1. YAZARLAR

  2. Mesut Ercüment

  3. Sanal Kafesler
Mesut Ercüment

Mesut Ercüment

Yazarın Tüm Yazıları >

Sanal Kafesler

A+A-
Bilgi çağındayız, teknoloji öyle hızlı ilerliyor ki çocukların kaybolmaması için yanlarında süreci kavrayan ve biçimlendiren birilerinin olması gerek.

Teknolojinin kolaylıkları insanın oturduğu yerden işini görmesine olanak sağlıyor. Bu da insanın hantallaşmasına ve dünyanın sadece internetten ibaret olduğunu düşünmesine neden oluyor. Artık insanlar internet üzerinden denetleniyor, engelleniyor, sohbet ediyor, tartışıyor vs. Kısacası hayatın kalbi artık internet üzerinde yani teknolojide atıyor. Artık insanlar(özellikle de gençler) dünyayı tanımlarken sadece teknoloji üzerinden tanımlamaya başladı. Dünyanın her yerine anında bağlanarak görüntü ve video alabiliyor. İstediği kişiyle internet üzerinden görüntülü sohbet edebiliyor. Bunun gibi özellikler iyi gibi gözükse de, insanların masa başında ve önlerindeki bilgisayarlara hapsolmalarına neden oluyor. İnsan doğasından uzaklaşırsa değişik bir hal alır. Sadece teknolojiyle yatıp kalkan ve internet bağımlısı gençlerin, insanlarla olan ilişkisi de masa başında hareketsiz bir şekilde geçen saatlere bağlı kalır.

Şöyle düşüne biliriz bu durumu: Çita dünyanın en hızlı koşan hayvanı. Yetişkin bir çita, saatte 115 kilometreye kadar hızla koşabilir. Ve bu hıza 600 metrede ulaşabiliyor. Doğal ortamında büyümeyen bu hayvanı 100 metre genişliğinde bir kafese tıkarsanız ne olur? 115 kilometre hızla asla koşamaz hale gelir. Bu hıza ulaşabilmesi için ciddi bir zamana ve antrenmana ihtiyaç duyacaktır. Kafes 100 metre genişliğinde olduğuna göre doğal ortamında yetişmeyen bu çita için 115 kilometre sadece hayal ürünüdür. Eğer kafeste yaşamaya devam ederse, bu onun için hayal bile olamayacaktır. Çünkü kafeste yaşayan çitalar 40 kilometre koşabildiler ve dışarda 115 kilometre hızla koşabilen çitalardan bihaber yaşadılar.

Bu örneği niye mi anlattım? Hemen açıklayayım. Şimdiki gençleri de kafesteki çita gibi düşünün. O kadar alışmışlar ki kafeslerine, 115 nedir bilmiyorlar. Kafeslerde mutlu yaşarken, yanlış yolda olduklarını göremeyecek kadar da kör olmuşlar. Aslına bakılırsa gençlerinde pek bir suçu yok. Çünkü sanal gerçekliğin olduğu bir dünyada gözlerini açtılar. Haliyle hayatı masa başında bir elinde cep telefonu diğer elinde tablet karşısında bilgisayarla hayatının ne kadar mutlu olduğunu düşünerek ve istediği herkesle sanal ortamda konuşup tatmin olmakla geçiyor. Şunu unutmamak gerekiyor. Teknolojiyi hayatınızdan ne kadar çok azaltırsanız bir o kadar gerçek olursunuz. Ailenizle o kadar mutlu olursunuz. Çevrenizde ki insanların farkına varırsınız. İnsan olduğunuzun ve karşınızdaki insanla yüz yüze iletişimin ne kadar samimi ve güzel olduğunu farkına varırsınız. Teknolojinin getirdiği tehlikelerin farkına varmamız ve hayatımızda kapladığı alanı azaltmamız gerekiyor. Geleceğimizin mimarı olarak gördüğümüz genç nesillerin beyinlerini teknolojiyle uyuşturmayalım. Daha bilinçli ve sadece lazım olduğu zaman kullanmaya özen göstermemiz gerekiyor. Küçük yaşta ki çocukların eline telefon değil kitap vermeliyiz. Hayata bilgisayar ile değil, sokakta gerçek arkadaşlarıyla bağlanmasını sağlamalıyız. Yoksa bu teknoloji ne şimdiki gençleri ne de gelecekteki nesillere zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz. Daha geç olmadan bilinçlenelim ve gelecek nesillerimizi hep beraber kurtaralım.
Bu yazı toplam 516 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.