1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Savaşa Elbette Hayır Lakin…
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Savaşa Elbette Hayır Lakin…

A+A-

Rabbimizin insanlara gönderdiği son kitabı Kur’an’da “asıl olan barış” dır buyrulurken (Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven..” (Enfal), bununla  birlikte din, can ve mal güvenliğini sağlamak için savaşa da izin verilmiştir. Konu ile ilgili onlarca ayet vardır yüce kitabımızda:  “Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere; oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir…”
Savaş insanlık tarihi boyunca var olan bir olgudur.  Her dönemde,  her dinde ve kültürde bir savaş anlayışının olduğunu görmek mümkündür. Dine dayalı olmayan toplumlarda savaşın şeklini, toplumlar veya o toplumları yöneten idareciler belirlerken, dine dayalı olan toplumlarda ise bu şekli “din” belirlemiştir. Onun için her dinin kuralları içerisinde savaşlar ve savaşlardan bahseden bazı hükümler bulmak mümkündür.
 Dinleri savaşların ve kanın müsebbibi gören ideolojiler, (kominizim, faşizm ) devlet olunca dinlerin sebep olduğu savaşların on katı savaş çıkarttılar. Tüm bunlar gösteriyor ki savaş (elbette güzel bir olay değil ama ) insanlığın ayrılmaz bir parçası. İnsanlar ve devletler mümkün olduğunca savaştan kaçınacak lakin son raddeye gelindiğinde de, “ vira bismillah” deyip cihada çıkacak, kutsal bir amaç uğruna yapılan harpten de kaçmayacaklar. Böyle olursa dünyada barış hâkim olur. Bunun canlı kanıtı Peygamberimiz (sav)dönemidir. “Asl olan barıştır”  diyen peygamberimiz birçok savaş yaptı. 13 yıllık devlet (Medine dönemi) döneminde çok az sayıda zayiatla Arap yarımadasının tümüne hâkim oldu.
DAHA FAZLA MÜSLÜMAN KANI DÖKÜLMESİN DİYE…
Kahraman Mehmetçiğin Bu gün yarın başlayacak ( belki de başlamış olan) olan Fırat’ın doğusundaki Barış harekâtının kutsal bir amacı var:  Dünyanın en zalim, en katil devleti olan ABD nin,  yine Dünyayı ve tüm insanlığı elindeki parasal imkânlarla ve iletişim vasıtaları ile kaosa, yok oluşa sürükleyen İsrail’in elinde bir oyuncak haline dönüşen PKK /YPG nin çanına ot tıkamak. Birinci dünya savaşında Osmanlıyı parçalayarak, O’nun içinden 30 yakın devletçik çıkaran “gavur” taifesi bu günlerde O,  otuza ‘a yeni otuzlar eklemek istiyorlar. Bu parçalanmalar deveme ettikçe Müslüman kanı daha fazla dökülecek.  Türkiye’nin, (Mehmetçiğin) Suriye’nin kuzeyine yapacağı hareketin gerçek amacı bu… Eğer bugün ABD nin bölgedeki “zehirli kaması” olan YPG ye engel olamazsak, yarın daha büyük gaileler başta Türkiye olmak üzere tüm ümmeti bekliyor olacak.  
Bu savaşın asıl amacı bu iken, bazıları işgüzarlık yaparak, “savaşa hayır, barışa evet…” “ne işimiz var bizim Suriye de?”(ABD’nin ne işi var demez bu güruh  )   “ABD yi kızdırmayalım”  “Mehmetçiğin kanı kimler için akacak…” Gibi görünürde masum, özünde ise şimdiye kadar dökülen Türk, Kürt, Arap kısaca ümmet kanını perdeleyen ve bundan sonra dökülecek kanlara da yol veren açıklamalar hem samimiyetsiz, hem de hayatın akışına zıt sözlerdir.     
Katil örgütlere, katil devletlere( ABD başta olmak üzere tüm emperyalist devletleri kastediyorum) gık demeyen bu sözde barış havarileri, ne zaman Müslümanlar,  Türkler haklarını korumak için savaşa mecbur kalıpta meydana çıkarlarsa, sahiplerinin sesi olarak başlarlar karga gibi ötmeye. Çünkü bunlar akrep huyludur. Akrep ise akrep huyundan asla vazgeçmez.
Rabbim ümmet-i Muhammed’e ve tüm mazlumlara merhamet etsin. Ordumuza Nusret nasip etsin. Âmin

Bu yazı toplam 926 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.