1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

- İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofulara uzanırdı ya. Hatta bir gün 
- Bakasın Efendi! Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada'. dedim, 
- Doğru öyle ya?
- Kimseye zahmetim olmasın! deyip mezarını kazdı bahçeye. 
Ama ben üsteledim. 
- İş mezarla bitiyor mu? Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? dedim.
- Peki o ne dedi? 
- Önce uzun uzun güldü, sonra 
- Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne? Dedi.
.....
İşte Nalıncı Baba o adsız sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı, Muhammed Mimi Efendidir. Bergamalıdır. 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraç zade Camii karşısındadır
                        AFERİN YEĞENİM!
Tâbiîn muhaddislerinden Muâviye bin Kurra Müzenî anlatıyor;
Ashâb-ı Kiramdan Ma’kıl ibni Yesâr radıyallahu anh ile yürüyordum. Yolda gelip geçeni rahatsız edecek bir şey görünce onu alıp atıyor, veya yolun kenarına çekiliyordu. Ben de onun yaptığı gibi zararlı şeyleri alıp atmaya başladım. Bunun üzerine Ma’kıl ibni Yesâr elimi tuttu ve:
“Yeğenim! Niye öyle yapıyorsun, söyle bakalım?” diye sordu. Ben de:
“Amcacığım! Senin yaptığını gördüm, ben de öyle yapmaya çalıştım,” dedim. bana şunu söyledi:
“Aferin yeğenim! Ben Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Vessellem’in şöylr buyurduğunu duydum:
Müslümanların yolu üzerindeki zararlı şeyleri kaldırıp atana bir iyilik sevabı verilir. Yaptığı iyilik kabul edilen kimse de cennete girer.”
Buhârî, el-Edebü’l-mafred (Elbânî), s.202, nr.593; Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebir(Selefî), XX, 216; Heysemî, Mecma’u’z-zevâlid, III, 135, 136; Elbânî,Sahîhu’t-Tergîb ve’t-terhîb,III,129.
AYAKKABICININ KORKUSU

Âbidin biri ibadet etmek üzere dağa çıkar. Bir gece rüyasında "Falan ayakkabıcıya git! Senin için dua etsin" denir. Âbid dağdan iner, adamı bulur, ne iş yaptığını sorar. Adam, gündüzleri oruç tutup, ayakkabı işlerinde çalıştığını, kazandığı para ile ailesini geçindirdikten sonra fazlasını tasadduk ettiğini söyler. 
Âbid, adamın güzel bir iş yaptığını ancak kendisinin dağda sırf ibadetle meşgul olmasını daha iyi bulur ve tekrar ibadetine döner.  Yine gece rüyasında, (Ayakkabıcıya git ve ona, "Bu yüzündeki sararmanın sebebi nedir?" diye sor) denir. Âbid gider ayakkabıcıya bunu sorar. Ayakkabıcı, "Kimi görürsem, bu kurtulacak da, ben helak olacağım der ve kendimden korkarım. Yüzümün sararması bundandır" der. 
İşte o zaman âbid, ayakkabıcının bu korku ve tevazu ile üstünlük kazandığını anlar.(alıntı)

BATMAYAN GEMİ

Ebu Müslim-i Saftar, evliyanın büyüklerindendi. Bir gün gemi ile yola çıktı. Yanında çok kimseler de vardı. Aniden ters yönden bir rüzgar çıktı. Dalgalar yükseldi. Gemi batacak gibi oldu. Gemide olan yükü denize attılar. Yardım istediler. 

Ebu Müslim diyor ki:
Bizimle beraber gemide kim olduğu bilinmeyen bir köylü vardı. Yanında bir mushafı vardı. Oradan kalktı ve mushafı elinin üzerine koydu ve şöyle yalvararak dua etti: (Ya Rabbi! Eğer bir kimsenin elinde dünya sultanından bir mektup bulunursa, hiç kimse ona saldıramaz, zarar veremez, belalardan emin olur.) Mushafı kaldırdı ve (Ya Rabbi! Bu senin kitabındır, bunu bize verdin. Ellerinde senin kitabın bulunan kullarını suda boğmak keremine yakışmaz. Bizi tehlikeden kurtar.)
Derhal dalgalar döndü ve deniz süt liman oldu ve sağ salim gittik(alıntı)

 

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar