1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. SEÇİM BİTTİ, ŞİMDİ HALKI KAZANMA VAKTİDİR…
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

SEÇİM BİTTİ, ŞİMDİ HALKI KAZANMA VAKTİDİR…

A+A-

Sonuçlar vatana ve millete hayırlı olur inşallah. Beklenenden farklı bir durum ortaya çıkmadı. AK Parti nispeten oy kaybına uğradı. MHP’nin verdiği destekle aslında bir nebze durumu idare etti. Bunu da aşağı yukarı tahminlerle bilsek te Ankara, Antalya gibi illerde kaybetmesi ve İstanbul’un da kıl payı kaybedilmesi halkın ciddi bir uyarısıydı. Umarım gereken ders alınır. “Bundan sonrası için ülkemizi çatışmacı değil, kucaklayıcı ve ötekileştirici olmayan bir siyasi anlayışla idare etmenin gerekliliğine vurgu yapılır” tespitimin akabinde yazıma geçeyim. 
Bu ülke çocuğuyla, genciyle, orta yaşlısıyla, ihtiyarıyla hepimizindir. Bu güzel vatanı mühafaza ve müdafaa etme durumunda siyasi bir görüş aranmaksızın yiğit birer erler olarak cenge çıkıp kanımızın son damlasına kadar muhafaza etme olgunluğunda ve karakter yapısında bir milletiz. 
Hafta sonu geçekleştirilen seçimlerde birileri kazandı veya kaybetti. Buna fazla takılıp gerçek sorunlarımızı gözardı etmemeliyiz. Yurdumuzu müdafaa uğrunda nice can vermiş, kan dökmüş, şehit ve gazilerimizin hatırına bu olgunluğu taşımak zorundayız. Başka bir seçeneğimiz yok.
Siyasilerin tepede birbiriyle itişip kakışırcasına izledikleri siyaset anlayışını kabul etmem. Bunda bile bir olgunluk ve oturmuşluk ararım. Bu olmadığı sürece halkımızın arasında ikiliklerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Muhalefet partilerinin özellikle bu hususta gerekli hassasiyeti sağlaması ve attığı adımlarda bu duruma gereken önemi göstermesi elzemdir. Siyaseti çıkar uğruna değil, hizmet uğruna görüp değerlendirenlerin el üstünde tutulması gereklidir. Bu noktada kaybeden oluyoruz. Siyaseti çocuksu bir bakış açısıyla değerlendirme mantığımız son yıllarda zirve yapmaya başlamıştır. Siyaset o kadar hassas bir konudur ki seçim sonrasında kazananların diğer siyasi partileri destekleyenlere karşı da en az kendisini destekleyenler oranında sıcak yaklaşması ve sorunların çözümünde ortada engellerin olmadığına inanarak yol alması lazımdır. 
Siyaset, hınç alma yahutta birileriyle çekişme ortamı değildir. Siyaset, toplumun ortak noktalarda birlikteliğini muhafaza ederek çoğunluğun istekleri doğrultusunda azınlığı da dışlamaksızın birbiriyle çatıştırmaksızın yol alabilme noktasında seyir izlemek zorundadır. 
Bu siyaset dışında da farklı sayılmaz. Bir resmi dairede çalışıyorsanız üzerinizde etkili ve yetkili olanların fikri açıdan sizinle tezat teşkil etmesi oldukça olağandır. Ama bunu bahane ederek, çatışıp kavga ve gürültü yoluyla problemlerin çözümüne gitmekte o denli olağandışıdır.
Çalıştığınız işyerinde dahi fikri açıdan uyumsuz olduğunuz kişi veya kişilerle çalışıp ortak maslahatlar ve hedeflere ulaşmada oldukça mükemmel bir yol izleyebiliyorsunuz. Bu siyasette de farklı değildir. İnsanın olduğu her noktada fikirsel çatışmalar zemini olacaktır. Bu olmadığında anormallik var demektir. 
Yazıma girişte de zikrettiğim gibi çevrenizde sizinle aynı görüşte olmayan insanlara yönelik tavırlarınızın yıkıcılıktan öte yapıcı olması gerektiği inancındayım. 
Doğrular her zaman ortadadır. Bu doğruların uygulanmasında insanların sevk ve idare edilmesi noktasında kriterler ortadadır. Bu kriterlere uyulmadığı takdirde her zaman çatışma yaşarsınız. 
Nitekim bundan 20 sene kadar önce fikri açıdan insanımızın gayet hür iradesiyle tercihini yapabileceği bazı alanlarda hürriyetlerinin elinden alınmasıyla halkımız arasında ikilikler ortaya çıkmış bu zamanla çatışma ortamına da zemin hazırlamıştır. 
Bir devletin kendi vatandaşının dini veya ideolojik konularda tercih ettiği durumlara karşın onları kendi doğrularına zorla çekme mantığından hareket metodu benimsenmiş olması ülkemizde huzursuzluğun başlıca sebebi olmuştu. 
Bırakın başını kapatan, kapatsın. Açan açsın. Bunu siz dayatmacı mantıkla çözme yoluna gittiğiniz takdirde halkın huzurunu bozarsınız. 
1990’lı yılların sonlarında döndüğüm Ezher Üniversitesi’nde okuduğumuz için rahatsız olan sözde sosyal devletimiz, önce denklik haklarımızı iptal etmiş ve onca öğrenciyi huzursuz etmişti. O günlerde hakkı gaspedilen yüzlerce öğrencinin denklik konusunda yaşadıkları sorunlar sonrasında koskoca yıllar geçmiş, yaşı 50’lere ulaşmış hatta geçmiş olan onca öğrenci kendi imkanları nispetince bulabildiği işlere yerleşmek suretiyle hayatını gücün idare ettirebilme imkanı elde edebilmişti. Bugün haklar iade edilmiş olsa da yaşı kemale ermiş olan arkadaşlarımızın birçoğu memur olma şansını yitirdiği gibi hasbelkader edindiği iş vesilesiyle hayatını idare ettirebilme yolunu bırakıp tekrar başa dönmek gibi bir düşünceye kapılmasının anlamı kalmamıştır. 
İşte başından beri anlatmaya çalıştığım husus budur. Seçimler yapılmıştır. Kazanan kazanmış, kaybeden kaybetmiştir. O kadar…
Biz bundan sonrasına bakalım. Birbirimizin haklarını ziyan etme yerine makul hakları insanların elinden almayalım. Hakkı gaspedilen insanlara kucak açarak yaşamını huzurla sürdürmesine destek olalım. Ekonomik açıdan halkımıza nefes aldıracak çözümler üretelim. Bu yapılmadıkça en korkunç sorgu sebebi olan kul hakkıyla muhatap olmak zorunda kalırsınız ki, vay o zaman halinize!        
 

Bu yazı toplam 1107 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.