1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

DERVİŞ …
Bir gün bir derviş,
Bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları..
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?”
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:
“Sevdiğim çalışıyor orada…
Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini..
MELEKLERİN İMRENDİĞİ KULLAR KİMLER!
Âlim nasıl olur? Meleklerin imrendiği kullar ve bunun sebebi…
Konya’nın büyük din âlimlerinden Hacı Veyiszâde Hazretleri, o gün çok kederli ve sıkıntılıdır. Sabah namazından sonra cemaatine şöyle der:
“-Bugün Konya’mız çok büyük bir din âlimini kaybetti. Fetvada hiç kimseyi cevapsız bırakmazdı. Bu derece fıkıh ilmini bilen bir kimse bir daha gelemez dersek, yeridir.”
O gün Konya Müftüsü Abdullah Ulubay vefat etmiştir. Hoca efendi, daha sonra cemaatine:
“-Müftü efendinin ve bütün Müslümanların ruhuna hediye etmek üzere iki rekât namaz kılıp bağışlayalım.” der. Kerahet vakti çıktıktan sonra bütün cemaat münferit olarak namazlarını kılar ve bağışlarlar. Cenaze çok kalabalık bir cemaatle Üçler Mezarlığı’na defnedilir, lâkin Hoca efendi cenazenin kabre girişleri esnasında çok rahatsızlanır ve eve dönmek zorunda kalır.
Vefat eden müftü Abdullah Ulubey, çok zeki bir âlimdir. Kendisine sorulan dinî fetvaları cevaplarken:
“-Şu kitabın şu sayfasına bakın bakalım!” diyecek kadar ilmî hıfza sahiptir. Allah’ın emrine muhalif hiçbir teklifi kabul etmeyen bu büyük zât, baskılar artınca birkaç kez müftülükten istifa etmişse de tekrar vazifesine tevdi edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, onun fetvalarını daima tetkik etmeden onaylamıştır. On yedi medreseyi pekiyi derece ile bitiren 18. diplomasını Sultan II. Abdülhamit devrinde İstanbul’da bulunan Medrese-i Kuzât’tan alan Hoca efendi, o dönemin meşhur tefsir ve ilmihal sahibi, büyük âlimlerinden Ömer Nasûhi Bilmen Hoca efendi ile birlikte okuyup mezun olmuştur. 
(Tâbiînden Kays bin Kesi anlatır:
Bir adam, Medine’den Dımaşk'a Ebu'd-Derdâ Hazretlerini görmeye gelir. Ebu'd-Derdâ ziyaretinin sebebini sorunca, adam:
"-Senin Allah Resûlü'nden rivayet ettiğin bir hadis olduğunu öğrendim. O hadisi senden öğrenmek için geldim." der. Ebu'd-Derdâ:
"-Ticaret vb. bir ihtiyaç için gelmedin de bu hadisi öğrenmek için mi geldin?" diye sorusunu tekrarlayınca adam:
"-Ben sadece o hadisi senden işitmek için geldim." diyerek cevabını yineler.
Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ her ilim arayana ve ilim öğrenmek için çaba sarf edene paha biçilmez müjdelerin verildiği o kıymetli Hadis-i şerifi nakleder.
"Kim ilim için yola çıkarsa, Allah ona Cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından ilim talebesine kanatlarını sererler. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli, âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Âlimin abide üstünlüğü, Ay'ın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras, ilimdir. Kim onu alırsa, büyük bir pay almış olur." (Ebû Dâvud, İlim, 1/3641; Tirmizî, İlim, 19/2682) Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 168)
GERÇEK BİR EVLİLİĞİN, SADAKATİN VE VEFANIN HİKÂYESİ: 
Emine Kutup ve Kemaleddin Senaniri
Emine Kutup, kardeşi Seyyid Kutup'un müebbed (25 sene) hapis cezasına mahkum edilmiş hapishane arkadaşı Kemaleddin Senaniri ile evlenir.
Fakat uzun süre hapishanede kalması ve eşinin uzun süre kendisini bekleyecek olması ve belki de hiçbir zaman birbirlerine kavuşamayacak olmaları ihtimali Kemaleddin Senaniri'yi derinden üzer ve Emine'ye şu mektubu gönderir:
'Gerçekten çok uzun zaman geçti... Ve ben senin bu şekilde sıkıntıya girmenden dolayı üzülüyorum. Bir araya geldiğimiz ilk günlerde sana; yarın bu sıkıntıdan kurtulabileceğimi veya kalan 20 seneyi geçirebileceğimi veya ecelimin sonlanabileceğini söylemiştim.
Ve ben mutluluk yolunda sana bir engel olmaya razı olamam. 
Ve şu andan itibaren geleceğin hakkında uygun gördüğün bir kararı almakta tamamen hürsün. Bana neye karar verdiğini yaz. Allah seni hayırlı olana muvaffak kılsın.'' 
Emine Kutub ise şöyle cevap verir: ''Şüphesiz sarsılmaz bir akide ve inanç ile ve hiçbir tereddüt ve pişmanlık duymaksızın; umutla beklediğim emeli, cihat ve Cennet yolunu, kararlılığı ve fedakârlığı, sözleşmiş olduğumuz şeyde ısrarla direnmeyi tercih ediyorum der…'
Kemaleddin Senaniri uzun bir süre sonra hapisten çıkar. Gencecik eşini yaşlanmış halde bulur. 
5 sene beraber yaşarlar. Fakat Kemaleddin Senaniri mücadelesine devam ettiği için tekrardan hapse koyulur. Ve orada intihar süsü ile öldürülür.
Emine Kutup ise eşinin ve kardeşinin şehadetlerinin ardından 2007'de Rabbine kavuşana kadar 28 sene boyunca sabretmek zorunda kalır. 
Kimimizin koltukları halılarına uymuyor, kimimizin yemek takımı 12 kişilik değil,6 kişilik (..) Ne büyük imtihanlarımız var değil mi ? .. Bu” vefa" hikâyesini okurken Emine Kutub’a gıpta ettim. Nasıl bir teslimiyet ile nasıl bir bekleyiş. Evliliği sadece cinsellikten öteye taşıyamayan- bir zihniyetin kalbine dokunurmuydu ki bu yaşanmışlık? Güzellik, mal ve çıkar üzere kurulan, kumdan evliliklerin tozunu dumanına katan bu hikâyeyi Türkçe değil, yürekçe okuyalım İnşallah...

Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar