1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

YILDIRIM BÂYEZÎD ile EMÎR SULTAN HAZRETLERİ'NİN KARŞILAŞMALARI 
Yıldırım Bâyezîd ile Emîr Sultan Hazretleri'nin karşılaşmaları çok ibretlidir:
Emir Sultan, Bursa'ya geldiğinde Yıldırım Bâyezid Han, Macaristan seferinde idi. Yapılan harbin çok şiddetli olması dolayısıyla asker arasında birçok yaralı vardı. Ancak nur yüzlü bir genç, onların yaralarını sarıyor ve kendilerine duâ ediyordu. Yıldırım'ın kendisi de yaralanmış olduğundan bu nur yüzlü gence içinden akan bir muhabbetle seslendi:
"Ey Yiğit! Benim de kolumda yara var; sarıver! .."dedi. 
Emir Sultan, cebinden çıkardığı bir mendille Padişah’ın yarasını sardı ve askerlerin arasında kayboldu. 
Bütün askerler, kısa bir müddet içinde yaralarının tamamen iyileşmiş olduğunu görünce, büyük bir hayretle durumu Sultan’a ilettiler. Bunun üzerine Yıldırım Han, kolundaki yarayı merak ederek mendilini açınca, kendisinin de sıhhate kavuşmuş olduğunu görüp şaşırdı. Ayrıca koluna sarılan o mendilin yarısı kesilmiş bir nişan mendili (gelinin damada hediye ettiği mendil) olduğunu fark ederek hayreti bir kat daha arttı. ..O genci ne kadar arattıysa da bulduramadı. 
Aynı seferde devamlı ilerleyen Osmanlı ordusu, bir kalenin fethinde hayli güçlük çekmiş, pek çok asker zayiatı vererek zor durumda kalmıştı. Sultan Yıldırım Bâyezîd, neredeyse kalenin düşmesinden ümidini yitirmek üzereydi ki, birden kale kapılarının ardına kadar açıldığını gördü. Hatta açan kimseyi de hayal-meyal fark etti. Sanki bu da, yaralarını saran o nur yüzlü genç idi. Bu hayret veren manzara karşısında Yıldırım Bâyezîd, derhâl hücum emri vererek fethi gerçekleştirdikten sonra o maneviyat erini arattırdı. Ancak önceki hâdisede olduğu gibi yine bulduramadı. Böylece kendisine iki defa en zor anlarında yardım eden o nur yüzlü genç, gönlünü merak hisleriyle dolduran bir muamma oldu!
Aradan günler geçip Osmanlı ordusu muzaffer olarak Bursa'ya döndüğünde karşılayıcılar arasında, o sırada Yıldırım'ın kızı ile evlenmiş bulunan Emîr Sultan Hazretleri de vardı. 
Bâyezîd Han, atından inip Emir Sultan ile musâfahalaşırken onunla göz göze geldi ve bu genç zatın harp meydanında yaraları saran kimse olduğunu anladı. Ardından da manidar bir şekilde:
"O el çabukluğu ne idi? "dedi. 
Emir Sultan, tevazu ve mahviyet içinde:
"Sultan’ım! Kur'ân-ı Kerîm'de buyurulan:
*Allâh'ın kudret eli, onların elleri üzerindedir! *(el-feth, 10) beyanı veçhile, Allah için hiçbir güçlük yoktur! .."dedi. 
Yıldırım tekrar sordu:
"ya o Mendil? !.."
Emîr Buhârî Hazretleri, tebessümle cevap verdi:
"Devletlû Babacığım! Yarısı cebimdedir! Ben de damadınız Şemsüddîn Buhârî'yim!" bundan büyük memnuniyet duyan Sultan Bâyezîd han, Emir Sultan’ın nurlu çehresine bir daha baktı ve: " kale kapısını açan o yiğit de sendin değil mi? "dedi. Emir Sultan, bu suale tatlı bir sükût ile mukabele etti! Sonra biri dünya, diğeri âhiret sultanı olan iki büyük şahsiyet kucaklaşıp Canâb-ı Hakk’a Hamd ve şükürde bulundular!

Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar