1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Şu konuşmalar çok işitildi:
Acaba sıra kimde..?
Senden sonra acaba kimin adı okunacak..?
Daha dün görüşmüştüm..!
Hala inanamıyorum..!
Demek ki ölümün yaşı yok..!
Bir gün biz de öleceğiz..!
Nihayet sabah olur, dünyada bir gün bile kalmana razı olmazlar, ilk kez varlığın sıkıntı verir.
Sen hala oracıktayken, gasil hane kapısına adın yazılır.
Orası ne hamamdır ne de evindeki banyo, ömürde bir defa yıkanılan bir yerdir orası.
Buz tutmuş bedenin sıcak sular altında çözülürken, tenine dokunanlara unutamayacakları bir ürperti verirsin.
Ölümünden sonra ikinci durağın olan, tahtadan yapılmış bir binek kapı önünde seni bekliyor.
Ömürde bir defa binilen tek binektir ve iki üç kişinin yardımıyla cansız bedenin tabuta koyulurken, kılını dahi kıpırdatamayacaksın.
Yine ömründe ilk ve son kez bineceğin bir araba, sana özel kiralanmış ve yola koyuluyorsun.
Canlılar arasında kıvrıla kıvrıla ölüm dansı yaparak, en azından cuma namazını kıldığın camiye geliyorsun, daha doğusu getiriyorlar.
O kalabalıkta tek ölü sensin ve sana ölü muamelesi yapacaklar çünkü sen ölmüşsün.
Musalla taşı; taşların en ürperteni, taşların en acımasızı, taşların en soğuğu.
Senin için toplanan kalabalık, öne geçmen için yol açıyor.
O taş kim bilir kaçıncı konuğunu ağırlıyor, ne ölüler geçti o tezgâhtan.
Senin oradaki varlığın, bir sünnet namazına vesile.
Kılınan namazdan sonra rahmetliyi nasıl bilirdiniz, sorusuna seni tanıyan da tanımayan da iyi bilirdik derler.
İşlediğin günahlar gözlerinin önüne getirildiğinde, iyi ki bilmiyorlar dersin. Ürperttiysem bana kızma.
Bu senin dünya hayatına, yeni bir bakış açısı yakalaman içindi. Çünkü ölümü düşünmek, hatalarından kurtulmanı sağlar..! (İNŞAÂLLÂH)
HALİFENİN GÖMLEĞİ.
Ömer ibni Abdülaziz, halifeliği zamanında, bir gün minberde, hutbe okumakla meşguldü. Minberin yakınında olan, bir grup halk, konuşması esnasında halifenin zaman zaman elini götürüp, gömleğini hareket ettirdiğini görüyorlardı. Bu hareket orada bulunan ve dinleyenlerin dikkatlerini celbetti.
Hepsi kendi kendilerine, neden halifenin konuşma esnasında, elini gömleğine götürüp, hareket ettirdiğini soruyorlardı.
Toplantı tamamlanarak sona erdi. Araştırıldıktan sonra belli oldu ki halifenin, kendisinden öncekilerin Beytülmalden yaptıkları israfı telafi etmek ve Müslümanların Beytülmalin gözetlemek için, bir taneden fazla gömleği olmadığı için yeni yıkanmış gömleğini tekrar aynısını giymişti. Şimdi de, daha çabuk kurusun diye, hareket ettiriyordu.
(1) PEYGAMBER EFENDİMİZ HEDİYE KABUL EDER MİYDİ!
Allah Resûlü, hediyeyi küçük büyük demeden kabul ederek, vereni sevindirme konusundaki hassasiyetini şöyle dile getirmektedir: “Şayet bana kürek veya paça hediye edilse, hemen kabul ederim.” (Buhârî, Hibe, 2) Bunun hikmetini ise: “Hediyeleşiniz ki birbirinize olan muhabbetiniz ziyâdeleşsin!” (Muvatta’, Hüsnü’l-Hulk, 16; Münâvî, III, 271) sözüyle beyan etmiştir.
HEDİYELEŞMENİN ÖNEMİ VE FAZİLETİ!
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, hediyeleşmenin insanları birbirine nasıl yaklaştırıp sevdirdiğini anlatmak için de: “Hediyeleşiniz; zira hediye, kalpteki kin ve nefreti yok eder. Hiçbir kadın komşu kadına verdiği hediyeyi, koyun paçasından bir parça bile olsa küçük görmesin!” buyururdu. (Tirmizî, Velâ, 6) Hediyeyi bir sünnet olarak veren ve alan kimse onun azlığına çokluğuna, değerli veya değersiz oluşuna bakmamalıdır. Hediye verirken riyâ, gösteriş, çıkar gibi duygular araya girerse, beklenen netice alınamaz. Hediyeleşme imkânlar ölçüsünde olmalı ve bütçeyi zorlamamalıdır. Hediyeleşmede aslolan hatırlamak ve hatırlanmaktır. Dolayısıyla “yarım elma, gönül alma” sözü bizler için bir ölçü olmalıdır.
(Kaynak: Üsve-i Hasene 1, Erkam Yayınları)

Bu yazı toplam 338 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar