1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Sadece Kaht-ı Rical yok, Katl-i Rical de var garib memleketimde
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Sadece Kaht-ı Rical yok, Katl-i Rical de var garib memleketimde

A+A-
Söze hamd ile başlamak gerek. Onca hata ve günahlarımıza, azgınlıklarımız ve "kul"a yakışmayan gurur ve kibirlerimize, siyaset ve bürokratik kesimden önemli bir kısmının kendini beğenmiş ve halka tepeden bakan tavırlarına rağmen mazlumların duaları hürmetine vatanımızı bize bağışlayan, zaferin gerçek sahibi Rabb'imize nihayetsiz hamd-ü senalar olsun... Konya Mevlana Meydanında, Sultan Selim Cami mahyasında, 27 gün vatan nöbetlerinde yüreğimizi ferahlatan ifade ile sessizce haykırıyorum; Lâ Galibe İllallah...

Dün, 17-25 aralıkta birileri susuyorlardı, konuşmuyor, nokta kadar yorum yapmıyor, basından kaçıyor, kapı arkası ve merdiven altı dedikodularla siyasetlerini yürütmeye, makamlarını olası risklere karşı korumaya, rüzgar ne taraftan eserse ona göre bir tarafa yatarım kolaycılığına ve kasaba kurnazlığına soyunmaya çalışıyor, hangi taraf ağır basarsa o tarafın mücahidi olma onursuzluğunda beklemeye yatıyorlardı. Devir geçti, devran değişti, 30 Mart öncesinde susanların bir kısmı 30 mart sonrasında biraz konuşmaya, yazmaya, daha "tedbir"li diğer bir kısmı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarını bekleyip sonrasında yazıp çizmeye, söz söylemeye başladılar. Söze gelince de "memlekette adam kıtlığı var" "kaht-ı rical var" diye lafa başlardı bu malum zevat ve kendilerinin ne kadar özel, önemli, değerli ve vazgeçilmez olduklarına getirirlerdi konuyu, mezarlıkları asla akıllarına getirmeden, dünyaya adeta kazık çakmışçasına...

Sonrasındaki süreçlerde de devran benzer dönmeye devam etti, her ortamda paralelle mücadeleden dem vuranlar, tek birinin dahi kılına dokunmadan geçiştirmeye, savuşturmaya çalıştılar süreci. Nice yiğitleri de gözlerini kırpmadan harcadılar "şehirlerin abilerinin" hatırına. Fazla gelmişti onlara birileri, ağır gelmişti söylemleri, yürekleri, yüreklilikleri, cesaretleri, onurları, haysiyetleri, şahsiyetleri. Ve kalibreleri yetmedi onları değerlendirmeye, korkak yürekleri yetmedi onlara geçit vermeye. İçten içe imrendiler, özendiler lakin ya bunlar gelirse de benim çapsızlığım daha çok ortaya çıkarsa, ya bunlar gelirse de istediğim gibi kullanamazsam, ya hakikaten dedikleri gibi hiçbir haksızlığa ve adaletsizliğe geçit vermezlerse nasıl yürür benim gemim, tezgahım tereddütlerine boğulup, boğmaya çalıştılar acımasızca ve arsızca... Yani "Rical"i katlettiler umursamazca ve umarsızca... Susmayı karakter edinenler, zor zamanda konuşanları sevmezlerdi ki zaten... Oysa bilmedikleri bir şey vardı; hırsları olan insanlar farklı şeylerle satın alınabilirler, oysa hiçbir şey istemeyenlerin fiyatı olmaz, onlar ebedi rızadan başkasına dönüp bakmazlardı...

Hani ülkemizde hep kaht-ı rical var diye şikayet edilir ya, sanırım hep bahsedilen Reis-i Cumhur'umuzun FETÖ ile mücadelesinde yalnızlığının sebebi bir de az önce bahsetmeye çalıştığımız katl-i rical olmasından kaynaklanıyor. El etek öpmeyen, kapı aşındırmayan, dalkavukluğu şahsiyetleriyle bağdaştıramayan "yiğitlerin" önü açılacağına, onları kendi kifayetsizlikleri ortaya çıkar endişesiyle budayanlar, yani ricali katledenler iş başına getirildiği sürece ihanetlerin ve satışların, kısacası mezkur yalnızlığın nihayeti gelmeyecektir.

Memlekette "kaht-ı rical" var diyen muhteremler, "katl-i rical" den vazgeçmezler de dalkavuk, kifayetsiz, liyakatsiz, korkak muhterislere, pazarlıklara açık kurnazlara, şantaja teşne; tescilli ve tesbitli günahları olan karakter fukaralarına, yarınlarının ve güç dengelerinin hesabını yapanlara makam, mevki dağıtmaya devam ederlerse, bu aziz milletin yiğit evlatlarının köprüde, Beştepe'de, meydanlarda kanları, canları pahasına kazandıklarını üç beş günde kaybederiz... Bu nedenledir ki; Yeni Türkiye şehitlerimizin kanları üzerinde yeniden kurulurken, referansı müphem zavallı köleler yerine, vatanı için canını seve seve verecek yiğitler artık tercih edilmelidir... Zira bu Aziz Vatan için can vermeye razı olmayanların, bu devleti yönetmeye de hakkı yoktur, artık olmamalıdır...

Bir kez daha haykırarak diyorum ki; canını hiçe sayarak milletinin başına geçen ve vatana sahip çıkmaya davet eden Reis-i Cumhur'umuzla, yine canını hiçe sayarak topun, tankın, uçağın önüne göğsünü siper eden Aziz ve Necip milletimizin arasında yer alan siyasi, bürokratik, sivil toplum kuruluşu vb kadrolarındaki istisnasız herkes bu Müstesna Başkomutan'a ve onun kahraman ordusu milletimize layık olmaya çalışsın...

Milletçe izzeti zillete, kudreti acziyete tahvil ettirecek illetlere bir daha duçar olmamamız temenni ve duası ile...

UNUTMAYALIM Kİ "CESARET, LİYAKATİN OMURGASIDIR..."
Bu yazı toplam 202 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.