1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Safları Sıklaştıralım Beyler
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Safları Sıklaştıralım Beyler

A+A-
Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi:
***
- Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!...
***
İmam Efendi, Paşanın yanında henüz ayrılmıştı ki karşısında nur yüzlü bir zat çıktı ve:
***
- Oğlum sakın ola askerlere bir şey söyleme, gün ola hayr ola. Allah ne derse öyle olur, dedi.
***
Ertesi sabah herkesi hayrette bırakan ilahi bir tecelli yaşandı. Gökten hevenk hevenk bulutlar indi ve gönlü Allah'a kulluk aşkıyla dopdolu olan mü'min askerlerin üzerini kapladı. Onları dürbünle gözleyen düşman kuvvetleri artık bembeyaz bulutlardan başka bir şey göremez oldu. O sabah bambaşka ve manevi bir heyecan içinde kılınan bayram namazında alınan gür tekbirler dalga dalga semaya yükseliyordu. Nur yüzlü ihtiyar zat Fetih Suresi'nden bir kısım ayetleri tilavet ederken askerlerin gönüllerinden taşan kelime-i tevhid sesleri birer iman sayihası halinde düşman saflarından bile duyulmakta idi. İşte bu esnada İngiliz kuvvetleri arasında büyük bir kargaşa baş gösterdi. Zira çeşitli İngiliz sömürgelerinden kandırılarak toplanıp getirilmiş bulunan bir kısım Müslüman askerler yine kendileri gibi Müslüman bir toplulukla savaştıklarını, işittikleri tekbir ve tevhid seslerinden anlamış ve bunun üzerine isyan etmişlerdi. Ne yapacağını şaşıran zalim İngilizler, onların bir kısmını kurşuna dizdi. Diğerlerini de alelacele cephe gerisine çekmek zorunda kaldılar.
***
Bu satırları okurken bugün ülkemizin karışması için maşa olanlar aklıma geldi.
***
Gezi eylemlerinde ülkemize milyarlarca lira zarar veren gezizekalıların dedeleri yukarıdaki bayram namazında saf tutmuş muydu sizce?
***
Ya Ankara’da kendisini patlatan canlı bombanın dedesi neredeydi o zamanlar?
***
Veya Türk - Kürt kardeşliğine kan doğrayanlara maşa olanların dedeleri?
***
Ya da sokaklarda günümüzde hayvanlar gibi çiftleşmelerine ramak kalmış gençlerin dedeleri?
***
Bayırbucak Türkmenleri’ne giden MİT tırlarını durduranların dedeleri?
***
MİT tırlarından zorla indirilerek tartaklanan devlet görevlileri?
***
Hepimizin dedesi Çanakkale’de o gün aynı safta namaz kıldı.
***
Bu millet birarada yaşasın, güçlensin, kimse sırtını yere getiremesin diye.
Geride kalan yıllar boş durmadılar.
Safların arasına girdiler önce. Nifak tohumları serptiler.
***
Çeşitli görevler ya da isimler altında kardeşi kardeşe vurdurttular.
***
Aynı safta bayram sabahı saf tutanların torunları şimdi bırakın aynı safı, aynı ortamda bile biraraya gelmiyor. Gelirse ortalık ayağa kalkıyor.
***
Aynı safta bayram sabahı saf tutanların torunları bugün sosyal medyadan tutun, miting meydanlarına kadar her yerde birbirlerine hakaret ediyorlar.
***
Aynı safta bayram sabahı saf tutanların torunları bugün ayrı saftalar.
***
Aynı safta bayram sabahı saf tutanların torunları bugün Bayırbucak Türkmenleri’ne yapılan zulmü hep birlikte izliyorlar. Beyler, gelin safları sıklaştıralım.
***
Bayırbucak Türkmenleri, Rusların bombardımanı altında yaşadığı bölgeyi savunuyor. Ruslar yıllar boyu Türklere sıkıntı veren bir millet olmuştur.
***
1854 senesi kış aylarında Silistre kalesini muhasara eden Ruslar, bir avuç Osmanlı askeri karşısında zor durumlara düşmüşlerdi. Ağır kış şartlarında erzakları tükenmiş, çoğu açlık ve soğuktan kırılıyordu.

Zabitlerine:
-Açız!... ekmek, ekmek... diye bağırdıklarında, zabitler:
-İşte kale... zaptedin, orada karnınızı doyurun... diye cevap veriyorlardı.
Nihayet aç kalan Rus askerleri Osmanlı siperlerine yanaşarak:
-Ekmek... diye cılız ve sararmış ellerini uzatıyorlardı. Osmanlı askeri de asil ruhlarını isbat etmek için süngülerinin ucuna ekmek takıp Rus siperlerine uzatıyorlar ve kanlarına susamış olan Rusların aç karınlarını doyuruyorlardı. Bu iyiliklerine Rusların verdiği cevap ise şu oldu: şehri zaptedemiyeceklerini anlayınca yağlı paçavraları ateşe verip, şehre fırlatarak yangınlar çıkardılar. Bu yangınlar bir felaket halini aldı. Tam bu sırada gelen bir derviş:
-Ey Müslümanlar korkmayın!... Moskof Kadir gecesi kaçacak, Müslümanlar muzaffer olacaktır, diyerek askerin maneviyatını arttırdı.
***
Hakikaten ertesi gün Kadir gecesiydi ve Ruslar bütün ağırlıklarını alarak, Silistre muhasarasını bir müddet için bırakıp, mağlup bir vaziyette gittiler. Silistre müdafileri de kale burçlarından ezanlar okuyarak zafer şenlikleri yaptılar.
***
İçinde bulunduğumuz yangından kurtulmamızın tek yolu birliktelikten geçiyor.
***
Bu millet kenetlendiği zaman neler yapabileceğini her zaman göstermiştir.
***
Rabbim ülkemizin üzerinde kötü emelleri olanların planlarını ayaklarına dolar İnşaallah.
 
Bu yazı toplam 94 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.