1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Rektörlük Seçimlerine Dair; 'Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz...'
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Rektörlük Seçimlerine Dair; 'Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz...'

A+A-
Henüz milletvekilliği genel seçimlerinin sıcaklığı üzerimizdeyken "Kadim Başkent"in en köklü ve en büyük üniversitesinin önümüzdeki dört yılını şekillendirecek olan rektörlük seçimleri sath-ı mailine girildi. Esasında daha önceki seçimlerde çok daha önceden başlayan adaylık çalışmaları, hararetli tartışmalar, projeler, kamuoyu oluşturma çabaları, gerek 7 Haziran, gerekse 1 Kasım genel seçimlerinin ve ülkenin yaşadığı olağanüstü şartların gölgesinde kaldı, hatta neredeyse çok az gündem işgal edebildi. Her ne kadar yerel gazetelerde yayınlanan bazı köşe yazılarında, aralarında şahsımın da adının geçtiği bir kaç isim potansiyel rektör adayı olarak zikredilmiş olsa da bu durum kamuoyunun yoğun gündemi arasında çok büyük heyecan uyandırmadı.

Mevcut rektör Prof. Dr. Hakkı Gökbel'in aday olmayacağını etrafındakilere söylediğini biliyoruz. Zaten bugüne kadar da aday olacağına dair resmi bir açıklama gelmedi kendisinden. Yine rektör adaylığı için adı geçen Veteriner Fakültesi'nden Prof. Dr. Emrullah Eken'den, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Cem Zorlu'dan, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Yüksek'ten de aday olduklarına dair bir açıklama gelmedi. Açıklama geçenlerde Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selman Türker'den geldi. Geçen dönem rektörlük seçim çalışmaları esnasında tanıştığım Prof. Dr. Selman Türker'in daha 1 yıl önce seçimleri yapılan kendi üniversitesinde aday olmayıp da Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü'ne aday olması da üniversite akademik çevrelerinde bir hayli şaşkınlığa sebep oldu. Hele bu açıklamayı neredeyse rektörlük seçimlerinden yaklaşık1-1.5 ay önce yapmış olması doğrusu tüm üniversite camiasında "Niye şimdi?", "Neden kendi üniversitesine değil?", "Neden çok kısa bir süre kala?", "Neye veya kime güvenerek?" gibi yorumların dillendirilmesine neden oldu. Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyelerinin Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü'ne olan ilgileri de ayrı bir merak konusu haline geldi...

Her neyse, bir başka adaylığını açıklayan akademisyen de Mimarlık Fakültesi'nin hali hazırdaki dekanı Prof. Dr. Ahmet Alkan. Bir zamanlar Anavatan Partisi milletvekili olan Ahmet Alkan Hoca'nın Mimarlık-Mühendislik çevrelerinde kısmen destek gören adaylığının tüm üniversitede açık bir heyecan uyandırmadığı da görülmekte. Ama şunu ifade etmem gerekir ki Ahmet Alkan Hoca'yı her gördüğümde fiziksel görünüm itibariyle "Diriliş Ertuğrul" dizisindeki "Süleyman Şah" aklıma geliyor. Ahmet Hoca'nın idarecilik noktasındaki kabiliyetlerini de seçim ve atama sonuçlarına göre test etme imkânını belki bulabileceğiz. Bunu zaman gösterecek…

Selçuk Üniversitesi'nin önümüzdeki dört yılının yönetimine talip olan en güçlü aday ise bir zamanlar Selçuk Tıp Fakültesi Dekanlığını yaptığım süreçte birlikte çalıştığım, Prof. Dr. Mustafa Şahin Hoca. Mustafa Hoca'yla yaklaşık üç yıl gibi kısa bir sürede, dört duvarı olan bir binayı; 33 bölümüyle, tam teçhizatlı ameliyathane ve yoğun bakımlarıyla, her türlü donanım ve güçlü bir akademik kadroya sahip, her gün binlerce hastaya ayaktan, yüzlerce hastaya yatarak tedavi imkânı sunan, bine yakın öğrencinin eğitim aldığı, ülkemizin gözde bir tıp fakültesi ve bölgemizin en modern kamu hastanesi haline getirdik. Mustafa Hoca'nın aktif, bazen gözü kara, cesaretli ve atılımcı yapısı bu başarıdaki en önemli etkenlerden biri olmuştur. Sonrasında, geçen seçimde rakip rektör adayları olsak da karşılıklı saygımız, Ankara Tıp yıllarına (30 yıl öncesine uzanan) dostluğumuz ve sevgimizin rekabetimize yenik düşmesine müsaade etmediğimiz gibi, Mustafa Şahin Hoca'mızın akademik nezaketi, vefası, kadirşinaslığı her ortamda, her türlü takdir ve tebriki hak edecek düzeyde tezahür etmiş, asla mütevazı duruşunu kaybetmemiştir.

Prof. Dr. Mustafa Şahin, Selçuk Üniversitesi'nde son dört yıl Rektör Yardımcısı olarak da görev yapmış, Başhekimlik ve Dekan Yardımcılığı ile başlayan idari tecrübesini üniversitemizin tamamının sorunlarının konuşulduğu, çözüm arandığı Senato Üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Rektör Yardımcılığı görevlerini ifa etmek suretiyle daha da üst düzeye çıkarmıştır. Mustafa Şahin Hoca'nın akademik başarıları, patent çalışmaları, Avrupa Cerrahi Derneği'nin "Onur Üyesi" olması, Genel Cerrahi camiasında saygın bir yeri olmasını da önemsenmesi gereken diğer hususlar olarak değerlendiriyorum. Ancak onunla çok yakın çalışmış biri olarak onun bu üniversiteye proje bazlı sağlayacağı katkıların, Ankara bürokrasisi ve siyasilerle olan yakın temaslarının üniversitemize kadro ve finansal destek anlamında oluşturacağı pozitif ivmenin, Konya Sanayisi ile oluşturmaya başladığı sıcak temasın üniversite-sanayi işbirliği ve mezunlarımıza istihdam hususunda ortaya çıkaracağı imkânların üniversitemizde beklenen açılım ve rahatlamayı sağlayacağı kanaatindeyim.

Bu şartlar altında rektör adaylığı yaklaşık beş sene önceye dayanan, geçen seçimlerde de en yüksek ikinci oy sayısına ulaşan, bu süreçte kesintisiz bir irade ve kararlılıkla kendini yetiştirerek üniversitemiz yöneticiliğine hazırlayan, ses getirecek projelerle öğretim üyelerinin karşısına çıkan Prof. Dr. Mustafa Şahin’e karşı üniversitemiz camiasında muazzam bir teveccüh oluşmuş ve Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinin kahir ekseriyeti Mustafa Hoca’nın etrafında adeta kenetlenmiştir. Bu iradenin seçim sonuçlarına da ayniyle yansıyacağını öngörmekteyiz.

Her kim olursa olsun, bir üniversiteyi yönetmeye talip olan rektör adaylarının öncelikle yönetmeye talip olduklarının fikrini alması, onları kendi liderliğinde bir idarenin üniversite için en iyi ve doğru olduğuna ikna etmesi gerekmektedir. Maalesef günümüzde bu çark bazen tersten işlemekte, mevcut rektörlük seçim ve atama sürecindeki bazı aşamalardan dolayı, süreçte yer alan kurum, kuruluş ve kişiler, süreçten en çok etkilenenler ve etkileneceklerden çok daha ön plana geçebilmektedir. Dolayısıyla bazen, bazı rektör adayları öğretim üyelerinin oylarına talip olmadan önce başka mercilerden onay alma telaşına erkenden düşebilmekte, birlikte üniversiteyi yöneteceklerinin kapısını da en son çalabilmektedirler. O da “biraz oy olsun, adet yerini bulsun” kabilinden.

Kırk yılı aşkın geçmişi, bin yüz civarında öğretim üyesi olan, sayıları 90.000’e yaklaşan öğrencisi ile ülkemizin en büyük üniversitelerinden biri olan Selçuk Üniversitesi’nin, Konya'nın bu en büyük ve en köklü üniversitesinin yönetiminin; Konya'daki bir başka üniversite ya da başka kurumlar tarafından dizayn edilme çabalarını şık, estetik ve etik bulmuyor, akademik nezaket sınırlarına dikkat edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Ayrıca şu ya da bu saiklerle öğretim üyelerimizin hür iradelerine ipotek koyma çabalarını da kabul edemiyorum. Rektör adaylarının da öğretim üyelerinin karşısına; akademik vaatleriyle, projeleriyle, tevazularıyla, idarecilik vasıflarıyla, saygınlıklarıyla, ahlaki değerleriyle, cesaret ve diğer nitelikleriyle, sırf "kendileri" olarak, "ben şunun adamıyım" veya "ben bundan icazet aldım" demek yerine, "ben buyum, niteliklerim bunlardır, tecrübem şu şekildedir, hayalllerim şunlar, projelerim bunlardır, biz birlikte şu hedefe yürüyeceğiz" diyebilen bir tarzda çıkmalarının ve bu tarzda çıkanların desteklenmelerinin doğru olacağını düşünüyorum.

Bırakalım bu sefer "benim arkamda bunlar var, ben şuralardan icazet aldım" diyenler değil, "ben buyum" diyebilenler bizi yönetsin. Unutmayalım ki ilkini söyleyenler en fazla iyi bir "idare-i maslahatçı", ikincisini söyleyebilenler ise iyi bir idareci, hatta "lider" olabilenlerdir.
Bu yazı toplam 635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum