1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

BEN HİÇLİĞİMİ ARARIM. 
Somuncu Baba bir akşam vakti tefekkür etmektedir. Uzayıp giden tatlı sessizliği yaşlı bir kadının feryadı bozar. Bağırıp çağırarak yanına yaklaşan kadın nefes nefese yardım ister: “Hacem, kurbanım! Bir ineğim vardı. Sabah sürüye kattım. Bu vakit oldu. Herkesin ineği geldiği halde benimki dönmedi. Sağa koştum, sola koştum, aradım ama bulamadım. Ne yapacağımı bilemedim.” Somuncu Baba, “Bacım! Telaş etme. Nefeslen biraz. Bir dem de ben arayım. Bulursam getiririm” der ve doğruca ırmak boyuna yürür.
Yaşlı kadın, ağaçların ardına saklanarak onu takip eder. Somuncu Baba ırmağın üst başındaki tepeyi dönünce açık alanda ineği bulur. Otlamakta olan ineğe seslenir: “Be mübarek hayvan! Bütün hayvanat evine döndü de sen neden dönmedin? Yaşlı sahibini neden yordun?” İnek boynunu büküp otlamayı bırakarak Somuncu Baba'nın cüppesinin eteğini yalar. Somuncu Baba onun ne demek istediğini anlamıştır: “Demek bugün yavruna süt verecek kadar doyuramadın karnını ve buraya otlamaya geldin ha!” der.
Bu konuşmaya ihtiyar kadın da şahit olmuştur. Şaşkın bir halde seyrettiği Somuncu Baba'ya: “Hacem! Bu ne hal? Hayvanı elinle koymuş gibi bulman bir yana, onun dilinden anlar gibi konuşuyorsun!” deyince Somuncu Baba şöyle karşılık verir:
“Sen Hakk ile bir olunca cümle mahlûkat sende dil olur bacım. Bu hâle akıl ermez. Bu hâlin bilgisi ne kitaptadır ne defterde. Sen ararken dünyada gezersin, ben ararken dünyadan geçerim. Sen yitiğini ararsın, ben hiçliğimi ararım.”
Hadisenin duyulmasından sonra Somuncu Baba'nın sırrı yine anlaşılmaya başlar.
ZUHURAT BABA.
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi esnasında Bizanslılar su kuyularını zehirleyince, savaşın en yoğun şiddette yaşandığı anlarda Osmanlı ordusu su ihtiyacını karşılayamayıp, susuzluk sorunuyla karşılaşır. Rivayete göre, su sıkıntısının artmaya başladığı anda sırtında su kırbası, elinde su tasları ile bir kişi ortaya çıkar. Bu kişiye askerler "aniden beliren" anlamında "Zuhurat Baba" diye seslenirler. Zuhurat Baba’nın “Allah Allah” nidalarıyla askerin susuzluğunu giderdiği söylenir. Sırtındaki tek su kırbası ile koskoca ordunun susuzluğunu gideren bu mübarek zatın savaş sonunda şehit olduğunu, kanlar içinde yerde yattığını ve su kırbasından sanki bir pınar gibi sürekli su aktığını görünce bu kişinin bir Allah dostu olduğu düşünülür ve şehit olduğu yere defnedilir. Türbesi Bakırköy’dedir.
SUR’A İSRAFİL (AS) ÜFLEYİNCE. 
Ebu Hureyre Radıyallahu Anh Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellemden şöyle rivayet eder;
"Allah gökleri ve yeri yarattıktan sonra sûru yarattı ve onu İsrafil Aleyhisselama verdi. İsrafil Aleyhisselam sûru ağzına dayamış gözlerini arş'a dikmiş ne zaman üfleme emri verilecek diye bekliyor"
-Ey Allahın Rasulü Sûr nedir? Diye sordum.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem şöyle cevap verdi;
" Nurdan bir boynuzdur. Ben tekrar sordum:
-Ya Rasûlullah bu nasıldır? Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem bana;
Çok büyük bir dairedir. Beni hak peygamber olarak gönderen Allaha yemin ederim ki çapı yer ile gök arası büyüklüğündedir. Bu sûra üç defa üfürülecektir.
1- Üfleme ürkütmek
2- Üfleme bütün canlıları öldürmek
3- Üfleme ise yeniden diriliş içindir
Üçüncü üflemeden sonra ruhlar ortaya çıkarak yer ile gök arasını arılar gibi doldururlar. Sonra genizlerden cesetlere girerler, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem şöyle buyurdu
-Toprak yarılarak ilk çıkacak olan benim"
Buhârî 2/850
Tirmizi 5/622
Ebû Dâvûd 4/218
İbnu Mâce 2/1440
KIYAMET GÜNÜNDE BANA EN YAKIN OLAN... 
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir.”
(Tirmizî, Vitir 21)
Açıklamalar
Resûl-i Ekrem Efendimiz’e çokça salâtü selâm getirebilmek için onu çok sevmek gerekir. Zira insan sevdiğini dilinden düşürmez; onu her fırsatta anar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i anıp yâdetmenin özel bir usûlü vardır. O da, güzelim adı zikredilince, “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed” yahut “sallallahu aleyhi ve sellem” demektir.
Resûlullah Efendimiz’in dindeki ve Allah katındaki yerini ve önemini gerektiği şekilde kavrayamayanlar, ben Allah’ı daha çok seviyor ve her fırsatta O’nu anıyorum; ayrıca Hz. Peygamber’i anmaya ne gerek var? diye düşünebilirler. İnsanın en fazla sevip sayması gereken şüphesiz Allah Teâlâ’dır. Ona beslenecek muhabbeti ve hürmeti bir başka muhabbet ve hürmetle kıyaslamak elbette mümkün değildir. Bununla beraber Allah Teâlâ Resûl-i Ekrem’ine beslenecek sevgi ve saygının önemini Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatmaktadır:
“Ey Resûlüm! İnsanlara de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın” [Âl-i İmrân sûresi (3), 31].
Allah katında böylesine üstün yeri olan bir Peygamber, elbette sevilmeye, sayılmaya ve her fırsatta anılmaya lâyık bir kimsedir.
Bir âyet-i kerîmede (Ahzâb sûresi (33), 56) ifade edildiği üzere ona salât ü selâm getirmemizi Allah Teâlâ istemektedir. Şu hale göre Peygamber aleyhisselâm’a salât ü selâm getirmek farzdır. Acaba ona ne kadar zamanda bir salât ü selâm getirilirse bu görev ifa edilmiş olur? Âlimler, bir müslümanın ömründe en az bir defa salât ü selâm getirmesinin farz olduğunu kabul etmişlerdir. Bazı âlimler, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in adının her anılışında, onu anan ve güzel adını duyan herkesin salât ü selâm getirmesinin farz olduğunu belirtmişlerdir. Bazı âlimler ise, bir mecliste bir çok defa anılsa bile, ona bir defa salât ü selâm getirmenin yeterli olacağını söylemişlerdir. Adının her anılışında salât ü selâm getirmek en uygun davranıştır. Büyük fakîh ve muhaddis Tahâvî de (ö. 321/933) bu görüştedir.
Şöhretli hadis âlimi İbni Hibbân, bu hadisi değerlendirirken, Hz. Peygamber’e en fazla salât ü selâm getirenlerin, meslekleri icabı ehl-i hadîs olduğunu söylemekte, kıyamet gününde Resûlullah’ın sevgisini ve şefâatini herkesten çok onların kazanacağını ifade etmektedir. Biz de sevgili kardeşlerimize, hadisleri ve hadisle ilgili kitapları çok okumalarını tavsiye eder, Resûlullah Efendimiz’in sevgi ve şefaatine nail olmalarını niyaz ederiz.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Hz. Peygamber’e âhirette en yakın, şefaatine en lâyık kimseler, ona en çok salâtü selâm getirenlerdir.
2. İnsan bu bulunmaz fırsatı kaçırmamak için ona her zaman salâtü selâm getirmeye çalışmalıdır.

Bu yazı toplam 232 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar