1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Onlardan da mesul olduğu için onların hesabını da verecekti Allaha… Keşke hanımının dediğini yapsaydı. Hanımı ona: Haydi, birlikte namaza bağlayalım ʺ demişti. Hikmet ise: Biraz daha yaşlanalım diye cevap vermişti. Sanki sonrasında bütün bir ömrün hesabını vermeyecek, sadece ihtiyarlığın hesabını verecekti. Fırına gelirken camiye niçin girmemişti? Müezzin gönlünün derinliklerinden geldiği belli olan sesiyle yatsı namazına davet etmiş, Allah’ın büyüklüğünü, kurtuluşun onun yolunda olduğunu haykırmıştı. Hiç değilse ölmeden evvel son vakit namazını kılmış
olacaktı. Belki Rabbi o son vakit hürmetine affeder, diğerlerinin hesabını sormazdı. ʺAh ahmak kafam diye inledi. Halbuki beş vakit namaz kılan bir insanın hali ne güzeldi. Kıldığı bir vakit muhakkak onun son eda ettiği vakit olacaktı ve Rabbinin huzuruna secdesiz bir alınla çıkmayacaktı. Öyle olmayı ne kadar isterdi. Ya oğlu… Yedi yaşına girmişti. Bir baba olarak onun üstüne başına, yiyip içtiğine dikkat ettiği kadar, kalbine niçin dikkat etmemişti? Çocuğuna Allahʹını, Vatanı’nı, Milleti’ni niçin sevdirmemişti? Aklı çocukluğuna gitti… Gençliğine uğradı, tek tek dolaştı o günleri… O günlerden elinde sadece pişmanlık veren, utandıran kötülükler kalmıştı. En ince teferruatına
kadar bütün günahları aklına geldi. Demek bütün bu tespit edilen şeylerin hesabını verecekti. Aklına bir fikir geldi,
ʹfırının içinde teyemmüm edip namaz kılmak.ʹ Toprak yoktu ki… Ellerini fırının içinde yere vurarak teyemmüm aldı. Namaza durdu. Her şeyin bitip tükendiği noktada başka kime dayanabilirdi ki? Aslında her namazda öyle hissetmeliydi. Kendisini hayatında ilk defa Rabbiyle konuşuyor gibi hissetti. Âlemlerin Rabbine hamdetmeyi, Ona dayanmayı, Ondan yardım dilemeyi, dosdoğru olmayı ilk defa böylesine anlıyordu. Bütün benliğiyle secde etti. Eksiksiz, yüce, merhametli Sensin acizliğini iliklerine kadar duyarak… Rabbinden gelmişti ve Ona dönüyordu. Ah, dönüşün ona olduğunu hiç unutmamış olsaydı. Yoruldukça oturup tövbe etti. Estağfurullah çekti. Nasıl da daracık yerde sıkışıp kalmıştı. Fırında olduğunu hatırladıkça vücudunu ateşler basıyordu……..
Cengiz ise evine gidip yatmıştı. Gece bir aralık yataktan sıçrayarak uyandı. Saatine baktı. Saat 3.15ʹti. Bir rüya görmüştü. Arkadaşı Hikmet fırının içinde alev alev yanıyor, ʺCengiz!ʺ diye bas bas bağırıyordu. Nasıl bir rüyaydı bu böyle… Birden aklına geldi. Olamaz! Fırının kapağını Hikmetʹin üzerine mi kapatmıştı yoksa? Hemen üzerini giyip sokağa fırladı. Hiç durmadan koştu. Gece işçileri henüz gelmemişlerdi. Kapıyı açtı, ışıkları yaktı.Hemen fırının kapağını açıp içeriye seslendi:
Hikmet!ʺ İçerden hiç ses gelmiyordu. Bir kaç defa daha bağırdı. Hikmet, ağlaya ağlaya namaz kılıyordu. Öyle dalmıştı ki, isminin söylendiğini duyunca irkildi. Olamazdı, yanlış duyuyor, hayal görüyordu. Fakat, yine duydu. Birisi ʹHikmetʹ diyordu. Hem fırının ışiğıda yanmıştı. Selam verdikten sonra kapağa doğru yürüdü. Karşısında Cengiz ʹi gördü. Fırından çıktı. Cengiz, bir anda hortlak görmüşçesine irkildi. Korkuyla:

Kimsin sen?ʺ dedi. Hikmet in Cengiz ʹe sarılmak için uzanan kolları boş kalmıştı. Hikmet hala ağlıyordu. Ne demek sen kimsin? Hikmet im işte, görmüyor musun? Dün akşam temizlemek için girmiştim. Birisi üzerime fırının kapağını kapattı dedi. ʺOlamazʺ diyordu Cengiz. Sen Hikmet değilsin.ʺ Hikmet ilk önceleri Cengiz in bu hareketine bir mana veremedi. Nasıl olur böyle şeyler, nasıl olur da mesai arkadaşını tanıyamazdı? Birden aklında bir şimşek çaktı. Hemen aynaya doğru koşup kendine baktı. Hayır, bu yüz, bu saçlar kendisinin olamazdı. Kırışmış ellerini, solmuş yüzüne, bembeyaz olmuş saçlarına götürdü. Bir gecede ihtiyarlamıştı. Hıçkırıklarla sarsılıyordu. Bir daha aynaya bakamadı. Kendisinden kendisi korkmuştu. Yanmanın ne demek olduğunu bilseler kim bilir bir gece de ne kadar insan ihtiyarlayacaktı.Yarın denilecek kadar kısa bir süre sonra yanmak ihtimali bu kadar hafife alınabilir miydi? Başı ellerinin arasında kala kaldı. Ahirette sonsuz yanmamak için, iman etmek ve günahlardan kaçmak gerekiyordu…(alıntı)

Bu yazı toplam 297 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar