1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

BİRBİRİNİ ALLAH İÇİN SEVMEK

 

İslâm kardeşliği, Allâh’ın mü’minler arasına koyduğu öyle ulvî bir hukuktur ki, lâyıkıyla riâyet edildiğinde, ecri muhteşemdir. Fertlerin ve toplumun huzur, sürur ve saâdet kaynağıdır. Yine İslâm kardeşliği; bütün mü’minleri gönlün muhabbet iklîmine alabilmek, samimî ve candan bir dost olabilmek, kardeşinin sevinciyle sevinip derdiyle dertlenmek, zor zamanında tesellî kaynağı olup gerektiğinde nefsinden fedâkârlıkta bulunabilmektir.

 

Nitekim Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Allâh’ın kullarından birtakım insanlar vardır ki, nebi değildirler, şehit de değildirler, fakat kıyamet gününde Allah katındaki makamlarından dolayı onlara nebiler ve şehitler imrenerek bakacaklardır.”

Ashab-ı kirâm: “Bunlar kimlerdir ve ne gibi hayırlı ameller yapmışlardır? Bize bildir de, biz de onlara sevgi ve yakınlık gösterelim yâ Rasûlallâh!” dediler. Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem-:  “Bunlar öyle bir kavimdir ki, aralarında ne akrabalık ne de ticâret ve iş münâsebeti olmaksızın, sırf Allah rızâsı için birbirlerini severler. Vallâhi yüzleri bir nurdur ve kendileri de nurdan birer minber üzerindedirler. İnsanlar (kıyamet günü) korktukları zaman bunlar korkmazlar, insanlar mahzun oldukları zaman bunlar hüzünlenmezler.” buyurdu ve peşinden şu âyeti okudu:

“Bilesiniz ki, Allâh’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar ki Allâh’a îmân etmişlerdir ve hep takva ile (kalben Cenâb-ı Hakk’a olan yakınlıkları sâyesinde) korunur dururlar. Onlara dünya halatında da, âhiret hayatında da müjdeler vardır. Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu, en büyük kurtuluştur.” (Yûnus, 62-64) (Ebû Dâvud, Büyû, 76/3527; Hâkim, IV, 170)

Yine Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem- bir din kardeşini Allah için sevmenin, Allah’ın muhabbetine vesile olduğunu şöyle ifade buyurmuştur: “Bir kimse, başka bir köydeki (din) kardeşini ziyaret etmek için yola çıktı. Allah Teâlâ, adamı gözetlemek (ve sınamak) için onun yolu üzerinde (insan suretinde) bir melek vazifelendirdi. Adam meleğin yanına gelince, melek:

«Nereye gidiyorsun?» dedi.

O zât:

«Şu köyde bir din kardeşim var, onu görmeye gidiyorum.» cevâbını verdi.

Melek tekrar sordu:

«O kardeşinden elde etmek istediğin bir menfaatin mi var?»

Adam:

«Hayır, ben onu sırf Allah rızâsı için severim, onun için ziyâretine gidiyorum.» dedi.

Bunun üzerine melek:

«Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öyle seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın gönderdiği elçiyim.» dedi.” (Müslim, Birr, 38; Ahmed, II, 292)

 

Diğer bir hadîs-i şerîfte de:

“Yedi sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ, onları hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde, kendi (Arş’ının) gölgesinde gölgelendirir… (Bu sınıflardan biri de) birbirlerini Allah için seven, bir araya gelişleri ve ayrılışları bu muhabbetle gerçekleşen iki kişidir…” buyrulur. (Buhârî, Ezân, 36)

 

Rasûl-i Ekrem efendimiz buyurdular:

“Allah rızası için bir -Müslüman kardeşinin- ziyaretine giden kimseye, bir melek ardından “Kendin de güzel, ziyaretin de güzeldir. Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır” diye çağırır.

Abdullah bin Ömer -radıyallahu anhümâ- buyurur:

– Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibadetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bu hâl üzere ölsem, fakat gönlümde Allah’a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da nefret duygusu olmasa, bütün bu yaptıklarımdan bir fâide göremem.

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular:

“Allah Teâlâ yarısı kardan ve yarısı ateşten olan bir melek yaratmıştır. Bu melek duasında: Allahım kar ile ateşi birleştirdiğin gibi Salih kullarının da kalplerini birleştir, diye dua eder.

ŞAHSİYETİNE DEĞİL GÜNÂHINA KIZIYORUM

Sahâbeden Ebu’d-Derdâ Hazretleri bir gün şehri dolaşırken, halkın, bir günahkâra ağır sözlerle hakaret etmekte olduğunu gördü. Onlara;

“–Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz, onu oradan çıkarmaz mısınız?” diye sordu.

“–Evet, çıkarırız!” dediler. Bunun üzerine Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh-;

“–O hâlde kardeşinize ağır sözler söylemeyin, size afiyet veren Allah’a hamd edin!” dedi. Onlar;

“–Siz bu günahkâra kızmıyor musunuz?” dediler.

Ebu’d-Derdâ Hazretleri şöyle cevap verdi:

“–Ben onun kendisine ve şahsiyetine değil, günahına kızıyorum, günahını terk ettiğinde, o yine benim din kardeşimdir.”

Kaynak; Abdürrazzâk, Musannef, XI, 180; Ebû Nuaym, Hilye, I, 225

 

Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar