1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

Hazreti Peygamber'e kâtiplik ve vahiy kâtipliği yapan Hazreti Ali, Hudeybiye Antlaşması'nı da yazmıştır. Evs, Hazrec ve Tay kabilelerinin taptıkları putlarla Mekke'nin fethinden sonra Kâbe’deki putları imha etme görevi de Hazreti Ali'ye verildi.
Hazreti Peygamber vefat ettiğinde, cenazenin yıkanması ve benzeri hizmetleri, vasiyeti üzerine Hazreti Ali ile Resulullah'ın yakın akrabalarından Abbas ve oğulları yaptı.
Hazreti Ali, ilk üç halife döneminde Medine'de ikamet edip dini ilimlerle uğraşmayı diğer görevlere tercih etti.
Kur'an ve hadis konusundaki derin ilminden dolayı hem Hazreti Ebubekir'in hem de Ömer'in özellikle fıkhi meselelerde fikrine müracaat ettikleri bir sahabe olan Hazreti Ali'nin, Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği günün İslam tarihi için başlangıç kabul edilmesine dair teklifi de kabul edildi.
Hazreti Osman şehit edilince ashabın önde gelenleri mescitte toplanarak yeni halife seçimine gitti. Hazreti Ali, kendisine yapılan hilafet teklifini orada bulunan Talha ve Zübeyr'e yöneltti, fakat ısrar üzerine kabul etti. Hilafeti döneminde Müslümanlar arasında ayrışmalara yol açan Cemel Vak'ası ve Sıffin Savaşı gibi önemli olaylar yaşandı.
Muaviye'yi kendisine biata davet eden Hazreti Ali, 657 yılı Haziran ayında Sıffin savaşında Muaviye ve ordusunu mağlup etti.
Muaviye'nin yanında duran Mısır Fatihi Amr bin As'ın ortaya attığı Hakem Olayı hilafet meselesini bir çıkmaza götürdü. Halkın bir kısmının Hazreti Ali'yi, bir kısmının da Muaviye'yi halife olarak tanıması sebebiyle de ikili bir iktidar ortaya çıktı.
Hazreti Ali, Kufe'de, Harici Abdurrahman b. Mülcem tarafından zehirli bir hançerle sabah namazında yaralandı, aldığı yaranın tesiriyle 26 Ocak - bazı kaynaklara göre 28 Ocak- 661'de vefat etti ve Kufe'ye (bugünkü Necef) defnedildi.
Ali b. Ebu Talib, ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup sakalı sık ve geniş, yüzü güzeldi. Kendisine Hazreti Peygamber tarafından verilen "Ebu Türab" lakabından başka "el-Murtaza", "Allah'ın aslanı" ile zulüm ve haksızlıklar karşısında geri atmaması sebebiyle "Haydar-ı Kerrar" gibi lakapları vardı.
Bütün Sünni ve Şii kaynaklar, Hazreti Ali'nin, Müslümanlar arasındaki ilim, takva, ihlas, samimiyet, fedakârlık, şefkat, kahramanlık gibi yüksek ahlaki ve insani vasıflar bakımından müstesna bir mevkiye sahip bulunduğunu, Kur'an ve sünneti en iyi bilenlerden biri olduğunu ittifakla belirtir.
Hazreti Ali, aynı zamanda tasavvuf dünyası için de vazgeçilmez bir isim olması sebebiyle İslam tasavvuf edebiyatında, özellikle Türk kültüründe ayrı bir anlam ve önemle ele alınır.
İlmi şahsiyeti
Hazreti Ali, sahabe arasında Kur'an, hadis ve özellikle fıkıh alanındaki bilgileriyle kendini kabul ettirmiş bir otoritedir. Rivayet ettiği hadislerin çoğu fıkhi konulara dair olup bunları Hazreti Peygamber ile Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Mikdad b. Esved ve hanımı Hazreti Fatıma'dan duydu.

Bu yazı toplam 308 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar