1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

DUA EDECEK DİLİ OLMAYAN ÇOBAN...

 Küçük bir çoban bir Cuma günü koyunları güdüyordu ki, ezanın sesini duydu. Uzaktan, köy ahalisinin birer ikişer camiye doğru yol aldığını görünce:

“Ben de Rabbime yönelmeliyim? Ama O’na ne diyeceğim, nasıl ibadet edeceğim?” diye düşünmeye başladı.

Küçük çoban namaz kılmayı bilmiyor, ezberinde de ne bir sure, ne bir dua bulunuyordu.

Dizüstü yere çöktü, “Elif, be, te, se…” diye, duyduğu kadarıyla alfabenin harflerini saymaya başladı. Bu duayı birkaç defa etti. Oradan geçen bir adam çocuğun sesini duydu ve çalılar arasından ona baktı. Diz çökmüş, elini açmış, gözleri kapalı bir çocuğun alfabeyi okuduğunu gördü.

Çocuğa: “Burada ne yapıyorsun, küçük?” diye seslendi.

Çocuk “Dua ediyorum efendim” dedi.

Adam şaşkın bir şekilde: “Niçin alfabeyi okuyorsun?” diye sordu.Çocuk cevap verdi: “Hiç dua bilmiyorum, efendim. Fakat Allah’ın beni korumasını ve koyunlarımı güderken bana yardım etmesini istiyorum. O her şeyi bildiğine göre, harfleri yan yana koyar ve ne söylemek istediğimi bilir, diye düşündüm.”

Adam gülümsedi ve: “Kalbini ferah tut” dedi. “İnanıyorum ki, Allah duanı kabul edecektir.”

Önemli olan dua edecek sözlerin olması değildir

Önemli olan dua edecek dillerin olmasıda değildir.

Asıl önemli olan dua edecek kadar temiz bir gönüle sahip olmaktır..

Duâ vakti gelmişse;Kul, Rabbini özlemiştir. .

ALLAH’IN GİZLEDİĞİ  ÂLİM.                                                   Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri’ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri’nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla:                                    – Hasan Basri’yi (r.a.) gördün mü? Diye sordular. O gayet sakin: – Evet, dedi.  Nerede?    – İşte şu kulübemde… Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri’ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip:          – Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? Dediler.    – Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremediniz ise, benim suçum ne?  Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri:                                  – Ey Habib! Biliyorum ki Rabb’im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? Dedi.                                             Hazreti Habib mahcup bir şekilde:                                           – Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah’tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi.

 

Bu yazı toplam 248 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar