1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Biliyor musunuz veliler hallerini bir sır gibi saklar, tanınmaktan, bilinmekten sıkılırlar. Ancak böylesi hayati kavşaklarda keramet göstermek zorunda kalırlar. Nitekim Hasan-ı Basri Hazretleri de mangaldaki ateşi avuçlar, kızgın korla kollarını sıvazlar. Şem'ûn hayretler içindedir. Büyük veli, bunlar sıradan şeylermiş gibi gülümser, 'İstersen yanan fırına girelim' der, 'var mısın?' 
- Yoo, hayır. Bu kadarı yeter. 
- Görüyorsun işte. Senin, benim, dağların, göklerin, denizlerin yaratıcısı onu zararsız kıldı. 
- Sanırım, Allah'ın büyüklüğünü kabullenmek zorundayım. 
- Al, istersen dokunabilirsin. Eğer ateş bir şeye kaadirse yaksın da görelim. 
- Diyecek bir şey bulamıyorum. 
- Ama benim diyecek çok şeyim var. Yapma Şem'ûn, kendine kıyma. Gel iman et ve kurtul. Altından nehirler akan köşkler, nefis şerbetler, bahçeler, huriler seni bekliyor. Bir kere kelimeyi şahadet söyle, ebedi saadete kavuş. 
- Bu kadar kolay mı yani? 
- Evet bu kadar kolay. 
- Ama benim ömrüm günah içinde geçti. 
- Benim ki de öyle ama Allah-ü teâlâ affedicidir. 
- Ne desem bilmem ki, bunca yıldır mecusi olarak yaşadıktan sonra... 
- Sakın 'millet ne der?' diye düşünme, sadece kalbinin sesini dinle. 
- Kalbim seninle beraber, yalnız endişelerim var. 
- Nasıl yani? 
- Sahi, Rabbim beni kâbul eder mi? 
- Eder. 
- Bana kulum der mi? 
- Der. 
- Emin misin? 
- Adım gibi. 
- Peki kefil olur musun? 
 - Olurum. 
- Ahitname de yazar mısın? 
- Yazarım. 
- Mührünü de basar mısın? 
- Basarım. 
- İyi öyleyse, sen şimdi bana yapmam gerekenleri söyle. 
Şem'ûn oğullarını, yakınlarını çağırır. Kalabalığın huzurunda iman eder. Olacak bu ya hemen o gün ecel şerbetini içer. Onu söz konusu kâğıtla birlikte toprağa verirler. 
Hasan-ı Basri Hazretleri hem şaşkın, hem sevinçlidir. Omuzlarından irice bir yük gitmiştir. Definden sonra evine gelir. Bir başına kalınca hadisenin muhasebesini yapar ve birden dehşete düşer. Büyük bir pişmanlıkla 'yaptığını beğendin mi' der, 'sen kim oluyorsun da ahitname veriyorsun. Kendini kurtaracağın şüpheli, kalkıp başkalarına kefil oluyorsun. Eyvah ki ne eyvah! Aman Allah'ım ben ne yaptım!' 
O gece binlerce, on binlerce kez tövbe eder, 'Yarabbi, ben acizin, zavallının biriyim' der, 'n'olur bu cüretimi affeyle!' Hasan-ı Basri o kadar ağlar ve o kadar yalvarır ki bitap düşer. Birara içi geçer, rüyasında Şem'ûn belirir, çok neşelidir. Öylesine nurludur ki dolunayı imrendirir. Başında cennet cevahirleriyle süslenmiş bir taç vardır. Hasan-ı Basri Hazretlerine döner 'Meğer Allah-ü teâlâ ne büyükmüş' der, 'merhametinin zerresi benim gibi nice asiye yetti.' 
 

Bu yazı toplam 259 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar