1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

BU NE BABA.    
Seksen yaşına girmiş yaşlı baba ile onu ziyarete gelen kırk beş yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal hatırdan, çoluk çocuktan, havadan sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: "Bu ne oğlum?"
Oğlu şaşkın, cevapladı: "O bir karga baba."
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: "Bu ne oğlum?"
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: "Baba, o bir karga"
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: "Bu ne oğlum?"
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: "O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni duymuyor musun?"
Yaşlı baba tekrar dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti: "Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?"
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme ile- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümsemeye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
"Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanı başımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23. soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu heyecanla tekrar edişi, içimi sevgiyle doldurdu."
El İsrâ suresinin 23. ayetinde meâlen şöyle geçmektedir:
"Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle." Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahü anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm:
– Yâ Resûlallah! İnsan kendi ana babasına hiç söver mi? deyince:
– “Evet, tutar birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Birinin anasına söver, o da onun anasına söver” buyurdu.
Müslim, Îmân 146. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 4
Başka bir rivayete göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “İnsanın kendi ana babasına lânet etmesi en büyük günahlardandır” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm:
– “Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi ana babasına nasıl söver?” deyince:
– “Birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Adamın anasına söver, o da onun anasına söver” buyurdu. (Buhârî, Edeb 4. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 120)
BABAYA HÜRMET.
 Hz. Peygamber bir gün otururken sütbabası çıkageldi. (Peygamberimiz SAV in öz babası Abdullah, Peygamberimiz doğmazdan önce vefat etmişti) Resûlullah hürmeten elbisesinin bir kısmını yere serdi ve onu üzerine oturttu. Az sonra sütannesi geldi. Efendimiz onun için de elbisenin diğer tarafını serdi, o da elbisenin üzerine oturdu. Biraz sonra süt-oğlan kardeşi geldi. Resûlullah onun için de ayağa kalktı ve onu da önüne oturttu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120/5145)
Allah Resûlü, süt akrabalarının hatırı için Huneyn’de alınan esirlerden kendi hissesine düşenleri serbest bırakmış, Ashâb-ı Kirâm da aynı faziletten nasip alabilmek için gönül rızası ile:
“–Bizler de esirlerimizi Allâh’ın Resûlü’ne hibe eyledik!” demişlerdir. Böylece o gün altı bin esir, dünyevî hiçbir karşılık alınmadan serbest bırakılmıştır. Mâlik bin Rebîa (r.a.) şöyle der:
Birgün biz Resûlullah’ın huzûrunda otururken Selimoğlularından bir adam çıkageldi ve:
“–Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sordu. Allah Resûlü şöyle buyurdu:
“–Evet, onlara duâ ve istiğfarda bulunursun, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabasını koruyup gözetirsin, dostlarına da ikramda bulunursun.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120/5142; İbn-i Mâce, Edeb, 2). Abdullah bin Dînâr der ki:
Bedevîlerden biri Abdullah bin Ömer’le Mekke yolunda karşılaştı. Abdullah bin Ömer ona selâm verdi; kendi bindiği merkebe onu bindirdi ve başındaki sarığı da ona verdi. Biz İbn-i Ömer’e:
“–Allah sana iyilik versin! Bu adam bedevîlerden biri. Onlar aza kanaat ederler.” deyince bize şunları söyledi:
“–Bu zatın babası, babam Ömer’in (r.a.) dostuydu. Ben Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu işittim:
“En makbul iyilik, baba dostunun âilesini koruyup gözetmektir.”
Abdullah bin Dînâr’ın İbn-i Ömer’den bir başka rivayeti de şöyledir:
Bir defâsında İbn-i Ömer, Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. Deveye binmekten usandığı zaman üzerinde istirahat edeceği bir merkebiyle, başına sardığı bir de sarığı vardı. Bir gün İbn-i Ömer eşeğin üzerinde dinlenirken bir bedevîye rastladı. Ona:
“–Sen falan oğlu falan değil misin?” diye sordu. O şahıs:
“–Evet.” deyince eşeği ona verdi ve:
“–Buna bin!” dedi. Sarığı da ona uzatarak;
“–Bunu da başına sar!” dedi. Arkadaşlarından biri İbn-i Ömer’e:
“–Allah seni affetsin. Üzerinde dinlendiğin eşek ile başına sardığın sarığı şu bedevîye boşuna verdin!” deyince İbn-i Ömer şunları söyledi:
“–Ben Resûlullah’ı;
«İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir.» buyururken işittim. Bu adamın babası, babam Hazret-i Ömer’in dostuydu.” (Müslim, Birr, 11-13; Ebû Dâvûd, Edeb, 120; Tirmizî, Birr, 5). Sonuç olarak, Cennetin yolu anne-babanın rızasından geçer. Cenâb-ı Hak cenneti sâliha annelerin ayakları altına sermiş, babayı da cennetin orta kapısı kılmıştır. Artık dileyen onları memnun etsin, dileyen de kırıp incitsin!..

Bu yazı toplam 3509 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar