1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

O kızgın kumlar üzerindeki Bilal'ı, bayılıncaya kadar dövülen Ammar'ı, ayağına ip takılarak çakıl taşları üzerinde sürüklenen Ebu Fukeyheyi satın alarak hürriyetlerine kavuşturandır, 
Allah yolunda nesi varsa vermiş, kendisi de yırtık bir abaya bürünerek mescide gelmişti Bu cömertlik onu rıza makamına ulaştırmıştır.
O kadar mütevazı idi ki, devesinin üzerin de iken kırbacı düşse onu almak için kendi iner, hiç kimseye kırbacını vermesi için emretmezdi Daima kendisi yük çeker, başkasına yük çektirmezdi. Vakarını, şahsiyetini korumağa o kadar titizdi ki, seviyesiz, boş bir sözün ağzından çıkmasından daima kaçınırdı. Mühim bir sebep, hayırlı bir söz olmadıkça konuşmaz, ancak lüzumu halinde doğruyu söylerdi Kumandan ve valilere "Halka hitap ettiğinizde veciz (özlü ve kısa) konuşunuz. Çünkü uzun sözün bir kısmı diğerini unutturur." diye tavsiyede bulunurdu. 
Bir kimsenin kendini medhettiğini duyunca "Allahım! Sen beni benden daha iyi bilirsin" diyerek kibirden gururdan Rabbına sığınırdı Kendini beğenmişlere hiç müsamaha etmezdi 
Bürgün kızı Aişe'nin yanına girdi O sırada Aişe (r anha) evde yerlerde sürünen elbisesiyle dolaşıyordu Ona 'Ey Aişe Allah Teala'nın şuan da sana nazar etmediğini bilmiyor musun?' dedi Hz Aişe hayret içinde "Neden babacığım?" diye sordu Hz Ebu Bekir (r a) "Bilmez misin ki dünya ziynetine düşkünlüğü sebebiyle insanın gönlüne gurur ve kendini beğenme hissi gelir O ziyneti Terk edinceye kadar Allah ona buğz eder der Bunun üzerine Hz Aişe (r anha) çok sevdiği o süslü elbiseyi çıkarıp derhal sadaka olarak verir. 
"Hiçbir kimsenin bizde mükâfatını vermediğimiz bir iyiliği kalmamıştır. Yalnız Ebu Bekir müstesna. Onun bize öyle iyilikleri vardır ki, onların mükâfatını kıyamet gününde Allah Teala verecektir." buyuran Habib-ı Ekrem (s a) efendimizin ayrılık hasretiyle hastalanan Hz Ebu Bekir (r a) Hicretin 13 senesinde (M 634) dar-ı bekaya irtihal eyledi Hz Ömer (r a) tarafından kıldırılan cenaze namazından sonra Hücre-ı Seadete arzolunur "Giriniz ve defnediniz" sesi işitilince oraya defnedilir Cenab-ı Hakktan bizlere böylesine altın bir hayatı yaşama gayreti vermesini ve şefaatlerini niyaz ederiz. (Mustafa Eriş, 1993 - Ocak, Sayı: 083, Sayfa: 026)
DİLDE HAFİF MİZANDA AĞIR BİR TESBİH.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallahi ve bi-hamdihî sübhânallahi’l-azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim”
(Buhârî, Daavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58; Müslim, Zikir 31. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 60; İbni Mâce, Edeb 56)
Açıklamalar
Peygamber Efendimiz bu zikrin yükte hafif, pahada ağır olduğunu söylüyor. Söylemesi pek kolay, ama insana kazandırdığı sevap hesapsız denecek kadar çoktur, buyuruyor.
Hadîs-i şerîfte esmâ-i hüsnâdan “Rahmân”ın özellikle söylenerek, bu zikrin Rahmân olan Allah’ı hoşnut edeceğinin belirtilmesiyle anlatılmak istenen şudur: Allah’ın rahmeti ve merhameti çok geniştir. Kolayca söylenmekle beraber pek derin mânalar ihtiva eden bu zikri söyleyenleri Cenâb-ı Hak rahmetiyle kuşatır, onlara hayır ve bereket ihsan eder.
Dilimizde çok kullanılan tesbih sözü, sübhânallah anlamına gelmektedir. Sübhânallah ise, ben Allah Teâlâ’yı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. O’na hiçbir eksikliği yakıştırmam, yaklaştırmam. O’nu en yüce, en üstün sıfatlarla anarım, demektir. Günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî zikrini tekrarlayan bir kimsenin günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsinin bağışlanacağını müjdeleyen bir başka hadis bu zikrin değerini göstermeye yeterlidir. Zira bu zikir, diğer önemli zikirleri de ihtiva etmektedir. “Bizler sana hamdeder, seni şânına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederiz (ve nahnü nüsebbihu bi-hamdik)” âyet-i kerîmesinde de görüldüğü üzere bu zikir meleklerin zikridir. Diğer bir söyleyişle Allah Teâlâ’nın meleklere öğrettiği zikirdir. Onun değeri de işte buradan gelmektedir. Bu kadar değerli ve sevabı hudutsuz olan sübhânallâhi ve bi-hamdihî cümlesine bir de sübhânallâhi’l-azîm eklenerek hadisimizde tavsiye buyurulan zikrin söylenmesi, onun önemini açıkça göstermektedir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Cenâb-ı Hakk’ı noksan sıfatlardan tenzih eden, O’nu en üstün sıfatlarla yâdeden zikirleri her fırsatta söylemelidir
2. Peygamber Efendimiz “Sübhânallahi ve bihamdihî sübhânallâhi’l-azîm” gibi zikirleri çok okumamızı tavsiye etmektedir.
3. Bu zikrin söylenmesi ne kadar kolaysa, sevabı da o nisbette çoktur.
HAYDİ, CENNETTE BİR AĞAÇ DİKELİM.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”
(Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)
Açıklamalar
Bu zikirde dört ayrı zikir bulunmaktadır. Biri sübhânallah’tır. Bir önceki hadiste de belirtildiği üzere bu kısacık sözün anlamı, ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim, O’na hiçbir eksikliği yakıştırıp yaklaştırmam, demektir.
İkincisi elhamdülillâh’tır. Bunun anlamı da, ben Cenâb-ı Hakk’ı bana verdiği sayısız iyilikler sebebiyle bütün gönlümle övgüyle anarım, demektir. Her fırsatta Allah’a hamd etmek kulun en başta gelen görevidir. Elhamdülillâh demek aynı zamanda Allah’a şükretmektir. Diğer bir ifadeyle hamd şükrün başıdır. Allah’a hamd etmeyen kimse, aynı zamanda O’na şükretmemiş olur.
Üçüncüsü lâ ilâhe illallah’tır. Kâinâtta yegâne varolan, ebediyyen yaşayacak olan sadece Allah’tır. O’ndan başka bir mevcut, O’ndan başka ibadete lâyık bir varlık yoktur. Benim biricik Rabbim, önünde en derin hürmetle eğildiğim, huzurunda secdeye kapandığım sadece O’dur, gibi manalara gelmektedir.
Dördüncüsü de Allahü ekber’dir. Allah’ın büyüklüğü, azameti, kudreti, saltanatı, kısaca O’nun Kibriya’sı hiç kimsenin bilemeyeceği kadar yücedir, uludur, anlamına gelir.
Allah'ın Resûlü bu zikri, üzerine güneş doğan her şeyden daha üstün tuttuğunu söylemektedir. Bu ifadesiyle Efendimiz bütün dünya nimetlerinin gelip geçici, fakat bu zikrin sevabının kalıcı olduğunu hatırlatmakta, bunun için de fâni şeylerin değil, sevabı tükenmeyen işlerin peşine düşmek gerektiğini îmâ etmektedir. Belki de Peygamber Efendimiz bu zikri söylemeyi, bütün dünyayı elde edip sonra da onu Allah yolunda harcamaya tercih edeceğini belirtmek istemiş, dolayısıyla bu zikrin dünyaya bedel olduğunu ifade buyurmuştur:
Bu hadîs-i şerîfte geçen her bir zikir kelimesinin Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edildiği daha önce de görülmüştü. Buna göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her gün herkesin vücudundaki eklemler sayısınca birer sadaka vermesi gerektiğini belirtmiş ve “Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadakadır”, buyurmuştur. Namazımızı bitirdikten sonra günde aşağı yukarı beş defa söylediğimiz “Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrini bir mü’min her gün doksan defa söylerse, vücudundaki 360 eklemin her biri için bir sadaka vermiş olur. "Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.”
Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim"le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi, velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu vAllahu ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60).
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Resûl-i Ekrem Efendimiz bize, bu hadîs-i şerifte öğrettiği zikri okumayı tavsiye etmektedir.
2. Dünya gelip geçici, zikirlerin sevabı ise kalıcıdır. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz bu zikrin yeryüzündeki her şeyden daha üstün olduğunu belirtmektedir.

Bu yazı toplam 409 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar