1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

İHSAN VE HZ. ÖMER
İhsan, Allah’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir.
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. “Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!” Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 49)
Resûlullah buyurdular:
“İhsan, Allah’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen O’nu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor.” (Müslim, İman, 1, 5; Buhârî, Îmân 37; Tirmizî, Îmân, 4; Ebû Dâvûd, Sünnet, 16)
Bir gece vaktiydi. Hz. Ömer (r.a.), mutadı olduğu üzere Medine sokaklarını gezmekteydi ki, ansızın durakladı. Önünden geçmekte olduğu evden dışarıya kadar taşan bir tartışma sesi dikkatini çekmişti. Bir ana, kızına:
“–Kızım, yarın satacağımız süte biraz su karıştır!” demekteydi.
Kız ise:
“–Anacığım, halife süte su karıştırılmasını yasak etmedi mi?” dedi.
Ana, kızının sözlerine sert çıkarak:
“–Kızım, gecenin bu saatinde halife süte su kattığımızı nereden bilecek?!.” dedi.
Ancak gönlü Allah sevgisi ve korkusu ile dipdiri olan kız, anasının süte su katma hîlesini yine kabullenmedi:
“–Anacığım! Diyelim ki Halife görmüyor, peki Allah da mı görmüyor? Bu hileyi insanlardan gizlemek kolay, ama her şeyi görüp bilen Kâinatın Halikı Allah’tan gizlemek mümkün mü?..” dedi.
Rabbani hakikatlerle dolu temiz bir vicdan ve diri bir kalbe sâhip olan bu kızın, deruni bir Allâh korkusu içinde annesine verdiği cevap, Hz. Ömer’i (r.a.) son derece duygulandırdı. Müminlerin Emîri, onu sıradan bir sütçü kadının kızı değil, gönlündeki takvası ile müstesna bir nasip bildi ve oğluna gelin olarak aldı. Beşinci halife olarak zikredilen meşhur Ömer bin Abdülaziz, işte bu temiz silsileden doğdu. (İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve, II, 203-204)
CÜNEYD-İ BAĞDADİ VE TÛR-İ SÎNÂ'DAKİ RÂHİB
Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin bir talebesi anlatır: Hocam Cüneyd-i Bağdadi hazretleri ile Hicaz’a gidiyorduk. Tûr-i Sina dağına varınca, hocam dağa çıktı. Biz de onunla birlikte çıktık. Mûsâ aleyhisselâmın durduğu makamda durdu. Üzerimizi o makamın heybeti kapladı. Hepimizi vecd hâli kapladı ve kendimizden geçtik. Bulunduğumuz yerin yakınında bir kilise vardı. Kilisedeki rahip bize; 
-Ey ümmet-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”! Bana cevap veriniz, diye bağırdı. “Bana cevap veriniz!..”
Biz öyle bir tatlı hâlde idik ki, hiçbirimiz ona iltifat etmedik. Rahip tekrar seslenip “temiz dininiz için cevap veriniz” dedi. Yine hiç cevap veren olmadı. Üçüncü defa seslenip, “Mabudunuz hakkı için cevap veriniz” dedi. Vecd hâlinde olduğumuz için kimse cevap vermedi. O hâl bitirince, Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri Tûr Dağından aşağı inmek istedi. Kilisedeki rahibin “bana cevap veriniz” diye yemin verdiğini söyledik. “Öyleyse onunla konuşalım. Belki Allahü teâlâ hidayet verir de Müslüman olur” dedi. 
Rahibi çağırdık. Yanımıza gelip, selâm verdi. Sonra bize “içinizden hanginiz üstâddır” dedi. Biz Cüneyd-i Bağdadi hazretlerini göstererek, “büyüğümüz bu zattır” dedik. Râhib, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine, “bu yaptığınız iş (vecd) dininizde umumi midir, hususi midir” dedi. Cüneyd-i Bağdadi “hususidir” cevabını verdi. Rahip, “ne niyetle böyle vecde gelirsiniz” dedi. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, “Rabbimize kulluğumuzun kabulü için” dedi. Sonra da, “nitekim Allahü Teâlâ ruhlara (Ben sizin Rabbiniz değil miyim) buyurduğunda ruhlar, “Evet Rabbimizsin” demişlerdi, dedi. Rahip “o ses nedir” deyince, “ebedî nidâdır” dedi. Rahip “ne niyetle oturursunuz” diye sorunca, “Allahü Teâlâ’dan havf (korkmak) niyetiyle otururuz” dedi. Rahip “doğru söylüyorsun” deyip, Kelime-i şehadeti söyledi ve Müslüman oldu. 

Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar