1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

RIZIK YİYEN RIZIK VEREMEZ...
"Belh’in meşhur velisi Hatim-i Asam, hacca gidiyordu. 
Hanımına teklifte bulundu:
Hanım, ne kadar nafaka bırakayım sana, ben gelinceye kadar? 
Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi:
-Ne kadar yaşayacaksam o kadar!
Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben ne bileyim?..
Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak. 
O beni şimdiye kadar hiç nafakasız bırakmadı, şimdiden sonra da bırakmaz. Sen harçlığını yanında tut, gurbette sana lazım olabilir.
Hatim-i Asam yola çıktıktan sonra mahalle hanımları ziyarete geldiler.
Allah kavuştursun beyiniz hacca gitti, dediler. 
Hemen arkasından da mahalli dille sormadan edemediler:
Beyin sana ne kadar rızık bıraktı gelinceye kadar?..
Benim beyim dedi, rızık veren değil rızık yiyendir. 
Rızık yiyen, rızık veremez. 
Ben rızkımı hep rızık verenden beklemişim şimdiye kadar. 
O beni hiç rızık sız bırakmamış, yine de bırakmayacağına inanıyorum.
Hanımlar bu cevaptan pek memnun olmadılar, dudaklarını büküp aleyhte konuşarak gittiler…
Aradan çok geçmedi Hatim’in evinin kapısında at kişnemeleri duyuldu. Dışarıya çıkan hanım, bir atlı kafilesiyle karşılaştı. Hacıları uğurlamaktan dönen Bağdat halifesi susamış, su içmek için uğramış buraya. Hanım hemen bir testi su ile bir bardak uzattı. 
Soğuk suyu kana kana içen halife yanındaki vezirine emir verdi:
İçtiğimiz suyun bedelini bize yakışan şekilde öde!..
Toprak çanağın içini altınla dolduran vezir, bardağı kapının yanına bırakırken söylendi:
Allah’a emanet olun bacım, soğuk suyunu içtik, hakkını helal et… 
Kafile uzaklaşırken Hatim’in hanımı bardağın içinde beyi hacdan dönünceye kadar yetip de artacak miktarda para bırakıldığını gördü. 
Her zaman yaptığı gibi yine seccadesine yönelip şükür secdesine kapandı:
Rabbim dedi, çocukken anam babamın eliyle gönderiyordun rızkımı.
Evlenince beyim Hatim’le göndermeye başladın rızkımı… Şimdi ise beyim hacca gitti, bu defa da halifeyle gönderiyorsun rızkımı. Beni hayatım boyunca hiç rızıksız bırakmadın. Zaten ben de seni hep böyle bildim. 
Bu yüzden tevekkül ve teslimiyetim hiç azalmadı, hep arttı."
Cenabı hak Cümlemize bütün dünyevi nimetler için böyle bir teslimiyet nasip etsin inşallah.
AHMAK KİŞİ KİMDİR. 
Meşhur kıssadır:
Hazret-i Îsâ(a.s.)'ı bir gün canhıraş bir şekilde kaçarken görürler!
Kimden kaçtığı sorulunca da:
"Ahmaktan kaçıyorum!" der. 
"Sen, nefesi ile körlerin ve sağırların şifa bulduğu, duasıyla ölülerin dirildiği "Mesih" değil misin? İstediğin her şeyi yapabildiğin hâlde niçin kaçıyorsun?" diye sorulur. 
Îsâ (a.s.) ise: "ismi-i Azam'ı sağır ve köre okudum, onlar iyileşti! 
Bir ölüye okudum, dirildi!  Bir fakire okudum, zengin oldu! 
Fakat o duayı bir ahmağın kalbine binlerce defa okuduğum hâlde fayda vermedi! 
Ahmaklık: kahrı-ı ilâhî olan bir hastalıktır!" karşılığını verdi. 
Ahmaklık: manevi hayatın kanseridir!  Bir insanın iki gözünü iki parmağı ile kapatıp kendi kendini ilâhî hakikatlere âmâ kılmasıdır! 
Ahmak kişi: sayısız cenaze manzarasına şâhit olur, mezar taşlarında kendisinden daha küçük yaşta vefat edenleri görür;  fakat kendisinin de bir gün öleceğini, kabir âlemini ve sonsuz ahireti hiç hatırına getirmez!  Âdeta ahiretiz bir dünya hayatı yaşamak ister. Fâniyi bâkîye tercih eder. 
Damla ile deryayı değişir.  Sefaletini saadet zanneder!  Cenab-ı Hak, İhsan ettiği "hayat “nimetini   rızası istikâmetinde kullanabilmeyi  nasip ve müyesser eylesin!

Bu yazı toplam 233 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar