1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Said’mi Şaki’mi
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Said’mi Şaki’mi

A+A-
Yine anlatılır: Hadim de bir şahıs vardır ki, bu şahsın HZ. Hadimi ile hiç bir alıp veremediği bir şey yok. Ama Hadimi r.a. her ne zaman Medreseye giderken yanından geçse çeşit çeşit edep dışı hareketlere başlarmış. Hürmet etmek bir tarafa, tamamen terbiye dışı davranışlarda bulunurmuş. Günün birinde yine böyle davranınca Hz. Hadimi, düşünmüş kendi kendine. Ve demiş ki:
-Ya Rabbi, ben bu kuluna bir şey yapmadım. Ama o bana neden böyle yapıyor! Bu kişi, acaba şakiler listesindemi yoksa Said’ler listesindemi? Kendisine gösterilmesin için ilticada bulunmuş. Kalp perdesi açılınca veya âlemi menam da, kendisine liste gösterilmiş ve o, zatı Şakiler listesin de görmüş.
O anda, o Müslüman için merhameten ”Şo üç nokta’yı siliverseniz olmazmı” demiş. O üç nokta, Şakı kelimesinin Şın harfinin üç noktasıdır. Birde bakmış ki üç noktayı silinmiş ve Adamın ismi Saidler listesine geçmiş.
Daha sonra ki gündüz, yine o adamın yanından geçerken (bu geçiş ordan geçmesi icabettiği içindir. Yoksa hususi onun için değildir). Adamcağız Hazreti Hadimiyi görür görmez ayağa kalkıyor, hürmeten ne yapacağını şaşırıyor. Hz. Hadimi o zaman diyor ki; evladım mesele sende değilmiş o üç noktadaymış diyerek latife yapıp geçiyor.
Hep büyükler böyledir. Hiçbir Müslümanın, Şakılerden olmasını hatta burnunun bile kanamasına asla tahammül edemezler. Cenabı Hak şefaatlerine nail eylesin.
Ama ne hikmettir bilinmez, yakın tarih de huzuruna kabul etmediği kimseler de olmuştur. Mesela benim bizzat kendi ağzından dinlediğim bir şoför bizzat, başından geçen hadiseyi bana anlattı. Kendisi Antalya ilimizin Gündoğmuş ilçesinden. Malumunuz sahil boyunda yaşayan vatandaşlarımız yazın Toroslara yaylaya çıkarlar. Bu bey de yaylaya çıkar son bahara kadar yaylalarda kalır. İsterseniz bundan sonrasını yani hadiseyi ondan dinleyelim:
Kendisi gibi yaylaya çıkan Alanyalı arkadaşlar derlerki; Senin dolmuşu kiralayalım bizi Hadimi’yi ziyarete götür ve oradanda Konya’ya gidelim. Orada bizim talebe gençler var. Onları hem ziyaret eder ve hem de ihtiyaçlarımızı görür geliriz dediler.
Ben de, tamam dedim ve bu arkadaşları Hadime getirdim. İlk vardığımız yer, Hadimi hazretlerinin Türbesi oldu. Arkadaşları dolmuşdan indirdim, ben arabayı park edeyim ziyarete bende gelirim dedim.
Arabamı kenara park ettikden sonra, bende türbeye doğru yürüdüm ve yaklaştım. Tam o sorada, elinde baston bana doğru göründü ve bana bastonunu vuracaktı ki hemen kaçtım.
Ve böylece bunlar ziyaretletini yaptılar. Ben ise yapamadan ayrıldım, diye şahsın kendisinden dinledim. O mübarek o kişinin nahoş olan nesini gördüde böyle yaptı bilemeyiz. Ve bunları bana ahlatırken yanında talebelerimi ziyarete gelen, talebelerimin yakınları da var idi. Kısaca sebebini Allah bilir der düşünür düşünür geçeriz.
Ben bir esnaf arkadaşımın dükkânın da bu hadiseyi anlatınca, bana dedi ki dur, sana başımdan geçen bir hadiseyi de ben sana anlatayım!
-Ben anlat bakalım dedim. Ve odabaşından geçeni şöyle anlattı;
-Benim bir arabam vardı. Sonradan tanıştığım yaşlı bir bey benim arabamı kiraladı. Beraberce Hadim tarafına gittik. Geçerken yolumuz Hazreti Hadiminin türbesine uğradı öyle olunca ben, arabamı durdurdum. Yanımdaki o yaşlı yol arkadaşıma dedim ki;
- Hacı ağabey bu zat büyük bir zattır bir fatiha hediye verip geçelim! Adam benim teklifimden rahatsız oldu. Ben ise israr etmeğe devam ettim. Ve dedim ki; Eğer senin böyle olduğunu bilseydim arabama almazdım. Bir de sana Hacı Ağabey diye konuşuyorum dedim ve kızdım.
-Adam; Bak kardeşim beni iyi dinle. Ben neden o zata ziyarete gitmiyorum?
-Neden gitmiyorsun?
-Seninle geldiğim gibi, yine bir gün ben buradan arkadaşlar ile geçerken, onlarda ziyareti teklif ettiler. Hep beraber Türbeye yürüdük. Onlar yaklaştılar. Ben ise tam yaklaşırken, bana o zat bastonunu kaldırdı. Defol benim senin fatihana ihtiyacım yok” dedi ve beni kovdu. Beni o gün kovan kişinin yanına nasıl varırım. Onun için gitmiyorum, sen kendin git ziyaretini yap dedi bana. Ve ben kendim gittim ziyaretimi yaptım diye anlattı. Ve bu kişinin hala yakına gelinceye kadar hayatta olduğunu ve Mevlana’ya yakın bir yerde oturuyor diye söylemiştir.
Evet, bu malumat da birinci ağızdan dinlediğim malumatlardandır. Neden kabul edilmedi, neden kovulmuş olabilirler yorumu size aid. Doğrusunu Allah bilir. Ama illa ki bir sebebi vardır! (Hadiseyi yaşayan arkadaşım şimdi çiçekçilik ile meşgul olmaktadır). Halikı zülcelalımız bizleri dostlarına sevdirsin düşman eylemesin. Dostlarının kubbesisi altında hidayet dairesinde kılsın… Âmin.
 
Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum