1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

SÜLEYMAN’IN ALEYİSSELAM’IN ÜZÜNTÜSÜ

Süleyman aleyhisselâm’ın oğlu vefat etti. Süleyman aleyhisselâm bundan dolayı şiddetle üzüldü. Bunun üzerine iki melek kendisine geldi. Onun huzurunda hasım şeklinde diz çöktüler. Birisi dedi ki:

– Ben tohum ektim. Biçecek vaziyete geldiği zaman bu adam çiğneyip geçti. Ziraatımı ifsat etti.

Süleyman aleyhisselâm diğerinden sordu:

– Sen ne diyorsun?

Dedi ki:

– Ben yol üzerinde yürüdüm. Ziraatın üzerine geldim. Sağa sola baktım, gördüm ki yol ziraatın içinden geçiyor.

Süleyman aleyhisselâm ziraat sahibine sordu:

– Neden yola tohum ektin? Bilmez misin halk için yol gereklidir.

Ziraat sahibi:

– Sen çocuğun için neden üzülüyorsun? Bilmez misin ölüm ahiret yoludur!

Bunun üzerine Süleyman aleyhisselâm Rabbine tövbe etti. O günden itibaren çocuğu için üzülmedi.(alıntı)

BİZİM DUAMIZ NEDEN KABUL OLUNMUYOR?

Hz. Musa zamanında müthiş bir kuraklık baş göstermişti. Musa peygamber ve ümmeti günlerce yağmur duasına çıktılar. Fakat duaları kabul olmuyor ve gökten yağmur inmiyordu.

Hz. Musa Tur’a çıkıp münacatta bulundu:

— Ya Rabbi! Halimiz, sana malûm. Bizim duamız neden kabul olunmuyor, dediğinde, Allah tarafından şu îlâhî hitap geldi:

— Ya Musa! İçinizde nemmam (Lâf taşıyıcı) var. Duanız o sebepten kabule şayan olmuyor.

Bu sefer Hz. Musa:

— Ya Rabbi bize bildir de, o nemmamı aramızdan çıkaralım ve Sana öyle yalvaralım. Bizim duamızı kabul buyur, diye niyaz ettiğinde, Cenab-ı Allah:

— Ya Musa o kulumu sana haber veremem. Duanızın kabul olunmasını istiyorsanız onu siz bulup aranızdan çıkarın, buyurdu.

Hazreti Musa, gelip kavmine durumu bildirdi ve hep beraber tövbe ettiler. Bunların içinde nemmam da bulunuyordu, o da hulusu kalb ile tövbe etmişti. Günahlarının affını dileyenlerin tövbesini kabul eden Cenab-ı Allah kısa zamanda yağmur inzal etti.(alıntı)

İKİ KÖLE

Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu.

    Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok kötü şeyler söylediğini belirterek, onun da arkadaşının kötü huylarını söylemesini istedi. Fakat köle arkadaşına toz kondurmadı hep onu övücü sözler söyledi. Padişah ne yaptıysa bir türlü o köleye arkadaşı hakkında kötü bir söz söyletemedi.

    Nihayet ikinci köle hamamdan geldi. Padişah onu da sınamak için huzuruna çağırdı. Onu övücü sözler söyledi.

    “Sıhhatler olsun ne kadar zarif ve latif olmuşsun. Keşke öbür kölenin sayıp döktüğü kötü huyların da olmasa ne olurdu.” dedi ve onu da diğer köle gibi denemek istedi.

    Bunun üzerine köle kızdı, köpürdü ve arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başladı.

    Biraz konuştuktan, arkadaşının kötülüklerinden bahsettikten sonra padişah onu susturdu:

    – “Yeter artık ikinizin de özünü, aslını anladım, onun ağzı kokuyor, senin ise için kokmuş, bundan sonra sen o doğru sözlü ve güzel huylu kölenin emrindesin haydi git.” dedi.

    – Güzel ve iyi yüz, kötü huyla birlikte olursa bir kalp akça bile etmez.

Mesnevi’den Hikayeler(alıntı)

 

Bu yazı toplam 190 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar