1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. SAĞLIK VE BESLENMEMİZ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

SAĞLIK VE BESLENMEMİZ

A+A-

İnsan sağlığı çok önemlidir.

Hele ki böylesi bir ortamda ve virüslerle boğuştuğumuz dönemde direncimizin yüksek olması gerekir.

Yaşamımızdan tad almak ve huzurlu, sağılıklı yaşamak için beslenmemize dikkat etmeliyiz. Eğer beslenmemiz düzenli ve doğru olmaz ise sağlığımızı etkileyecek ve yaşasak bile hastalıklardan, sıkıntılardan kurtulamayacağız ve istenilen yaşam standardını bulamayacağız.

Sağlığımız için beslenirken olabildiğince üç beyaz şeyden kaçınmamız ve fazla tüketmemiz lazım. Bunlar şeker, tuz, un…

Tabiî ki bitirmeyeceğimiz anlamına gelmez. Uzmanlar bu konuda gerekli uyarıları yapmaktadırlar.

Ancak bazı yiyeceklerimizi ve içeceklerimizi günümüzde bilinçli ya da bilinçsiz bozmaktayız. Bunlara da dikkat etmeliyiz.

Mesela süt çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması ve homojen izasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor. Saklamak ve raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon ve bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı olan bakterileri de yok ediyor.

Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor. Sindirim emziklerini tahrip ediyor. Tahrip olan ve sindirilemeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor. Vücutta bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor ve vücudumuz daha çabuk çöküyor. Hastalıklara, mikroplara karşı koyamıyor.

Süt içindeki yağı ve proteini ayırarak yağ oranlarının ayarlandığı tam yağlı,,yarım yağlı,yağsız ve benzeri ürün sınıfları meydana getiriliyor. Böylece hayvansal yağlar ve kolesterol hakkında öcü gibi korkutulan halka, sözde sağlıklı seçenekler sunulabildiği gibi, bu pazarın büyük kesimine hakim olunarak gelire gelir katılmış oluyor.

Hatırlarımsınız bilmem. Benim yaşımdakiler bilirler. Eskiden Annelerimiz yoğurdu kendileri yapardı. Şimdi çok az anne bebeğine kendisi yoğurt ve yiyecek hazırlıyor. Yapsalar da şekerin, çoklatanın, abur-cuburum esiri olan çocuklar annesinin hazırladığı yoğurt ve benzeri şeyleri yemek istemiyorlar.

Bugün birçok doktor dostumuz, kalp hastalığından korunmak için süt gibi doymuş ve kolesterolden fakir yağların tüketilmesini tavsiye etmektedir. Yapılan araştırmalar ise tam tersini göstermektedir.

Ülkemizde birçok insan tereyağı, tam yağlı yoğurt yemelerine rağmen 90-100 yaşını geçmektedirler.

Birçok hekim bu durumu genetik olarak açıklasa da, aynı kişilerin torunlarının şehirlerde erken yaşta kalp krizi geçirmeleri ve hatta hayatlarını kaybetmeleri genetik faktörün bu kadar önemli olmadığını ortaya koymaktadır.

Afrika ülkesi Kenya da günde 6-7 litre çiğ süt ve yarım kilo kadar et tükettiklerini duyuyor ve okuyoruz. Yine yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bu kimselerde koroner kalp hastalığına rastlanmamaktadır. Genelde kırsal alanda yaşayan Kenyalı Masailer günde 2 litre kaynatılmamış süt, 1-2 kilo kadar et yedikleri anlatılmaktadır. Buna rağmen ortalama kan kolesterol düzeyi çok düşüktür ve koroner kalp hastalığından ölme riski sıfır a çok yakındır.

Yine Somali’de sadece sütle beslenen kabilelerde hiç koroner kalp hastalığı görülmediği medyadan takip edilmektedir.

Ne yazık ki, bizim gibi sözde çağdaş, modern yaşam sürdüren insanlarda bu hastalıklar daha çok görülmektedir. Buna birde son zamanlarda Allah vermesin diyorum ama çeşitli kanser türleri eklenince acaba beslenmemizde bir yanlışlık, yaşamımızda bir hatamı mı var diye düşünmekteyim.

Birde mevsimsiz yediğimiz meyve ve sebzeler buna eklenip,  hormonlu yiyecekler eklenince kendi yaşam kalitemizi ve ömrümüzü adeta kısaltıyoruz.

Allah hepinize sağlıklı yaşam versin diyerek yazımı noktalıyorum.

Bu yazı toplam 409 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.