1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

HZ. TÂLHÂ’NIN BAHÇESİ 
Sahabeler toplanmışlar, derin bir huzur ve mutluluk içinde Allah’ın Resûlünü dinliyorlardı.
Fahr-i Kâinat Efendimiz ise, Âl-i İmran Sûresi’nden şu âyet-i kerimeyi okuyordu.
“Muhtaçlara ve fakirlere yardım ederken malınızın kötüsünü değil de iyisini vermedikçe,
olgun bir imana kavuşamazsınız.
İmanda en yüksek mertebeye çıkmak istiyorsanız, yoksullara malınızın en hoşuna gidenini bağışlayınız.”
(Âl-i İmran, 92)
Âyet-i kerimeyi büyük bir dikkat ve hassasiyetle dinleyenlerin içinde
Ebû Tâlhâ’nın Medine’de Peygamberimizin mescidine yakın bir yerde,
içinde altı yüz hurma ağacı bulunan pek kıymetli bir bahçesi vardı. Sık sık dâvet ettiği
Resûlûllah’a burada ikramda bulunurdu.
Bu zât derin bir çoşku içinde âyet-i kerimeyi dinledikten sonra ayağa kalkarak şöyle dedi:
“Yâ Resûlûllah benim servetim içinde en kıymetli ve bana en sevgili olan, şehrin içindeki sizin de bildiğiniz bahçemdir.
Bu andan itibaren Allah rızası için onu, Allah’ın Resûlüne bırakıyorum. İstediğiniz gibi tasarruf eder, dilediğiniz fakire verebilirsiniz.”
Bu sözleri söyledikten sonra Ebû Tâlhâ, sevinçli ve neşeli bir hâlle kararını uygulamak için
Mescid’den çıkarak bahçeye doğru gitti.
Ebû Tâlhâ’nın hanımı Rumeysâ, bahçedeki bir hurma ağacının gölgeliğinde oturmuştu.
Tâlhâ, bahçe duvarına kadar geldi ama içeriye girmedi.
Onun geldiğini gören hanımı Rumeysâ:
“Ebû Tâlhâ, duvarın dışında ne bekliyorsun? İçeri gelsene” dedi.
Ebû Tâlhâ: “Ben içeri giremem, Rumeysâ, sen de eşyanı toplayıp dışarı çıkar mısın?”
Rumeysâ biraz şaşırdı:
“Neden, bu bahçe bizim değil mi?”
Ebû Tâlhâ:
“Hayır, artık bu bahçe bizim değil, şu andan itibaren Medine fukarasınındır” dedi.
Sonra da, Hz. Peygamber’den dinlediği âyet-i kerimeyi ve verdiği kararını hanımına anlattı.
Rumeysâ hanım bu sözler karşısında, hiç tereddüt etmeden şunu sordu:
“İkimiz nâmına mı, yoksa sadece kendi şahsın için mi bağışladın?”
“İkimiz namına bağışladım” cevabını alınca da:
“Allah senden razı olsun Ebû Tâlhâ.
Etrafımızdaki fakirleri gördükçe, ben de aynı şeyi düşünürdüm de sana söylemeye bir tülü cesaret edemezdim;
Allah bu hayrımızı kabûl buyursun, bekle öyleyse bahçeden çıkıp ben de yanına geliyorum!”
EŞİNİZE GÜZEL HİTAP EDİN
Peygamberimiz(SAV) eşlerine karşı özel bi ilgi gösterirdi. Onlara özel kelimelerle hitap ederdi.
Onları sevdiğine dair sevgi sözcüklerini kullanmaktan kaçınmazdı.
Hz.Aişe’ye (r.anha) özel bi sevgi sözcüğü vardı.
“Gözbebeğim.”
Gözbebeğiydi eşleri O’nun.
Onları öyle severdi.
Onları öyle korurdu.
Öyle sakınırdı.
Tüm kem gözlerden saklardı.
O gözbebeklerini hiç kırmadı.
Hiç incitmedi.
Hiç üzmedi.
Hiç ağlatmadı.
Hiç azarlamadı.
Gözbebeği Hz.Aişe’ye (r.anha) derdi bazen:
“Ya Ayşe konuş, gönlümüz açılsın.”
Ayşe’si konuşurdu.
Eşinin konuşmasını isteyen bi eşti.
Eşinin konuşmasından gönlü ferahlayan bi eş…
Peygamberliğin ve tebliğin yorucu olduğu zamanlarda Aişe’sinin elini tutardı.
“Ferahlat Ya Aişe”derdi…
Ayşe’sinin elini tutarak ferahlardı…

Bu yazı toplam 165 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar