1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Sağlık Bakanımıza Önerimdir
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Sağlık Bakanımıza Önerimdir

A+A-
Daha önce bir yazımda köşemden duyurmuştum. Hani bir umut tekrar kaleme alayı istedim. Hani iki senede bir araçlarımızı TÜVTÜRK istasyonlarına götürerek muayene yaptırırız. Arabanın altından girip, üstüne çıkarlar. Her bir köşesini didik didik kontrol ederek, arabanın tehdit içeren ya da hafif kusur sayılabilecek bir sıkıntısı var mı? Gözden geçirirler. Eğer can, mal veya çevre güvenliğini ihtiva eden bir sıkıntı açığa çıkarsa sahibine arabayı götürüp mevcut arızayı giderdikten sonra tekrar getirmesini isterler. Ta ki aracın durumu düzelene kadar bu durum tekerrür edebilir. Bu anlattıklarım aslında en doğru uygulamaya delalet etmektedir. Elbette yapılması gereken budur.
Şimdi gelelim asıl mevzumuza! Peki, bu uygulama niçin insan hayatı için bir uygulamaya konulmaz ki?
Her şeyin başında aslolan insan hayatı değil midir? Her şey insanların huzur ve rahatı için değil midir?
O halde bende buradan sevgili Sağlık Bakanımız Mehmet Müezzinoğlu’na bir öneride bulunmak istiyorum. Eğer insan hayatına yeterince önem veriyorsak, onları yaşatmak istiyorsak, az önce sözünü ettiğim araçlara uygulanan sistemin bir benzeri insanlar içinde uygulanamaz mı?
Örneğin her iki senede bir, insanlara özel sağlık kontrolü uygulaması resmen yapılamaz mı? Bu bahsettiğim checkup tarzı bir uygulama gibi görünüyor. Ama başlangıçta bu sistem genel anlamda ki muayeneler için pekâlâ geçerli olabilir.
Örneğin kan sayımı yapılabilir. Bu vesileyle vücudunda ki kan yapısına göre tedbir alması gereken durumlar ve dikkat etmesi gereken organlar iletilir.
İdrar tahlili yapılabilir. Vücudunda ki üre oranına göre kendisinden böbreklerine dikkat etmesi önerilebilir. Böbreklerini koruması için tuz tüketimini azaltması, su tüketimine önem vermesi gibi durumlar iletilebilir. Konusunun uzmanı hekimlerin önerileri daha detaylarıyla ilgiliye aktarılabilir.
Örneğin diyabet için açlık ve tokluk kan şekeri ölçümleri yapılabilir. Eğer diyabet riski yüksek ise yani diyabete meyilli ise ön uyarılar yapılarak hastalığın bertaraf edilmesi için gereken yapılabilir. Ülkemizde hatta dünyada çok sayıda diyabet hastası, hastalığının farkında bile olmuyor. Vücut organlarında ki hasar arttıktan sonra uyansa da iş işten geçmiş oluyor ve birden kendini kalp sorunlarıyla boğuşurken bulabiliyor. Ya da gözüne katarakt indikten sonra uyanabiliyor. Veyahut ta diyaliz makinesine bağımlı bulabiliyor. Birçoğumuzda evham sebebiyle işi akışına bırakıyoruz ve Allah’ın bize bahşettiği en güzel emanete özen göstermiyoruz.
Yine vücudumuzun motoru kalbimiz için mutat kontroller yapılması ve kalp ritminin kontrolü istenmelidir.
Vücudumuzun şanzıman kutusu olan kafatasımız içine özenle yerleştirilmiş olan beyinlerimiz için psikolojik testlerden geçme uygulaması gerekiyor. Suça işleme meyli var ise o kişiyi sakinleştirici etkenlerden koruyacak tedbirler pekâlâ alınabilir. Bugün ülkemizde ekonomik sorunlar ya da ailevi sorunlar yüzünden cinnet kaynaklı çok sayıda cinayet işlendiğini kim inkâr edebilir. Hani şu televizyon haber bültenlerinden ve basın kaynaklarından okuyup, izlediğimiz kadın cinayetlerinin temelinde yatan etkenlerde genel sebep cinnet hali değil midir?
Ehliyet alacak kişilerin özellikle bu uygulamaya tabi tutulması gerekmez mi?
Hiçbir şekilde torpile mahal bırakmayacak bir uygulama ile ehliyet alması sakıncalı kişilere bu belge asla verilmemelidir.
Geçtiğimiz hafta otobanda araba kullanırken, araba seyir halinde iken kalkıp, araçta ki diğer arkadaşlarıyla horon tepen şoförü izlemedik mi? Bu adam bana göre akli meleke bakımından noksandır. Aynı şekilde arabanın şoför koltuğuna oturttuğu 10 yaşında ki oğluna da direksiyonu teslim ederek 180 km hız yaptırırken ona destek verip alkışlayan baba da akıl bakımından noksandır. Bunlar ve benzeri örnekleri daha da artıramaz mıyız?
Ülke olarak topluca sağlık kontrolünden geçmek zorundayız.
Özellikle de son yıllarda birçok insanımızın davranış bozukluğu gösterdiği ortadadır.
Buradan Sayın Bakana arz ediyorum:
Bu yazılanları kulak ardı etmeyelim. Her vatandaşımızdan iki yılda ya da üç yılda bir sağlık durumunu kontrol amaçlı ve mecburi uygulama yasalaştırılmalıdır. Uygulama esnasında yerine getirmeyenler, süresini geçirenlere yaptırım amaçlı cezai müeyyide getirilmelidir. Pasaport verilmemelidir. Araç ve konut alım satımı yapmasına müsaade edilmemelidir. Belki buna benzer bir uygulama modeli olarak aile hekimleri sistemi uygulanmaya başlandığı şeklinde bir cevap alabilirim. Ama o sistem tutmamıştır. Çünkü bu uygulama aile hekimleriyle gerçekleştirilemez. Doktorların birçoğu hastası için yüzeysel bilgilerle durumunu iyi olduğu gibi bir kanaatle geçiştirebilir.
TÜVTÜRK istasyonlarında malumunuz ciddi hatalara karşı zerre taviz verilmemektedir. O zaman insan hayatının bir mal kadar değeri varsa bu uygulamayı bir düşünün derim.



 
Bu yazı toplam 45 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.