1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Sanal Hayatın Getirisi : Gerçek Buhran
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Sanal Hayatın Getirisi : Gerçek Buhran

A+A-
Buradan çocuklarımıza, gençlerimize ve yetişkinlerimize hitap etmek istiyorum. Hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline gelen internet sitelerinde ki sosyal paylaşım sitelerinin yaydığı kültür, sanal paylaşım ötesinde bir işlev yürütmemekte ve halkları çevreye karşı duyarsız ve tamamen bencil bir yapıya sürüklemektedir.
Bu durum günden güne içinden çıkılmaz bir hal almakta ve insani duygularım yerini selamdan hal ve hatır sormaktan uzak bir nesil almaktadır. Teknolojinin yanlış algılanması sanırım bu olmalı…
İnsanoğlu’nu güzel kılan şefkat, sevgi, tebessüm, kardeşlik gibi temel etkenlerdir. Bunlar sayesinde yaşama lezzet katıyoruz. Birbirimizi bağrımıza basıyor, acılarını gideriyoruz. İyi zamanında da kötü zamanında da hep yanında oluyoruz. Başka ana, babalardan da olsak birbirimize kardeş gözüyle bakıyoruz. Hayatımızın her anında empati yapma gücünü kullanabiliyoruz.
İşte bu hasletleri yiyip bitiren bir kötü huylu virüs türedi. Adına teknolojik iletişim araçları dediğimiz bu virüs, tüm insanlığı kaplamakta ve günden güne vücudun tüm azalarına yayılma eğilimi göstermektedir. Bunun tedavisi ancak, sevgiyle, kardeşlikle, maneviyatla, ihlasla mümkün olabilir. Ama virüs o kadar güçlü bir tesir gösteriyor ki o mikroptan bedeni arındıracak hiçbir ilacı yanına yaklaştırmıyor. Yaklaşanı da yiyip yutuyor. İşte insanoğlu’nu Ahsen-i takvim derecesinden esfele safilin düzeyine kadar indiren 20. yüzyılın iletişim teknolojisini sadece araç olarak kullanma yerine amaç edinmiş bir nesil yetişiyor.
Buradan soruyorum. Etrafınızda cep telefonuyla haşır neşir olmayan kaç genç gösterebilirsiniz? Peki onları imani doyuma ulaştıracak Kur’an ve sünnet eğitimini sağlama adına ne gibi bir çabanız var? Akşamları çocuklarımıza resulden alinden ve ashabından hiç menkıbeler anlatıyor musunuz? Sünnete uygun bir hayat tarzının onların akli derinliklerinde tesis olan görüntüsü nedir?
İşte bu çağın başlıca vebası ne kanserdir, ne de AİDS’tir. Onlar 20. yüzyılın virüsleri olarak belleklerde kaldı. Devam eden uzantıları bu yüzyılda da canlar almaya gidecek. Ama içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda ki gerçek virüsün ne olduğunu size anlatabiliyor muyum? Evet tahmin ettiğiniz gibi bu yüzyılın virüsü, beyinleri kemiren, ahlakı baltalayan, sevgiyi körelten, ilmi yok eden, hayalperest yaşama kapı aralayan, ibadet ve taati olsa da olur olmasa da olur mantığına çeviren, sosyal hayatı maddeye bağımlı hale getiren, akrabalık ilişkilerini zedeleyen, hayatın iman ve cihad değil de seks ve zevk olduğuna meylettiren teknolojinin getirdiği hastalıklardan olan internet bağımlılığı ve cep telefonunu ulaşım amacı dışında hayatının gayesi anlamına getirmektir.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin uçurum başına gitmesinde ki başlıca etken eğitim sistemi ve aile ilişkilerinin misyonunu tam anlamıyla yerine getirememesidir.
Evet akıp hızla gelen ve önüne getirdiği her şeyi sürükleyen bir rüzgar karşısında direnme gücümüz zayıflayabilir. Ama bizler Müslüman olmanın verdiği bir imani gücün neferleri olmak zorundayız. Eğer bu gelişmeler karşısında mukavemet gücümüz yeterince gelişmemişse ve bizde yuvarlanarak bilinmeze gidiyorsak, hayatlarımızı bir sorgulamamız gerekiyor. Yediğimiz içtiğimizden tutun da ibadetimize, ikili ilişkilerimize, ticaretimize, insanları aldatarak zengin olma ya da makamlara yükselme seyrimize kadar her şeyi iyice bir kurcalayalım. Ahlaki melekelerimiz yeterince gelişmemişse o rüzgarlar bizi daha çok savuracak ve değil çevremize, değil ailemize, kendimize bile hayrımız olmayacaktır.
Buyurun size Resulullah (sav) efendimizden bir hadis nakledeyim : "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir."
Bu hadisi şerife tezat hayat yaşayan insanlar olarak o kadar çoğalmışız ki yaşantımız içerisinde ki eğriliklere bile doğru gözüyle bakar hale gelmişiz.
Bugün; ev, araba ve bilmem ne alma bahanesiyle bankalardan çektikleri uzun vadeli düşük veya yüksek faizli kredileri Müslüman olduğu halde alabilen bizim insanımız değil mi?
Ticarette daha fazla kazanmak için her türlü hile ve desiseye bulaşan bizim tüccarımız, sanayicimiz değil mi?
Çok yazık…
Hepimize yazık…
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.