1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Sahteliğin rol oynadığı dünyada düzgün kalmak!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Sahteliğin rol oynadığı dünyada düzgün kalmak!

A+A-

Ortalık fena bulanık bir hal aldı. Bilmeyen yok. Herkes her konuda uzman olduğunu zannediyor. Adam bir fabrikada bir kaç sene çalışmış. Ama konuşurken zannedersiniz ki karşınızda makine mühendisi var. Dini konularda önüne gelen herkes kafasında kurguladıklarıyla yahut ta kulaktan dolma bilgilerle değme hocalara taş çıkartırcasına fetvalar veriyor, açıklamalar yapıyor. İşin garibi kendisini dinleyen kesim bulabiliyor. İnşaat mühendisleri dışında çok sayıda müteahhit, devasa projeler yaparak konusunun hakimi olduğu hissi veriyor. Mühendisliğin hiç hükmü kalmıyor. Siyasette de durum farklı değil. Adam ömrü boyunca oturduğu yerde kabzımallık yapmış, bölgesinde ağalık kisvesiyle tanınan biri haline gelmiş ya da birilerinin pohpohlamasıyla vekil olmuş. Oturduğu yerden her konuda ahkam keser hale dönüşmüş.

Söyler misiniz? Belediye başkanlığında hangi kriterler aranıyor? Uzmanlaştığı alanlara odaklananlar var mı?

Örnekleri artırın artırabildiğiniz kadar…

Her alanda yetersiz, etkisiz kişiliklerin at koşturduğu bir coğrafyada yaşamanın sıkıntılarını yaşıyoruz.

Bilgisiz ya da noksan bilgiye sahip kişiliklerin etrafına verdiği zararın zamanla nasıl çığ misali büyüyerek büyük tehditler haline dönüştüğünü bir süre sonra ancak farkedebiliyoruz.

Daha tehlikeli olanı, gerçekten bilgiye sahip olduğu halde art niyetli, toplumları ifsat etme görevi yapanlar var ki 2016 yılında onlardan birinin ülkemizin başına açabileceği belayı gördük. Allah muvaffak etmedi hamdolsun. Eğer bir şekilde bunda muvaffak olsaydı şu an durumun çok daha farklı ve zavallı bir pozisyonda olacağımızı az çok tahmin etmişsinizdir.

Şunda bir mutabakata varalım. Herkes bildiği kadar daha da önemlisi hissesine düşeni kadar konuşsun. Bilip bilmediği konularda ahkam kesmeyi bırakıp susmasını bilsin. “Bu konularda yeterince bilgiye sahip değilim. Lütfen konuya hakim biri bizi bilgilendirsin.” diyecek olgunluğa sahip olabilsin.

Geçenlerde ülke gündemini bir süre meşgul eden sahte tarikat şeyhi gibilerin at koşturabilmesinin temelinde işte kargaşanın bu denli büyük olması baş faktör oynuyor. Birine tabi olmak için bilgisiz olmanız diye bir şart yoktur. Bilgi her zaman başucu kaynağımız olmak zorundadır. Eğer o sahte şeyh bozuntusu kendine bu alanda yer bulabiliyorsa etrafındakilerin kayıtsız şartsız ona tabi olarak her dediğini kayıtsız şartsız Kabul etmesinden ileri geliyor. Sizin islami alanlarda kendinizi geliştirip bilgi ve ilim sahibi olmanızı engelleyen bir fetva ya da dini nas mı var?

Mecra mı ararsınız? Gırla gidiyor. Kontrolsüz gidiyor. Ağzından laf çıkan herkes dinleniyor ama arkası irdelenmiyor. Hemen tabi olunuyor.

Yaşı az ileri olanlar, Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ün ilk çıktığı günleri iyi hatırlarlar. Konuşmasıyla etrafında ki herkesi bir anda etkisi altına almış herkesin diline düşmüş, gönüllerine taht kurmuştu. Zamanla fikri sapmalar ve yönlendirmeler yaparak kendi kendini bitirdi gitti. Allah rahmet etsin.  

Hayatı boyunca bir baltaya sap olamamış bazıları da kendine sosyal medyada yer bulmuş. Her konuda uzmanlık taslayarak bir kaç ta beğeni aldı mıydı sanırsınız ki profesörlük payesi almış. O kesimlerin çoğu da aslında bomboş kişilikler. Hiçbir konuda hata kabul etmezler. Her konuda bilgiye sahip olduklarını sanırlar. Ama yetenek ve birikim testine soksanız, bomboş oldukları ortaya çıkar. O halde hatanızda niye ısrar edersiniz ki? O denli çıkışlar yaparak karşınızda ki insanları susturduğunuzu, tırstırdığınızı  mı düşünüyorsunuz?

Ya! Bana şunu söyleyin.

Eksik ve bilgiye aç kişilik olduğunuzu bilmeniz size niçin zor geliyor?

Her konuda fikri olanın hiç bir hususta bilgi sahibi olmadığını anlamanız için daha ne yapmamız gerekiyor?

Konuyu  siyaset arenasına çekecek olursak ülkemizde bir ana muhalefet partisi var. Başında ki koltukta oturan kişinin siyasetle hiç bir noktada ilgisi olmadığını anlamak çok zor mu?

Ne yani orada koltukta oturup ta eme seme yaramayan laflar ve demeçler vererek siyasetçi kabul edilmesi söz konusuysa haydiiiin, alın size 80 milyonluk bir siyaset arenası.

Dini konularda da çok hatalar yapıyoruz. Tebliğ metodunda ciddi yanlışlarımız var. Yıllardır süregelen baş hatamız, namaz kılınmakla iş bitmiyor. Namaz kılan dürüst tüccar, namaz kılan öğretmenlerin körpe dimağlara bilgiyi aktarırken en büyük örneğin aslında kendisi olduğunu gösterebilmesi...

Sigara içenin çocuklara sigara içememesini tavsiye etmesi gibi…

İçki içenin diğerlerine içmemesini tavsiye etmesi gibi…

Namaz kılmayanın çocuklarına namazı tavsiye etmesi gibi…

Sadece namaz kılıvermekle, başörtüsünü takmakla iş bitmediğini, yanında Allah’ın razı olduğu bir mümin olmasının tavsiye edilerek bu alanda faydalı olmaya sevk edilmesi gibi…

Dillerde nakaratı bırakalım artık!

Önce kendimiz olalım. Akabinde etrafımızdakilerin kendisini bulmasına vesile olabilelim.

Şu nefsani oynaşmalarınızı bir bırakın artık. Gerçek olun, gerçeği görün.

Bu yazı toplam 1292 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.