1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Rektörlük Seçimlerinde İlk Viraja Doğru
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Rektörlük Seçimlerinde İlk Viraja Doğru

A+A-
Selçuk Üniversitesi rektörlük seçimleri sürecinde artık son iki haftaya girildi. Geçen zaman zarfında daha önceki yazımda bahsettiğim rektör adaylarının sayısında herhangi bir değişiklik olmazken, Prof. Dr. Selman Türker adaylıktan çekildi. Dört yıl önceki rektörlük seçiminde de aday olan Necmettin Erbakan Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. Tahir Yüksek aday oldu. O gün bugündür her üç aday da çalışmalarına hızla devam etmekteler. Şimdi adayların ne söylediklerine, akademisyenlere neler vaat ettiklerine kısaca bir bakalım;

Seçimlerin en güçlü adaylarından Mustafa Şahin Hoca yaklaşık 6-7 aydır hız verdiği ancak beş sene öncesine dayanan çalışmalarına devam ediyor. Bu süre zarfında hazırladığı projelerle öğretim üyelerinin karşısına çıkmaya, onlarda meydana getirmiş olduğu heyecanı ve teveccühü devam ettirmeye çalışıyor. Bir yandan da Ankara temaslarının üst düzeyde sürdüğü, kendisi hakkında bazı mahfillerce oluşturulmaya çalışılan bazı tezviratların etkilerini “etkili ve yetkili” makamlar nezdinde çok büyük ölçüde elimine ettiği de gelen duyumlar arasında. Kendisine, idari tecrübelerine, geçmişte imza attığı başarılarına, ekibine ve projelerine güveni tam bir şekilde yoluna azimle ve inançla devam ediyor. Öğretim üyelerinin tamamını ziyaret etmiş ve ikinci ziyaretlerine başlamış olduğunu biliyoruz. Bu ziyaretlerinde polemiklere girmeden sadece kendisini ifade etmesi ve üniversiteye yapabileceği katkıları, projelerini anlatması takdire şayan bir tutum olarak değerlendiriyor.

Tahir Yüksek Hoca da daha önceki dönem rektör adaylarından biri olması hasebiyle üniversitede tanınıyor. Ancak ziyaretleri esnasında yola çıkış gerekçelerini anlatırken kullandığı üslup ve söylemler biraz daha farklı diğer adaylardan. Basına verdiği demeçlerde ve ziyaretlerinde kullandığı ifadelerden bazıları kayda değer. “Ben aslında bu görevi istemiyordum”, “Bu çuvalı sırtıma yüklediler”, “Sayın Başbakanımız beni işaret etti”, “Devlet görevini reddedemezdim” sözleri en dikkat çekici ve göze çarpan ifadeleri. Yine bazı gazete manşetlerine ve köşe yazılarına yansıyan “AK Parti’nin rektör adayı”, “Başbakanımızın işaret ettiği rektör adayı” gibi ifadelerin de desteğini hissettiği ve arkasına aldığı görülüyor. Yanlışım varsa lütfen düzeltsinler. Bu anlamda en azından ilk aşaması “demokratik” bir seçilme süreci ile tanımlanabilecek bir yarışta en iç kulvardan koşturulduğu ve de diğer adayların en dış kulvardan koştuğu intibaı oluşturulmaya çalışılırken “kulvar farkının” da yarışın diğer aşamalarında ortadan kalkmayacağı özellikle vurgulanmaya çalışılıyor. Ayrıca YÖK’ün başka bir aday rektör atandığı takdirde üniversitemizin çok büyük ihtiyacı olan kadroları vermeyeceği ve mağduriyetlerin devam edeceği yönünde de değişik mahfillerde seslendirmeler yapılmakta, adeta kadro bekleyen öğretim üyelerine psikolojik bir baskı oluşturulmaya çalışıldığı da gelen bilgiler arasında. Tüm bu yönlendirmelerin öğretim üyeleri nezdinde ne kadar etkili olacağını zaman ve elbette seçim sonuçları gösterecek.

Ahmet Alkan Hoca da adaylığını açıklamasını müteakip hızla çalışmalarına başladı. Her ne kadar Ankara’ya davet edilen beş kişilik ekip yerel medyaya “Rektör adayları” olarak lanse edilmiş ve içerisinde sadece o gün itibariyle Mustafa Şahin Hoca ve Selman Türker Hoca rektör adayı olmuş olsalar da en azından o gün itibariyle rektör adaylığını resmen açıklamış olan Ahmet Alkan Hoca’nın bu istişari sürece dahil edilmemiş olduğuna alındığı gözlenmekte. Yakın zamanda ziyaretimize gelen Ahmet Hoca’nın sürecin işleyiş tarzına olan tepkisi ise çok manidar bulduğum şu sözlerinde gizli; “Hangi rektör adayı olursa olsun herhangi bir akademisyenin; yönetmeye ve oylarına talip olduğu diğer meslektaşlarının karşısına -Ben şuradan destek alıyorum, bana bu görev tevdi edildi, bu yük benim sırtıma yüklendi, yani kısacası ben sizin rektörünüz olarak atanacağım şeklinde anlaşılabilecek- tarzda çıkmasının gerek akademisyenlerin iradesine seçim öncesinde ipotek konulması, gerekse rektörü atayacak olan nihai makam olan Sayın Cumhurbaşkanımızın atama yetkisine ipotek konulması anlamı taşıyacağı aşikârdır”.

İki hususa dikkat çekerek konuyu tamamlamak istiyorum. Birincisi, Sayın Başbakanımız Konya’mızın ve Türkiye’mizin yetiştirdiği mümtaz ve müstesna bir şahsiyet, çok değerli bir akademisyen, bilim ve siyaset insanıdır. Kendi içerisinden çıktığı şehrin en büyük üniversitesinin yönetiminin şekillenmesine bigâne kalması da elbette tasavvur edilemez. Ancak yine sahip olduğu akademik nezaket ve her ortamda sergilediği demokrasiye olan eşsiz bağlılığı gereği böyle bir konuda, sahip olduğu kanaati nihai aşamada Sayın Cumhurbaşkanımız ile birebir paylaşacağı konusunda kimsenin şüphesi olmamalıdır. Öyle tahmin ediyorum ki kendisinin de rektörlük seçiminde taraf olduğu, bir adayı açıktan desteklediği ve işaret ettiği yönünde yazılıp çizilenlere ve bu tevatürleri medyaya servis edenlere bir sitemi olacaktır.
Daha bu sürecin başında, öğretim üyeleri HÜR iradeleri ile ve üniversite dışından her türlü yönlendirmelerden uzak olarak kendi rektörlerini tercih etme aşamasını yaşarlarken, bu tarz yanlı ve yönlendirici haberlerin yapılmasını, her daim kendisi ile gurur duyduğumuz Sayın Başbakanımızın adının bu şekilde fütursuzca bu sürecin içine çekilme çabalarını, en başta Sayın Başbakanımıza ve öğretim üyelerinin hür iradelerine karşı yapılmış bir saygısızlık ve en hafifinden demokratik bir yarışın algı operasyonları ile örselenmesi olarak addediyor, bu husustaki takdiri öğretim üyelerimizin ve kamuoyunun vicdanına havale ediyorum.
Diğer bir husus ise “İşaret edildiği” iddia edilen adaydan başka birinin rektör olarak atanması durumunda üniversitenin kadro bekleyen 300 civarında öğretim üyesinin bir dört yıl daha bekleyeceği ve YÖK ten kadro verilmeyeceği iddiasıdır. Bir kuruma bir akademisyeni rektör olarak atayan nihai iradenin, Sayın Cumhurbaşkanımızın, böyle bir keyfi uygulamaya, üstelik kendi atadığı rektöre karşı kendi iradesi altında çalışan, üyelerinin önemli bir bölümünü ve başkanını kendisinin atadığı bir kurumun zor durumda bırakmasına izin vereceğini düşünmek, en hafif ifadesiyle Sayın Cumhurbaşkanımızı yeterince tanımamış olmak demektir.

Seçim sonuçlarının şimdiden Selçuk Üniversitemize, Konya’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. YÖK teki aday değerlendirme süreci ve sonrasındaki atama sürecinde hak, adalet, hakkaniyet ve liyakat esaslarına göre karar verileceği inancı ve ümidiyle her kim atanırsa atansın üniversitemize ve şehrimize en iyi katkılar sağlamasını temenni ediyorum.
Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.