1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

YA SEN SÜRÇERSEN!
Bir gün Ebû Hanîfe Hazretleri çamurda yürüyen bir çocuğa rastlamıştı. Ona merhamet ve şefkatle tebessüm ederek;
“–Evlâdım, dikkat et de düşmeyesin!” dedi.
Çocuk da, zekâ ve basîret ile parıldayan gözleriyle İmâm’a döndü ve bir çocuktan beklenmeyecek şu ibretli cevabı verdi:
“–Ey İmam! Benim düşmem basittir, düşersem yalnız ben zarar görürüm. Fakat asıl siz dikkatli olunuz. Çünkü eğer sizin ayağınız kayacak olursa, size tâbî olup ardınızdan gelenlerin de ayağı kayar ve düşerler ki, bunların hepsini kaldırmak da oldukça zordur.”
Çocuğun sözlerine hayran kalan İmam, ağlamaya başladı ve talebelerine şu ihtarda bulundu:
“Şayet bir meselede size daha kuvvetli bir delil ulaşırsa, o hususta bana tâbî olmayınız. İslâm’da kemâlin alâmeti budur. Bana olan sevgi ve bağlılığınız da ancak bu şekilde ortaya çıkar…”
Devlet ricâlinin verdiği hediyeleri de vazifeleri de kabul etmeyen Ebû Hanîfe Hazretleri; baba mesleği olan ticareti, zaman zaman fiilen, çoğu zaman da ortağı vasıtasıyla sürdürüyor, alışverişte de çok hassas ölçülerle hareket ediyordu. Hem ilimde hem de hayatta;
AZİZ MAHMUD HÜDAYİ BU HAC’CA ÇOK ŞAŞIRDI. 
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin maneviyat semalarına kanat açmasına vesile olan şu hâdise meşhurdur: Bursa kadısı olduğu yıllarda Hüdâyî Hazretleri’nin önüne garip bir dava geldi. Bir kadın, kocasından şikâyetçi olarak şunları söylüyordu:
“–Kadı Efendi! Kocam her sene hacca gitmeye niyet eder, fakat bir türlü fakirlikten dolayı gidemez. Bu sene de hacca gideceğim diye tutturdu. Hatta: «–Eğer bu sene hacca gidemezsem seni boşayacağım!» dedi. Daha sonra kurban bayramına yakın ortalıktan kayboluverdi. Beş altı gün sonra da ortaya çıkıp hacca gidip geldiğini söyledi. Hiç böyle bir şey olur mu? Kadı Efendi! Artık bu yalancı adamdan boşanmak istiyorum!..” Kadı Mahmûd Efendi, yapılan şikâyetin tahkiki için kadının kocasını çağırttı ve ona hanımının söylediklerinin doğru olup olmadığını sordu. Adam cevaben:
“–Kadı Efendi! Hanımımın söyledikleri de doğrudur, benim söylediklerim de. Bilesiniz ki ben gerçekten hacca gidip gelmiş bulunmaktayım. Hatta o mübarek beldelerde bazı Bursalı hacılarla da görüştüm ve kendilerine getirmeleri için birtakım hediyeler emanet ettim..” dedi. Kadı Mahmûd Efendi, şaşırdı:
“–Bu nasıl olur efendi?!.” diye sordu. Adamcağız da anlatmaya başladı:
“–Efendim, her sene olduğu gibi bu sene de hacca gidemeyince, büyük bir üzüntüyle Eskici Mehmed Dede’ye gittim. O da, benim elimi tutarak gözümü yummamı istedi. Gözümü açtığımda ise Kâbe’deydim!..” dedi.
Böyle bir manevi hâdiseye ilk defa şahit olan Kadı Efendi, bunun mümkün olamayacağını söyleyerek adamın ifadelerini kabul etmedi. Bunun üzerine hâlâ mukaddes topraklardaki rûhâniyet ve maneviyat ikliminin taze hissiyatı içinde olan adamcağız, saf, fakat manidar bir cevapla haykırdı:
“–Kadı efendi! Allâh Teâlâ’nın düşmanı olan şeytan bir anda bütün dünyayı dolaşıyor da, Allâh dostu olan has bir kul niçin bir anda Kâbe’ye gidemesin?” dedi. Kadı Mahmûd Efendi de, bu cevabı gayet manidar bularak kararı Bursalı hacıların dönüşüne tehir etti. Bursalı hacılar döndüğünde de yaptığı tahkikat neticesinde meseleyi olduğu gibi öğrendi ve büyük bir hayret ve şaşkınlık içerisinde dâvâyı iptal etmek zorunda kaldı. Fakat, yüreğine muammalı bir kor düştü. Ardından Eskici Dede vesilesiyle Üftâde Hazretleri’nin halkasına dâhil olarak bir cihân kutbu oldu. (Kaynak: İslam İman İbadet, Erkam Yayınları)

Bu yazı toplam 415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar