1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Sebebi Ziyaret
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Sebebi Ziyaret

A+A-

Her hafta pazartesi günleri bu köşeden sizlere misafir olup değerli vaktinizi alıyorum. Hali hazırda bu ziyaretlerde göstermiş olduğunuz ilgi ve yakınlık için teşekkür ederim.
Sebebi ziyaretimiz malum! Bir kız isteme merasiminde olmadığımız için lütfen rahat olunuz. Kendimizi kasmaya, birbirimize zoraki gülümsemeler eşliğinde nezaket sözcükleri kullanmaya da gerek yoktur. Çünkü birbirimize yabancı değiliz, sizler beni tanıyorsunuz ben de sizleri tanıyorum. En azından tanıdığımızı zannediyorum. Buradaki maksadım sadece duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaktır. 
Bunun yanında her dediğimizi her zaman yapacak kadar mükemmel insanlar da değiliz. İlla ki hatalarımız ve kusurlarımız olmuştur, olacaktır da! Sizin de aynı şekilde hatalarınız ve kusurlarınız olabilir. Bu nedenle birbirimize mükemmel görünmeye çalışmak yerine dürüst olmalıyız. Sebebi ziyaretimiz de bu düşüncelerden hareketle kendi iç dünyamıza bir ziyaret yapmaktır.  
Kendimize ilişkin ilk ziyaretimiz mutluluk üzerine olsun. Niçin mutlu oluyoruz ya da olmuyoruz? Gerçekten rahmetli Müslüm Gürses’in “mutluluk kapımızı çalmadı gitti” dediği gibi kapıyı çalarak mı geliyor mutluluk? Yoksa biz arayıp kendimiz mi buluyoruz? Ya da mutluluğu dışarıdan özellikle sosyal medyadan gelecek bildirimlere bağlı bir hayatı mı yaşıyoruz? İtiraf edelim ki sosyal medyadan gelecek bildirimlerin ışığında mutlu ya da mutsuz oluyoruz. Paylaşımlarımız çok beğeni alırsa gülümsüyoruz, almıyorsa gülümsemiyoruz. Çok beğeni ve yorum alıp onaylanan paylaşımlarımızın doğru olduğuna olan inancımız pekişiyor, az beğeni alan paylaşımlarımızın doğruluğuna olan inancımız ise zayıflıyor. Evet, kısmen bu anlaşılabilir bir durumdur fakat buna esir olmak da yanlıştır.
Sosyal medya beğenileri KDV ve vergisi ödenmemiş, reel karşılığı olmayan bir mutluluktur. Sosyal medyadan sahte mutluluk pozları ile kendi kendimizi avutmuş ve oyalamış oluyoruz. Bu nedenle hayatı da zabıta görünce kaçan seyyar satıcılar gibi yaşamaya başladığımızı düşünmeye başladım. Sanki zabıta geleceği kaygısıyla tedirgin bir seyyar satıcının ruh hali içerisindeyiz.
Ayrıca çok zaman “dünü” veya “yarını” yaşamaya çalışıyor, “geçmişin pişmanlıkları” ile “yarından beklediklerimiz” arasında “bugünü” kaçırıyoruz. Oysa “şu an’a” şimdiye odaklanmalıyız. Nedensiz sevmek, gülümsemek, dürüst olmak, tamah ve hırstan uzak durmak, kanaat etmek, elimizde olan imkânlar ile yetinmesini bilmek mutluluk için yeterli olacak değerlerdir. Mutlulukla kalın…
 

Bu yazı toplam 745 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.