1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. REHBER BİLGİLERİ
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

REHBER BİLGİLERİ

A+A-

ŞEYTAN GECE SABAHA KADAR NAMAZ KILMAYA RIZA GÖSTERMEZ
İmam-ı Azam Ebû Hanife'nin zekâsının üstünlüğüne delâlet eden olaylardan biri şudur; Bir kimse bir yerde bir miktar para defnedip sonradan bu malı nereye gömdüğünü unutmuş. Bunu nasıl bulacağını İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretlerine sorunca; Gece sabaha kadar namaz kıl, inşallah bulursun demiş. Bu tavsiye üzerine o kişi gece namaz kılmaya başlamış ve gecenin dörtte biri olunca parasını nereye gömdüğü hatırına gelmiş. İmam-ı Âzam'dan bunun hikmetini sormuşlar ve şöyle cevap vermiş; Şeytan aleyhillâne gece sabaha kadar namaz kılmaya rıza göstermez, onu mutlaka bu işten meneder. Bu sebeple hatırına getirir.  İmam Âzam'ın zekâsı o derece üstün idi ki, bir şeye bir defa baksa derhal onun keyfiyetine vakıf olurdu.  {Fıkhı Ekber Şerhi & İmam Azam & Aliyyu'l Kâri}
“HÜRMET EDİNCE FARUK, ALLAHIN (CC) KİTABINA / ALLAH DA ALTIN YAZDI FARUK”UN HESABINA
7 yıl öncesinde kadar babası ve oğlu ile şehirde sakalık yaparak geçinirdi. Bir atı vardı onun sırtına su tulumlarını yükleyip akşama kadar dolanırdı. Oğlu 6 yaşına gelince kendisi gibi olmasın diye kuran öğrenmesi için hocaya gönderdi. Oğlu Lokman kısa zamanda elifbayı söküp kuranı hatmetmiş, adet olduğu üzere hoca Lokman’a, “baban kuran hediyesini göndersin” demişti.Lokman sevinerek geldi “baba kuranı hatmettim, hoca hediyesini istiyor!” dedi. Çelebi Faruk düşündü, taşındı. “Kur’an Allah kelamıdır, ona layık ne hediyemiz olabilir? En kıymetli varlığımız şu sakalık yaptığım attır: bari onu götür!” deyip atını hocaya gönderdi. O gün ve ertesi gün ve yine ertesi gün para kazanamadı. Faruk’un babası bu yaptığına çok öfkelenmişti. ‘Bre oğul deli misin sen! şu zor ve karışık zamanlarda bir atın vardı tuttun hocaya verdin, bu günde kim senin gibi ahmak olabilir? Sen ne hayırsız çıktın böyle” diye çıkıştı. 1 gün, 5 gün, derken tam 6 ay geçti. Faruk canından bezdi. Oturdukları küçük evi satılığa çıkardı. Tapduk Emre Hazretleri evi satın alıp yine oturmaları için kendilerine bağışladı. Amma yine kazanç yok yine dert çok. Başı aşağıda boynu bağrında geziyor, kimseden bir şey isteyemiyordu. Derken üzüntüyle uyuduğu bir gece bir rüya gördü. İhtiyarın biri ona ‘Kalk! Başının altını kaz!’ diyordu. Önce ilgilenmedi. Fakat aynı rüyayı üç gece üst üste görünce eline bir kazma aldı. Bu sefer babası “şimdi de evini mi yıkacaksın ?!. Diye başladı söylenmeye. O inat etti, sonunda kazmanın ucu bir mermere çarptı. O vakit ihtiyar babası “dur oğul, sen çok yorulmuşsundur, biraz ben kazayım! Diye aldı kazmayı eline. Derken mermer kırıldı, altında bir kuyu çıktı. Merdiven sarkıtıp kuyuya indiler. Orada hiç yıpranmamış bir çuvalın içinde bu altınları buldular. Altınların üzerinde fert bilmez, kişi okumaz yazılar vardı. Şaşırmışlardı. Ama Faruk’un babası boynuna sarılıp “A benim devletli evladım! Ne kadar uğurlu ve akıllı çıktın sen, deyip ilave etti. Artık zengin olduk, ne at alır, sakalık yaparsın dedi. Faruk babasına altınları Tapduk Emre Hazretlerine götürüp teslim edelim, bu altınlar onun mülkünde bulundu madem, altınlar da onundur! dedi. Babasını dinlemeyip altınları dergâha götürdü, Tapduk Emre hazretlerine rüyasını anlattı. O altınları muhafaza için arka odaya koymalarını ve iki eli ile bir kere avuçlayıp ne miktar gelirse babasına götürmesini söyledi. Faruk Onun dediğini yaptı. Babası altınları alınca onları terk etti, Faruk’ta oğlu Lokman ile birlikte Tapduk eşiğine kapılandı. 4 yıl sonra Tapduk Emre altınları Çelebi Faruk ve Bizim Yunus ile birlikte Anadolu Selçuklu Sultanı Mesut Han’a gönderdi.
Sultan mesut “Peki şimdi neden bu altınlar bize gelmiştir?! Diye sordu.
Çelebi Faruk: Ömrünüz uzun, devletiniz daim olsun sultanım! Tapduk Emre Hazretleri selam edip bu altınlar bizim evimizde bulunmuş olsa da evimiz sultanımızın ülkesindedir. Bize gerekmez, sahibine iletiniz, buyurdular. Bu yüzden çok şükür ziyan eriştirmeden size getirdik. Dedi.
Sultan Mesut altınlardan birini eline aldı. Üzerindeki yazılara baktı ancak okuyamadı. Hizmetkârlarından birine emir verdi, az sonra içeriye bir kâtip girdi. altını ona gösterip sordu :”oku bakalım, hangi kral zamanından kalmıştır ?!
Kâtip parayı evirip çevirdi, gözleri fal taşı gibi açıldı. Sonunda hayretler içinde cevap verdi: “sultanım efendim, kelimeler Türkçe, harfleri Aramice yazılmış bir beyit bu.” “ne diyor peki ?” “aynen okuyorum sultanım diyor ki : “hürmet edince Faruk, Allah’ın (cc) kitabına / Allah da altın yazdı Faruk’un hesabına” Sultan Mesut altınların Faruk ve oğluna ait olduğunu alamayacağını söylese de, Çelebi Faruk ta geri almadı. Altınlar ertesi gün Bizim Yunus’un refakatinde Konya’nın fukarasına dağıtıldı

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar