1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

HZ. ALİ’Yİ AĞLATAN OLAY
Hz. Ali bir gün evinde oturuyordu. Kapı çalındı. Hz. Ali kalkıp kapıya baktı. Komşularından biri gelmişti. Komşusu ona selam verdi. O da onun selamına cevap verdi. Sonra Hz. Ali komşusuna:
-Ne istiyorsun? Diye sordu.
Komşusu utanarak:
-Şu kadar paraya ihtiyacım var. Bana borç para verir misin? Dedi. Hz. Ali eve girdi. Komşusunun istediği parayı alıp geldi. Komşusuna verdi. Komşusu istediği parayı alınca sevinerek dönüp gitmişti.
Hz. Ali de eve girmiş, oturup derin bir düşünceye dalmış, sonrada ağlamaya başlamıştır. Hz. Fatıma efendisinin ağladığını görünce ona şöyle demişti:
-Ey Efendim! Neden üzülüp ağlıyorsun? Komşumuzun istediği parayı ona verdin. Sevinmen gereklidir.
Hz. Ali ona şöyle cevap vermiştir:
-Ey Fatıma! Sen komşuluğu bu kadar kolay mı sanıyorsun? Bizim görevimiz, komşumuzun halini sormaktı. Böyle bir ihtiyacı olduğunu öğrenince o gelip istemeden önce, o parayı götürüp ona vermekti. Neden görevimizi yapamadık diye üzülüyorum....
PEYGAMBER (S.A.V) EFENDİMİZ VE İLK YARATILAN NÛR!
İbn-i Abbâs -radıyallâhu anhümâ’dan şöyle nakledilir: “Allah Teâlâ, Îsâ -aleyhisselâm-’a vahyetti ve şöyle buyurdu: «Ey Îsâ! Muhammed’e îmân et ve ümmetinden O’na yetişenlere O’na iman etmelerini emret! Şayet Muhammed olmasaydı Âdem’i yaratmazdım! Muhammed olmasaydı cenneti de cehennemi de yaratmazdım. Arş’ı su üzerinde yarattığımda sarsılmaya başladı, üzerine “Lâ ilâhe illâllâh Muhammedün Rasûlullâh” yazınca sakinleşti.»” (Hâkim, II, 672) Bir gün Câbir -radıyallâhu anh- Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek:
“−Anam babam Sana feda olsun yâ Rasûlallâh! Bana ilk yaratılan şeyin ne olduğunu bildirir misin?” diye sormuştu. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“−Ey Câbir! Allâh Teâlâ, her şeyden önce senin peygamberinin nurunu, zatının nurundan yaratmıştır…” cevabını verdiler.(Aclûnî, I, 265.)
SENİ SEVDİM EFENDİM...
Herkes canını verecek kadar seni severken, kimseye yük olmamak için, kendi işini kendin yapışını sevdim.
Başının ağrıdığını öğrendiğimde, başımın ağrısını sevdim.
Kuşu ölen çocuğun evine taziyeye gittiğinde... Anne ve yavru köpekler için koskoca ordunun yolunu değiştirdiğinde, merhameti sevdim, hayvanları sevdim..
"Benim çocuğum yok, ardımdan okuyacak kimse olmayacak" diye ağlayan Hz.Bilal'i, "Üzülme! Ümmeti Muhammed her ezandan sonra sana okuyacak" diye teselli edişini sevdim.
Bir gün, oturarak namaz kıldığını gören Ebu Hureyre'nin "Ey Allah'ın elçisi, hasta mısın?" sorusuna, "Hayır, açım!" deyişini sevdim.
O kadar uzun süre hiç aç kalmadım ben ama kızın Hz. Fatma’ya, "Vallahi kızım, üç gündür baban bir şey yememiştir." deyişinde, açlığı sevdim.

Bu yazı toplam 320 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar