1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

-Ben altı gündür aç bekleyen bir aile reisiyim. Benim ve ailemin sabrı devam ediyor, ama çocuklarımınki bitti. Bu yüzden şu kuş leşini gizlice alıp eve götürüyordum, çocuklarım yiyebilir diye. Ancak sen bana yardımda bulundun, artık buna ihtiyaç kalmadı. Sırrımı kimseye ifşa etme.
Bu defa geri dönüp, hayretini yenemeyerek durumu şeyhine anlatır. Şeyh, bunda şaşılacak bir şey yok, diyerek şöyle izah eder:
-Sen kazanırken haram helâl düşünmüyor, sadece kazanmayı esas alıyordun. Öyle servetin zekâtını böyle kimseler yerler.
Ben kazanırken ise, haram karışmasın diye titriyor, bazen helâlları bile terk ediyordum. Bu sebeple böyle servetin zekâtını da böyle ihtiyaç sahipleri yerler der.
Asıl düşünülecek şey, kazancımızın durumudur. Kazandığımız mal, Sarhoşa mı lâyık, gerçek ihtiyaç sahiplerine mi lâyık.
Hazreti Allah helalinden kazanıp, helâl yolda harcamayı nasip etsin.
EVLİYA, ALLAH’IN DOSTUDUR.
Bir Allah dostu, Bir gün gençlerle sohbet ederken;
- Evlatlarım, bir günde, beş defa abdest alıp camiye giden bir mümin, “Evliya’dır, buyurdu. Evliya, “Allah’ın dostu” demektir.
Sonra da;
- Herkes, kendi evine, dostlarını, sevdiklerini çağırır, öyle değil mi? diye sordu onlara.
- Evet, efendim, dediler.
Buyurdu ki:
- Siz de Allah’ın evine, yani camiye geldiğinize göre “Allah sizi seviyor” demektir. Yani siz evliyasınız.
ORUCUMUZU SADECE MİDE İLE DEĞİL, TÜM AZALARIMIZLA TUTALIM. 
Bir derviş öğrencilerini toplar bir kulübeye yoğurt koyar sonra öğrencilerinden karşıya  geçip izlemesini ister kulübeden köpek geçer ve ağzı yoğurt bulaşmış şekilde çıkmış olur, sonra derviş sorar öğrencilerine oradaki yoğurdu kim yedi onlarda toplu olarak bunu bilemeyecek ne var der, yoğurdu köpek yedi derviş öğrencilerine kızar ne olursa olsun gözünüzle görmediğiniz bir konu hakkında yorum yapmamalısınız. 
 GIYBET KARŞILIĞI HEDİYE
Anlatıldığına göre Hasan-ı Bari’ye “adamın biri seni arkadan çekiştirdi” dediler Bunun üzerine Hasan Basri, adama bir tabak hurma ile birlikte şu haberi gönderdi:
- Duyduğuma göre sen bana iyiliklerini hediye ettin. Ben de buna karşılık vermek istedim. Fakat senin hediyene denk gelecek bir hediye veremediğim için özür dilerim”
2) Cüneyd-i bağdadi hazretleri, bir gün bir camide iken bir genç gelip:
- Allah rızası için bana yardım edin. Ben yardıma muhtaç bir kimseyim, der. 
- Cüneyd-i bağdadi hazretleri bakar ki, genç sapa-sağlam bir insan, bu genç bu haliyle dilencilik yapmaya utanmaz mı? Niye çalışıp kazanmaz da dilencilikle kendini küçük duruma düşürür. Diye düşünür.
O gece Cüneyd-i Bağdadi hazretleri bir rüya görür. Rüyasında: camide gördüğü gencin vücudu bir kebap yapılıp bir tepsiye konmuş önüne getirilir. Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine:
- Bunu yiyeceksin derler.
Hazret “o insan etidir, yenir mi?” diye karşılı verdiğinde:
- Ya dün camide nasıl yiyordun yine öyle yiyeceksin! derler.
Daha sonrasını hazret şöyle anlatıyor:
- Meğer gıybet etmişim. Hemen korku ile uyandım. Abdest alıp iki rekat namaz kıldım. Tövbe istiğfar ettim. Sabah olunca, o hakkında konuştuğum genci aramak için dışarı çıktım. Aradım aradım, nihayet genci Dicle nehri kıyılarında buldum ki, önüne tere koymuş onları yiyor.
Genç benim geldiğimi görünce başını kaldırarak:
- Ey Cüneyd! Camide benim hakkımda kötü düşündüğün için tövbe edip pişmanlık duydun mu? Diye sordu.
- Evet dedim.
Genç bana:
- O halde üzülme git! Dedi ve şu ayeti kerimeyi okuyarak kayboldu “Ve O Zattır ki kullarından tövbeyi kabul eder, günahlarını af eder ve ne yaptıklarını bilir”

Bu yazı toplam 372 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar