1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

akfedenin şartı üzere muvakkıtın aylığı hepsinden fazladır, zira İstanbul’da ne kadar gemici ve denizci var ise hepsi Sultan Bayezid Han muvakkıtına muhtaçtırlar. Zira camii şerifin kıblesi keramet keşfi ile doğru olduğundan, bütün deniz kaptanlarının kıble-gösterir aletleri ve saat kütleleri bu camii mihrabında düzeltildiği için muvakkıta muhtaçlardır. Bütün Frengistan’da yıldız ilmine sahip olan  üstat kefereler, güneş saatlerini ve kıble göstericilerini  Bayezid Yan Camii’nde düzeltirler. Dünyaca meşhur bir sağlam mihraptır.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde İstanbul’un Sırları (alıntı)
 CEBE ALİ HAZRETLERİ
Mısırlı Sultan Kalavun’un şeyhi olan ve İstanbul’un fethinde bulunmak için Bursa’ya kadar gelip, Zeyneddin Hafi’nin müritliğine geçen Cebe Ali Hazretleri Cibali kapısına sığınmıştır. Bu kapıya da yine Cebe Ali’den bozma olarak Cibali kapısı denilmiştir. At çulundan bir cebe (Hırka) giydiği için Cebe Ali unvanını alan bu kişi, orduda ekmekçi başı görevini yapmakta olup bütün orduya ekmek yetiştirirdi. Hiç kimse onun sırrını öğrenememişti. Bir fırından binlerce kişi pembe gül renginde has ekmek yerdi.
Bu Cebe Hazretleri, Okmeydanı’ndan inen gemilere binmeyip hemen Tersane bahçesinin önünde Zeyneddin Hafi’nin talebesi olan üç yüz kişi ile denizin üstüne postlarını döşemiş. Zikir yapıp def ve kudümler çalarak bayraklarını açınca, onların geldiklerini fark eden kafirler, akıllarını oynatmışlardır. Cebe Ali Hazretleri postları denizden alıp Cibali kapısından girmiş. Cebe Ali, keramet gösterdiği için fetihten sonra şehit olur. Kabri Gül Camii avlusundadır.
Seyahatname’den Seçmeler (Evliya Çelebi) (alıntı)
AMBER-İ ÇİN CAMİİ
Kırım’da zengin bir tüccar cami yaptırmaya başlar. Binlerce kişi toplanır, yardım eder. O sırada inşaatın yanından bir ticaret kervanı geçer. Kervan on katar deve, misk ve amber yüklüdür. Kervan sahibi selam vermez.
– Ey kervan sahibi, nereden gelip nereye gidersiniz? Yükünüz nedir? Diye sorarlar. Ama kervan sahibi oralı değildir. Kasıla kasıla geçer gider.
Cami yaptıran tüccar kızar. Adamlarıyla kervanı çevirir. Adamları, develerin üzerindeki bütün yükü indirirler. Yükte ne kadar misk ve amber varsa, sahibinin gözünün önünde, hepsini çamura katarlar. İnşaatın harcını, su ile değil de misk ve amberle kararlar.
Kervancı ne yapacağını bilemez. Hayret içinde oradan oraya koşuşturmaya başlar. Konuşur ama kimseye dinletemez. Tüccar onu alıp evine götürür. Büyük bir ziyafet verir. Yemekten sonra devlerine altın yükleyip:
– Var şimdi git can kardeşim. Ama selamı unutma! Der. Kendini de bir şey sanma.
Cami tamamlanır, ismini Amber-i Çin Camii koyarlar. Ne zaman ki yağmur yağsa, cami duvarları pek güzel kokar. Hatta ben, denemek için toprağından bir parça alıp ateşe koydum, hakikaten amber koktu.
Seyahatname’den Seçmeler (Evliya Çelebi(alıntı)
 

Bu yazı toplam 289 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar