1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Üçüncü gece ise yine «Filan yerde bir altın vardır, onu al da harçlık yap.» denilir. O da bereketi olup olmadığını sorunca «Çok bereketlidir.» cevabını alınca, hemen gider ve onu alır. Sabahleyin ise altın ile pazara gider ve iki tane balık alır. Evine getirip karınlarını yardığı zaman görür ki, balıkların karnında çok kıymetli ve iki dirhem ağırlığında kırmızı cevher var. Birisini hemen pazara götürüp satmak ister. Fakat hiç kimsenin almaya gücü yetmez. Nihayet 30 bin akçe kıymeti ile padişaha satar. Akçeleri alarak eve gelir ve Cenabı Hakk’a şükürler eder. Padişah o cevherin bir eşini daha araştırır fakat hiç kimsede bulamaz. Tekrar O’na soralım belki vardır diyerek gelirler. Fakat o bende vardır, lâkin 70 bin akçeden aşağı vermem der ve öylece satar. Son derece zengin olur.
Rüyasında: «Ey kişi, Cenabı Hakk’ın sana bu kadar lütuf ve ihsanı ancak, pederine ihlâs ile etmiş olduğun hizmet sebebi iledir. Âhirette olunacak ihsanı ise anlatmak mümkün değildir.
İşte bunun gibi bir kişi ebeveynine hizmeti kendisine nimet bilirse iki dünyada da devlet ve nimete nail olur.
Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi
1000 YILLIK MEKTUP.
Siyer âlimleri şöyle naklederler ki; Bir büyük Padişah var idi. Mecusi olup çok memleketlere hükmederdi. İsmi Humeyr ibni Redi idi. Lakin kendisine Melik Tebi ( veya Tübbe ) derler idi. Askeri, Süvari ve piyade olup o kadar çok idi ki Haddi hesabı yok idi. Çok sayıda vezirleri ve yardımcıları var idi. Halkında dört bin kişi var idi ki, bunlar âlim ve Fadıl idiler. Mühim işlerinde bunlara danışırdı.
Bu Hükümdar bir gün Mekke’ye geldi. Etrafta insanlar gelip gereken tazim ve hürmeti yapmadılar. Melik vezirlerini çağırıp: -“Bu insanların tekebbürü nedendir. Niçin bana tazim etmezler “dedi. Vezirleri:
-“Ey Padişahımız. Buranın halkı Arapdır. Asıl ve şerefli insanlardır. Burada bir ev vardır ki, KÂBE derler. Allah (c.c.)ın evidir. 
mukaddes hanenin imarı ve muhafezası bunlara ısmarlanmıştır. Bu bakımdan şeref ve kıymetleri artmıştır. Gururlarının sebebi bu olsa gerektir.”Dediler.
Padişah Gazaba geldi. Arabın gururuna sebep olan bu haneyi yıkmak, ahalisini öldürüp mallarını yağma, etmek fikri aklına geldi. Kafasına bu kötü fikir girer girmez, şiddetli bir baş ağrısı da beraber girdi. Ağrının şiddetinden gözleri ve burnu sulanıp çeşme gibi akmağa başladı. Çirkin bir koku peyda olup, kimse yanına yanaşamaz oldu. Ağrı her nefeste ziyadeleşti. Hayattan ümidini kesen Padişah veziri çağırdı. -“Ey Vezir, alimlere söyle benim bu hastalığıma bir çare bulsunlar.”dedi.

Bu yazı toplam 371 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar