1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

YA SEN BİZİ KİMİNLE SANIRDIN?!

Hayatı muhteşem zaferlerle dolu olan Yavuz Sultan Selim, kısa fakat dolu dolu geçen hayatında küçük bir çıbana yenik düşer. Son anlarında yanında Hasan Can vardır. Yavuz, Hasan Can’a sorar:

- Hasan bu ne hâl?

- Şimdi Allah ile birlikte olma zamanıdır sultanım!

Cevap oldukça düşündürücüdür.

- Bre Hasan, sen bunca zamandır, bizi kiminle bilirdin?!

Yavuz Sultan Selim’in konuşmaya mecali kalmamıştır. Mushaf-ı Şerif’i işaret eder. Hasan Can güzel sesiyle Yasin-i Şerif’e başlar. Okumaya başlamasıyla yüzünde huzurun izleri halelenir. Sonra latif bir tebessüm yayılır etrafa. Koca Sultan belki de ilk kez böyle tebessüm eder dünyaya.

ÖNÜMÜZDE FAHR-İ KÂİNAT YÜRÜYOR!

Yavuz Sultan Selim, ordusuyla beraber Mısır seferine çıkmıştı. Mısırın merkezi Kahire ye ulaşmak için Sina Çölünü geçmek gerekiyordu. Kurak ve çorak bu çölü geçmek neredeyse imkânsız gözüküyordu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Yavuz, Sina Çölünü ordusuyla geçmeye kararlıydı. Ordu içinde bunun imkânsız olduğunu söyleyenler olduysa da onları susturmasını bildi. Sina Çölünü geçerken yaşanan şu vaka ibretliktir:

Sina Çölünde yıllardan beri yağmur yağmamasının verdiği kuraklıkla, müthiş sıcaklık ve kum fırtınası vardır. Çölde ilerlerken Sultan Selim Han, bir ara atından iner. Sultanın ardından tüm devlet adamları da attan iner. Başta Sultan Selim Han ve tüm ordu, kurak ve çorak Sina Çölünde yayan yürümektedir. Ordu harap ve bitap hâle gelmiştir. Fakat Yavuz, büyük bir edeb ve huşu içinde yürümeye devam etmektedir. Sebebi sorulunca; bütün heybet ve azametinden sıyrılıp, sükunet ve edeple şöyle der: ?Önümüzde, Fahr-i Kâinat Resûlullah Efendimiz Hazreti Muhammed yürümekteyken, at üstünde gitmekten hayâ ederim!? Yavuz ve ordusu bir hafta gibi kısa bir sürede Sina Çölünü geçerek tarihte eşine az rastlanır bir başarıya imza atmışlardır.

                       ALLAH SEVGİSİ                                                                        Beyazid Bistami vefat eder.. Mezarda melekler sorar:
"Ne getirdin?"
Beyazid Bistami bir Hak dostu olarak, Cenab-ı Hakk'ın rahmetini ve kullarına olan sevgisini iyi bilmektedir. Meleklere nazlı bir cevap verir:
"Bir fakir padişahın sarayının kapısına varınca ne getirdin demezler, ihtiyacın nedir, ne istersin? derler."
Melekler böylesi bir cevap karşısında sessiz kalır. Ve kulaklarında hikmet diliyle konuşan bir emir yankılanır.
"O kulumu sorgulamayın!"



                                    ALLAH VERSİN

Dilencilik eden yaşlı bir kadındır. Vefat eder.. Kabir sorgusuna gelen melekler büyük veli Beyazid Bistamiye sordukları gibi ona da sorarlar:
"Ne getirdin?"
Yaşlı kadının cevabı Bayazid Bistamiden farklı olsa bile ettiği sonuç aynıdır. Cevap verir yaşlı kadın:
"Bir ömür boyu çaldığım kapıların pek çoğundan 'Allah versin' deyip geri çevirdiler. Şimdi O'nun kapısına geldim. Orada ise 'ne getirdin' diye soruyorlar.."
Sorguyu yapan meleklerin kulaklarında yine hikmet sesinin emri duyulur:
"Doğru söylüyor o kuluma ilişmeyin."
Kaynak: Allah’ı Sevmek ve O’nun Tarafından Sevilmek – Said Alpsoy (Gelenek Yayınları)

 

Bu yazı toplam 242 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar