Doğarsa zekâ özürlü olacak. İsterseniz hemen kürtaj yapalım, isterseniz bir hafta düşünün. Sonra karar verirsiniz.” dedi.

Hatice olduğu yere yıkıldı. Beyi ise o kadar şaşkındı ki, gözü Hatice'yi bile görmüyordu. Sevinç yumağı olan evleri bir anda matem ocağına dönmüştü. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Haberi, yavaş yavaş bütün akrabaları duydu. Herkes akıl vermeye başladı.

“-Nasıl uğraşacaksın onunla. Biz, akıllı çocukla bile baş edemiyoruz, aldır gitsin!..” diyenler bir tarafta…

“-Müftüye danış, günah!..” diyenler, “Onunla her gün uğraşırken tahammül edemez, sonunda sert davranmaya başlarsın. O zaman her gün vicdanının katili olacağına, bir kere aldır, bir kere katil ol!..” diyenler…

Artık kimseyle görüşüp konuşmak istemiyorlardı. İşin garip tarafı, eskisi gibi birbirleriyle de konuşmuyorlardı.

Murat bey:

“-Hatice, kararı çabuk vermemiz lâzım!” deyince, Hatice hanım:

 

“-Ne yapalım?” dedi. Murat bey:

“-Bence kürtaj!.. Allah, sonra tekrar verir!” dedi. Hatice bu cevaptan irkilmişti:

“-Yani evlat kâtili mi olacağız?” diyebildi. Beyi:

“-Ama zekâ özürlü olacak, nasıl bakarız? Elâlemin içine nasıl çıkarız? Nasıl «bu çocuğumuz!» deriz.” diye cevap verdi. Hatice büyük bir kararlılıkla:

“-Hayır, ben bu çocuğu yıllardır Allah'tan diliyorum. Şimdi verdi ve bizi imtihan ediyor. Murat'ım, ne olur aldırmayalım!” dedi.

“-Hatice, ben zekâ özürlü bir çocuk istemiyorum!”

“-Allah'ın sana verdiğine râzı değil misin? Hatırlasana ne kadar sevinmiştin baba olacağına!..”

Murat susuyordu. Hatice gözyaşlarıyla devam etti:

“-Belki akıllı olsa hayırsız olacaktı, o zaman, «Keşke akılsız olsa da hayırsız olmasa!» derdik. Kim bilir belki bu bizim için hayırlıdır. Ne olur, evlat katili olmayalım!”

Hatice Hanım, bütün gece dua etti, ağladı. Rabbine sığındı:

“Rabbim! Ne olur nefsime uydurma!.. Başkalarının sözüne bakıp da kâtil olmama izin verme! Dayanma gücü ver. Şifa ancak Sen'de!..”

Sabah olunca Murat Bey:

“-Eğer çocuğu aldırmazsan senden ayrılırım!..” diyerek Hatice'nin dünyasını bir kez daha başına yıkmıştı.

Hatice hanımın bir karşılık vermesini beklemeden kapıyı çarpıp çıkan Murat bey, arabasına bindi ve kontağı çevirmeye başlamadan önce düşüncelere daldı:

“Ben senden ayrılamam Hatice, ayrılamam. Ama senden bu çocuğu aldırmanı istiyorum. Aldırmıyorsun!..” diye söylendi.

Hatice eşyalarını topladı, annesinin evine gitti. Olanları annesine anlattı. Annesi Hatice'ye kızıp:

 

“-Beyin haklı, sen çocuk hasretiyle ne istediğini bilmiyorsun!” diye çıkıştı.

Onları, sessiz köşesinde Kur'ân okuyan Şefika nine dinliyordu. Annesi mutfağa gidince Hatice'yi yanına çağırdı. Hatice'nin başını kucağına yaslayıp:

“-Kızım, canı veren Allah'tır. Almak da O'nun hakkıdır. Korkma! Allah kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez. Demek, sen bunu kaldıracaksın ki, sana veriyor. Belki rızası bunda gizlidir. Sabret ve katil olma!” dedi.

Hatice kararını verdi. Doktoruna gitti:

“-Yavrumu doğurmak istersem, benim sağlığıma bir zararı olur mu, doktor hanım?” diye sordu. Doktor:

“-Hayır, hâmileliğin normal, anormal olan çocuk!” dedi.

“-O zaman aldıramam!” dedi ve geri döndü.

Beyine telefon açıp, kesinlikle çocuğu doğuracağını, Allah katında sorumlu olmaktan korktuğunu söyledi ve “Ben kaderime râzıyım!” diyerek telefonu kapattı.

 

Bu yazı toplam 400 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar