1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Beyi telefonda duyduklarından sonra yaptığına pişman olmuş ve başkalarının dediklerine kulaklarını tıkayarak, vicdanın sesini dinlemeye karar vermişti. O akşam Hatice'nin yanına gitti, bir demet kırmızı gül yaptırmış, güllerin üstüne de küçük bir not eklettirmişti:

“Ben de kaderime razıyım!..”

Sevinçle evlerine döndüler. Korkuyla geçen altı ay sonra doğum zamanı gelmiş çatmıştı. Hem üzgün, hem sevinçli, hem buruk… bütün zıt duyguları beraber yudumluyorlardı sanki.

Dört saatlik bir beklemeden sonra bebeğin ağlaması koridorda duyuldu. Murat Bey olduğu yere çöktü. Ellerini açtı ve:

-Rabbim sevgisini de, sabrını da ver. İsyan ettirme!” diye dua etti.

Bu sırada yanına kadar gelmiş olan hemşirenin sesiyle irkildi:

 

“-Müjde oğlunuz oldu!..”

İki eliyle gözyaşını sildi. Bebeği kucağına aldı. Bir anda sıcacık bir sevgi seli aktı kalbine, öptü kokladı.

“-Hoş geldin Sabri!” diye mırıldandı. Bir anda ağzından çıkan bu isim, onu korkuttu. “Evet, adı Sabri!” dedi.

Ertesi gün bebeğin tahlilleri yapıldı. Doktor, tedirginlikle bekleyen anne-babanın yanına giderek sevinçle:

“-Müjde, bebeğiniz çok sağlıklı! Sandığımız gibi zekâ özrü yokmuş!” dedi.

Odadaki herkes sevinç gözyaşları döküyordu. Murat bey, kendisinden utandı.

“-Rabbim beni affet, affet!” diye ağlamaya başladı. Hatice'ye döndü:

“-Eğer senin îmân kuvvetin ve kararlılığın olmasaydı, şimdi bir evlat katili olacaktım. Sen de beni affet!” dedi.

“Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla!.. Bize acı sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!.

                  BOŞ SÖZLERDEN KAÇINMALIYIZ.

Ebu Said el-Hudri (RA) diyor ki: “Her sabah vücudun diğer organları dile şöyle yalvarırlar: Allah aşkına doğrudan sapma. Çünkü sen doğru yolda olursan biz de doğru yolda oluruz. Fakat sen saparsan biz de saparız.”

Rivayete göre bir gün Ebu Zerr el Gıfari (RA),Kâbe’nin yanında ayağa kalkarak: “Hey, beni tanıyan tanır. Tanımayanlara söylüyorum ki, Ebu Zerr künyesi ile tanınan Cendeb b. Cenadet-ül Gıfari’yim. Sizin iyiliğinizden başka hiçbir isteği olmayan bu kardeşinizin sözüne kulak veriniz.” deyince halk etrafına toplandı. Bunun üzerine onlara şöyle seslendi: “Ey insanlar, dünyada bir yolculuğa çıkacağınız zaman, yanınıza mutlaka azık alıyorsunuz da nasıl olur da ahiret yolculuğuna azıksız çıkmak istersiniz?”

     Dinleyiciler: “Ya Eba Zerr, ahiret hazırlığımız ne olmalıdır?”diye sorunca sözlerine şöyle devam etti: “Kabir yalnızlığına karşı gece karanlığında iki rekât namaz kılınız ve kıyamet günü için şiddetli sıcaklarda oruç tutunuz. Yoksullara sadaka veriniz ki zor günün azabından kurtulabilesiniz. Bunlar yanında kıyamet gününün diğer önemli vartalarına azık olsun diye hac ediniz. Toplantılarınız iki türlü olsun. Birinin gayesi dünyalık geçiminizi sağlamak, öbürünün gayesi de ahiretinizi kazanmak olsun. Üçüncü bir toplantı türü zararlıdır. Konuşmalarınız da dünyaya yararlı veya ahiretiniz için kalıcı olmak üzere iki türlü olsun. Üçüncü çeşit bir konuşma faydalı değil zararlıdır. Malınızı da ikiye ayırınız. Bir sarı lirasını ailenizin geçiminde kullanırken öbür sarı lirasını da kendi ahiretinize harcayınız. Üçüncü bir harcama yolu faydalı değil zararlıdır.”

Rivayete göre Hz İsa (AS) dedi ki: “Allah’ı zikretmenin dışında çok konuşmayınız, yoksa kalpleriniz kararır. Oysa kararan kalp, siz farkında olmaksızın, Allah’tan uzaklaşır.”

Bir sahabe der ki: “Kalbinde ağırlık, vücudunda kırgınlık ve geçiminde darlık görünce bilmelisin ki, seni ilgilendirmeyen bir konuda lüzumsuz bir söz söylemişsin.”

Bu yazı toplam 159 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar