1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

TUZ VE SU
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikâyet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
– “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle:
– “Acı” diye cevap verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
– “Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.
– “Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam, “Hayır” diye cevapladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
– “Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.
ALLAH-U ZÜLCELAL'İN MERHAMETİ
Benî İsrail zamanında bir adam Musa aleyhi selama gelerek: Ya Musa! Sen Rabbinle konuşmaya gidiyorsun. Ona söyle, rızkını bana vermesin! Dedi. Musa aleyhisselam, Allah-u Zülcelal ile mükâlemede bulunarak: Ya Rabbi! Onu Sen yarattın. Filan kulunun ne dediğini biliyorsun, dedi. Allah-u Zülcelal buyurdu ki: , Ya Musa! Biliyorum. Git ona de ki “Eğer Ben’den başka bir Rab istiyorsa Benim göklerimi ve yerimi terk etsin. Gitsin, kendisine başka- bir Rabb bulsun. Ya Musa! Ben rızkı, hiç kimseden, öldüğü güne kadar kesmem, ona söyle!
Daha sonra, Musa aleyhisselam adama dedi ki: Allah-u Zülcelal buyuruyor ki, “Eğer beni Rabb olarak kabul etmiyor ve Benim rızkımı istemiyorsa Benim göğümü ve yerimi terk etsin. Gitsin, kendisine başka bir Rabb bulsun. Ben hiçbir kulumun rızkını, ölünceye kadar kesmem.”
Adam, Allah-u Zülcelal’in rahmetini, şefkat ve merhametini düşününce bayıldı. Kendine gelince dedi ki:  Evet, Ya Rabbi! Sen Sensin; bense Senin zayıf bir kulunum. Ben tövbe ediyorum
HZ.ALİ VE HZ. FATMA’NIN ORUCU
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin küçük yaşta hastalanırlar. Hz. Ali ile Hz. Fatıma çocuklar iyi olunca, ikisi de oruç tutar. Birinci gün, iftar için hazırladıkları yemeği, o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek, iftar etmeden, ikinci günün orucuna başlarlar. O  akşam iftarlığını da, yine o saatte kapıya gelip, (Allah için bir şey verin!) diyen fakir ve miskinlere verdiler. O gece de, iftar etmeden, üçüncü günün orucuna başladılar. O akşam dahi, kapılarına gelen esirleri boş çevirmemek için iftarlıklarını bunlara verdiler.
Bunun üzerine, Ayet-i Kerime indi. Ayet-i Kerimenin Meal-i Alisi şöyledir: 
"Bunlar, adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli olan kıyamet gününden korktukları için, çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskin, yetim ve esirlere verdiler. Biz bunları, Allahu Teâla’nın rızası için yitirdik. Sizden karşılık olarak bir teşekkür, bir şey beklemedik, bir şey istemeyiz dediler.  Bunun için, Cenab-ı Hak, onlara Şarab-ı Tahur içirdi." (İnsan, 7-9, 21) Kaynak. Orucu Yaşayanlar, Salih Büte, Kayıhan Yayınları, 2007 BEŞİKTE ORUÇ
Abdulkadir Geylani Hazretleri, henüz iki-üç aylıkken görülen kerametlerini annesi söyle anlatır:
"Oğlum henüz birkaç aylıktı. Mübarek Ramazan ayı geldi. Birinci gün şafak söktükten güneş batıncaya kadar bütün gün hiç süt emmedi. İkinci gün de ayni durum tekrar edince anladım ki Abdulkadir oruç tutuyor. İkinci sene Şaban ayının sonuna doğru hava fazla bulutlu olduğu için halk Ay'ı göremedi. Ramazanın başlama tarihini tespit edemediler. Abdulkadir'in bu meziyetini bilenler hemen annesinin yanına gidip onun süt emip emmediğini sordular. Gerçekten o gün Abdulkadir şafaktan beri süt emmemişti. Daha sonra o günün ramazanın birinci günü olduğu anlaşıldı.
Beşikteyken oruç tuttuğunu şu beyit ile dile getirir.
Başlangıcım şöyleydi, dillerde söylenirdi. 
Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi. Allah ona ayağını veli kullarımın omuzlarına koy derken sebebi bu olsa gerek...
Kaynak: Orucu Yaşayanlar, Salih Büte, Kayıhan Yayınları, 2007

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar