1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. Rehber Bilgileri
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

Rehber Bilgileri

A+A-

DERVİŞ VE PARA

 

Padişahın biri, adamlarından birine bir miktar para verip şehir içindeki dervişlere dağıtmasını söyledi. Adamcağız bir çok dervişin yanına gidip geldi ve ancak parayı olduğu gibi geri getirip padişaha iade etti.
Padişah, (Niçin dağıtmadın?) diye sordu.
Adam, (Padişahım verecek derviş bulamadım) dedi.
Padişah, (Nasıl olur, şehirde yüzlerce derviş vardır) deyince adam, (Efendim, dervişler para kabul etmiyorlar. Para alanlar ise zaten derviş değil ki) diye cevap verdi.

 

 


            BU SUYA PİSLİK KARIŞTIRMA

  Şibli hazretleri bir gün Hicaza gitmek için yola çıkar, yolu Bağdat’tan geçer. O zamanın halifesi Harun Reşid, Şibli hazretlerinin Bağdat’a geldiğini duyar. “Biz mi ziyaretine gelelim yoksa o mu bizim sarayımıza şeref verir?” diye haber gönderir. Şibli hazretleri biz halifenin yanına geliriz der. Ve saraya gider.

Halife, Şibli hazretlerine, “Bana bir nasihat eder misiniz efendim” der. Şibli hazretleri de “Bana bir bardak su getirin” der. Halifeye, “Eğer çölde susuz kalsanız, ölmek üzere olsanız, biri elinde bir bardak su ile çıkıp gelse, dese ki bu bir bardak suyu sana veririm ama servetinin yarısını isterim, verir misin? Halife düşünür ve elbette veririm der.

Şibli hazretleri, “Peki bu suyu içtin, çıkaramıyorsun [vücudundan dışarı çıkmıyor, bir hastalık var], bir doktor gelse, ben o suyu dışarı çıkarırım fakat servetinin diğer yarısını isterim, verir misin?” Harun Reşid düşünür ve elbette veririm der.

Şibli hazretleri, “O halde bir bardak su bile etmeyen servetine güvenme“ der. Halife ağlamaya başlar. Bana bir nasihat daha eder misiniz der.

Şibli hazretleri, “Siz suyun başındasınız, Allahü teâlâ Peygamber efendimizden beri akıp gelen bu İslamiyet suyunun bekçisi olmayı size nasip etti, bu suya pislik karıştırma, karıştırılmasına da müsaade etme, bid’at karıştırma onu tertemiz olarak koru.”(alıntı)

 

"O GÖZ BENİM TALEBELERİME SEVGİ İLE BAKTI."

Bir gün sarhoşun birisi meyhaneden çıkmış evine giderken zikir sesleri duyuyor. Zikrin ne olduğunu bilmiyor, ses nereden geliyor diye merak edip sesin geldiği yere gidiyor. Pencereden içeriye başına uzatmış.

Bakmış ki, orada Abdülkadir Geylani hazretlerinin talebeleri bir araya gelmiş zikir yapıyorlar, sohbet ediyorlar, Allah dan bahsediyorlar.

O da bakmış, ya Rabbi bunlar ne güzel insanlar demiş ve evine gitmiş, evde de ölmüş.

 

Ertesi gün cenazesini kaldırıyorlar, kabre koyuyorlar. Melekler Cehenneme götüreceğiz diyorlar.

Gavs-ı Âzam Abdülkâdir Geylani hazretleri, nereye götürüyorsunuz, diyor. Bu adam berbat, bu adamın yeri ancak ateş olur diyorlar.

Gavs-ı Azam hazretleri; başını vermem, vücudunu ne yaparsanız yapın, diyor. Çünkü o baş, o göz benim talebelerime sevgi ile baktı.

Benim talebelerime sevgi ile, muhabbetle bakan gözü ateş yakmaz. Başını vermem ama geri kalanını ne yaparsanız yapın, beni alakadar etmez demiş.

Demişler ki, ya Gavs, olur mu öyle şey, baş bir tarafta vücut bir tarafta olmaz demişler. Cenab-ı Hakka arz edin demiş. Ya Rabbi, ne yapacağız bu mevtayı demişler.

Allahü teala da buyurmuş ki, baş ne tarafta ise vücut da o taraftadır.

Dolayısıyla, kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir. Ve kimi sevmek, kimi sevmemek lazım olduğunu da iyi seçmeliyiz. Ahiretde nerede ve kimlerle olmak istiyorsak, buna dünyada karar vermeliyiz."

[İnsan âhirette Dünya'da sevdiği kişilerle beraber olacaktır...Sevdiklerine bak, âhirette de gideceğin yeri gör.!.](alıntı)

Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar